sezen aksu

TOP 10: LEVENT YÜKSEL

90’ları tabii ki bir çok isimle hatırlıyoruz ancak 1 albüm var ki bambaşka müzik türlerine ilgi duysak da bu albümü hep birlikte ezbere  söyleyebiliyoruz: Med Cezir. Top 10’i de bu albümün üstüne yapmayı çok isterdim ancak yine o zamanlardan çok sevdiğimiz şarkılarını es geçemedim. Zira bir çoğu minnak yaşımdaki ilk aşklarıma, ilk travmalarıma, ergenlik sancılarıma kadar uzanıyor. Hala bugün bile duygulara tercüman ediyor.  İnsanın çocukluğundan bir parça bulması da bu nostalji kuşağına anlam katarken şarkılara buradan başlayalım öyleyse:

10. Ya Sonra

Nadir neşelendiğimiz anlarda bile “Sen, hoşçakal!”

 

9. Mutlu Ol Yeter

Levent Yüksel’in henüz bu sene (2017) yayınladığı albüm Hayatıma Dokunan Şarkılar, bizim neslin çocukluk travmalarına da dokunan şarkılardan oluşuyor. Tüm yorumların şahane olduğu albümde Mutlu Ol Yeter’i kendisinden canlı dinlediğim için listedeki yerine bırakıyorum:

8. Yas

Edebiyat/ Türkçe derslerinde okutulabilecek bir şarkı sözü bütününe sahip Yas, yine bir çoğumuzda demlendikçe anlamını buldu:

7. Beni Bırakın

Yaşlandığımı ilk bu sözlerle anladım; “Beni bırakın bu caddelerde”

6. Karaağaç

Dinlemesi zor olan bu şarkıyı söylerken Levent Yüksel nasıl hissediyor diye düşünürdüm hep:

5. Yeter ki Onursuz Olmasın Aşk

“Hadi hazırım, yeter ki onursuz olmasınnn aşk!”

4. Med cezir

Bu nesil de böyle şarkılarla büyüsün isterdik.

3. Kadınım

Sezen Aksu ile Levent Yüksel’in güçlerini bir araya getirip bir insanın duygularına nasıl tercüman oluruz, canlarını müzikle nasıl yakarız dedikleri bu başyapıt için saygı duruşuna geçiyoruz:

2. Tuana

Evrensel ve her güne uygun melodisiyle Tuana ile az mı hem dertlenip hem de dans ettik? Şu şarkıdan keyif almayanı henüz tanımıyorum.

1.  Zalim

“Seyret perişan halimi bende akşam olmakta
Dostlar seyrelmiş beyhude lafla vakit dolmakta
Avare oldum serseri oldum terki diyarda
Zalim senin Allah’ın yok mu?
Yarın gözü yüksekte benim bir kuru aşkım var
Düşmanlarım nisbette behey kara vicdanlı yar
Yağdı saçlarıma genç yaşımda lapa lapa kar
Zalim senin Allah’ın yok mu?”

 

THE “KAMURAN KOLÇAK” SHOW

Aylardan Mayıs, mevsimlerden ilkbahardı, Kamuran Kolçak ile bir araya gelmiştik. Belki tembellikten, belki kötü karma, belki de tanrıların çıkar çatışmaları yüzünