seafret

RÖPORTAJ: SEAFRET

İngiltere’nin küçük bir kasabası Bridlington’da tanıştıktan sonra Londra’ya taşınıp şarkı yazmaya başlayan ikili, Seafret‘in yarısı Harry Draper‘a; kliplerinin sırrını, Ocean klibinde oynayan Maisie Williams’ı ve İstanbul konserini sorduğumuz kısa bir röportaj gerçekleştirdik. Salon İKSV’de gerçekleşecek konserleri öncesinde okumadan geçmeyin.

Öncelikle nasılsınız? Yeni yıl dilekleriniz ne durumda?

İyiyim. Yeni yıla ulaşabildiğimiz kadar insana şarkılarımızı çalabilmek için çıkabildiğimiz kadar tura çıkma amacıyla başladık. Dürüst olursam da tam olarak bu dileği gerçekleştirmek istemem. Hep ulaşabildiğimiz daha fazla insan olsun isterim.

Farklı bir tanışma hikayeniz var. Bizim için tekrar anlatır mısın?

Jack ile bir açık mikrofon gecesinde tanıştık. Jack ilk defa seyirci karşısında çalıyordu ve ben de oraya babamın country grubunda banjo çalmak için gitmiştim. Jack’in şarkı söylemesini duyunca büyülendim ve direkt onun yanına gittim. Kesinlikle beraber takılmamız gerektiğini söyledim. İkimiz de bu şekle dönüşeceğini tahmin etmiyorduk.

Klipleriniz çok etkileyici ve onları tekrar tekrar izlemeyi çok seviyoruz. Bunu nasıl başarıyorsunuz? Sırrınız nedir?

Her zaman aşikar olanı yapmamaya çalışıyoruz. Her ne kadar şarkılarımızın çoğu aşk ve kayıplarla ilgili olsa da normal ilişkiler üzerinden düşünmemeye çalışıyoruz. Kalıpların dışında bir şeyler düşünmeye çalışıyoruz. Bizim için de eğlenceli bir durum.

Ocean’ın klibinde Game Of Thrones’un Arya’sı Maisie Williams’ı gördük. Peki bu nasıl gerçekleşti?

Klibin senaryosu üzerinde yönetmen Johnathon Entwistle ile beraber çalışıyorduk. Ortaya çıkan şeyden mutlu olunca yönetmenimiz bir kaç oyuncuya senaryoyu attı. Maisie Williams’ın kabul edeceğini öngörmüyorduk açıkçası ama kabul etti. 2 hafta sonra Doğu Londra’da bir sette klibi çekiyorduk. Çılgın bir andı.

Geçtiğimiz yıl ilk albümünüz Tell Me It’s Real’ı yayınladınız. Bu süreç sizin açınızdan nasıl geçti?

Üzerinde 2 yıldan fazla bir süre harcadığımız bir kayıt süreci oldu. Şarkıları yazmaktan başlayıp son rötuşlarını yapana kadar hep ağırdan aldık. Şarkılarımızı bütün dünyaya dinletmeden önce bize doğru hissettirmesi için üzerinde çok zaman harcadık. Albüm bitti dediğimiz an bizim için ürkütücü bir andı.

Tura çıktığınız zaman hangi şehri daha çok özlüyorsunuz? Londra mı Bridlington mu?

Benim için Bridlington. Tura çıkmak çok yorucu ve turun sonundan her zaman kırsal bir yere dönmek dinlenmek açısından daha iyi.

İstanbul’daki ilk konseriniz olacak. Peki daha önce İstanbul’da bulundunuz mu? Beklentileriniz ne?

Hayır, İstanbul’a da ilk defa geliyoruz. Şehriniz resimlerden güzel gözüküyor ve kesinlikle keşfetmek için zaman ayıracağız.

Konserinize gelecek insanlara ne tavsiye edersiniz? O gece neler göreceğiz ve duyacağız?

Her çıktığımız konserde eğlenebildiğimiz kadar eğlenmeye çabalıyoruz. Tell Me It’s Real albümünden şarkılar çalacağımız gibi birkaç yeni parça da çalacağız. Bir de konser sonrası gelen herkesle tanışmaya can atıyoruz.

 

SALON İKSV: 2017 BAHAR

2017 yılından çok beklentimiz yok açıkçası ama yine de Salon İKSV yüzümüzü güldüren az şeyden biri. Açıkladığı isimlerle yeni yılda da bizi bulabileceğiniz bir adres olarak devam edecek.

Seafret (1 Mart) : “Arya Stark” içeren klibiyle dikkatimizi çeken ama yaptıkları müzikle kalbimizde yer edinen Seafret, keşke gelse dediğimiz gruplardandı. 1 Mart’ta da buradalar. Daha ne olsun.

The Radio Dept. (28 Nisan) : Başımızın üstünde yeri olan grup The Radio Dept. tekrar Salon İKSV’de. Huzur bulmak için biraz bekleyeceğiz.

Nilüfer Yanya (27 Ocak) : Böyle bir sesin yankı bulmaması imkansızdı. Play Tuşu işbirliğinde sahne alacak Nilüfer Yanya’dan yana beklentimiz büyük.

Moddi (18 – 19 Ocak) : Arayı pek açmak istemeyen Moddi, tekrar Salon sahnesine çıkmaya hazırlanıyor. Bu sefer iki gece üst üste.

Riff Cohen (19 – 20 Nisan) : Sevenlerini daha da sevindirecek haber Salon İKSV’den.

Jakuzi (21 Ocak) : Son zamanların bu topraklardan çıkan en heyecan veren gruplarından. Biletinizi şimdiden alın sonraya kalmıyor.

The Dears (11 Şubat) : Montreal’den çıkıp hayatlarına kulaklara bayram olarak devam eden grup tekrardan performans sergilemek için İstanbul’dalar.

Ah! Kosmos (28 Ocak) : Şimdiye kadar Ah! Kosmos’u canlı dinlemediyseniz bizim hatamız, tekrar izlemek istememeniz de sizin.

GAME OF THRONES’TAN MÜZİĞE TAŞANLAR

Game of Thrones‘un merakla beklenen yeni sezonu 12 Nisan‘da geliyor. Yeni sezonu beklerken ya da önceki sezonları izlerken “Bu insanlar gerçekten doğaüstü olaylar ve entrikalarla dolu bir çağda mı yaşamışlar, gerçek hayatta nelerle uğraşıyorlar acaba?” sorularının neredeyse tüm iyi oyunlarda olduğu gibi “Taht Oyunları’nda” da müzikle içli dışlı olan cevaplarını  sizler için bir araya getirdik.

Öncelikle hepimizin takdirini toplayıp onuru uğruna ölen ilk “koca yürekli kurt” Sean Bean, nam-ı diğer Eddard Stark’la başlayalım. Hayranları Sean Bean’in oynadığı filmlerde izleyicinin gönlünü fethetmesinin hemen ardından ölmesine çok kızmış görünüyor ki şöyle bir şarkı yapmışlar. Evet, müzikal kalitesi tartışılır ancak içtenliğine bir şey diyemeyiz. İkincil olarak da kuzeyin onurlu kurtunun spor arabaya binmiş, fiyakalı bir ağabey olarak karşımıza çıktığı Moby – We Are All Made of Stars şarkısını beğeninize sunarak Stark Hanesi’nden devam ediyoruz.

Ailenin haşin kızı Arya Stark (Maisie Williams) yaşına daha uygun bir rolle Seafret‘in Oceans şarkısında dış dünyada bir “loser” fakat derinlerde mütevazı bir kahraman olarak karşımıza çıkıyor ve evet, yine adalet arıyor.

Stark ailesinin kızları müzik videolarında diziden sonra kendine oldukça yer bulmuşa benziyor. Ailenin en talihsiz kızı sayılabilecek Sansa Stark’ı da (Sophie Turner) Bastille‘in Oblivion şarkısında görüyoruz.

Son olarak da Stark Ailesi’nin sadık hizmetkarı-tatlı devi Hodor (Kristian Nairn) Dj setiyle bizleri şaşırtıyor.

Lennister Ailesi müzik dünyasında karşımıza pek çıkmıyor. Aslanlar’dan sadece Imp’i (Peter Dinklage) biraz espirili bir yolla, rivayetlere göre 343 kez kendi adını söylediği, Lennisterların egosuna yaraşır bir videoda görüyoruz. Diyaframına hayran olsak da sesi hakkında aynı şeyi söylemek zor.

Strateji geliştirme, entrika ve zenginlik konularında Lennisterlarla özellikle 4. sezonda tek yarışabilir hane gibi görünen Tyrelller müzik konusunda “kedi canını senin” dediğimiz Natalie Dormer ve büyükannesi Diana Rigg sayesinde birkaç adım önde.

Sıra geldi “ejderhaların annesi” (Emilia Clarke) ve ilk gözdesi Khal Drago’ya (Jason Momoa). Vahşi aşığımız  belki de güzeller güzeli Khaleesimizin kalbini sadece kaslı vücuduyla değil de, aynı zamanda şu kısa gitar dinletisiyle çalmıştır. Aynı zamanda son Targeryen’ın on parmağında on marifet varmış gibi duruyor. Kendisinin güzel sesini şuradan duyabileceğiniz gibi, yetinmezseniz diye bir de The Waterboys’un Fisherman Blues performansını da şöyle bırakıyoruz. Fakat bildiğiniz gibi Khaleesi’nin çok aşığı var diyorlar. Bunlardan biri de “zaruri emekli” Sir Jorah Mormont. (Iaian Glen) Kendisi ejderhalara çok özenmiş olacak ki, uçmak istiyor.

Dizinin en saman altından su yürüten karakterlerinden Littlefinger (Aidan Gillen) da istenen adam olarak I Draw Slow’un Valentine şarkısında karşımıza çıkarak bizi şaşırtıyor.

Baratheonların anne sevgisi görmeyen küçük prensesi Shireen (Kerry Ingram) da esasen bir çocuk-star olarak karşımıza çıkıyor ve güzel sesiyle bizleri etkiliyor.

Stannis’in sağ kolu Sir Davos (Liam Cunningham) ne kadar başarılı bir oyuncu olduğunu bir de Kodaline’in High Hopes şarkısında kanıtlarken pek de haz etmediği Melisandre’nin (Carice van Houten) bir de müzik kariyeri olduğunu öğrendiğimizde biz de çokça şaşırdık.

Son olarak vahşilerden çilli güzel Ygritte’i (Rose Leslie) Tribes’ın Reincarnate şarkısında arka koltukta uzaklara giderken görüyoruz ve güzelliğiyle büyüleniyoruz.

Tüm müzikle alakalı Game of Thrones oyuncularından sonra doğrudan ya da dolaylı alakaları olmasa da unutmak istemediğimiz iki de bonus var. Sibel Kekilli (Shae) ve Lilly Allen‘ın küçük kardeşi Alfie Allen. (Theon Greyjoy) Belki yüreğinizi dağlamak istersiniz, Sibel Kekilli’nin hangi sahneyle gerçek bir oyuncu olduğunu tekrar görmek istersiniz diye Gegen die Wand‘dan (Duvara Karşı) şu sahneleri ve belki Alfie Allen’ın -fikrimce- neden Owen soyadını kullanmak istediğini öğrenmek istersiniz diye Lilly Allen’ın kardeşine ithaf ettiği Alfie adlı eğlenceli şarkıyı buraya bırakarak yeni sezona bir an önce kavuşmanızı diliyoruz. “Winter is Coming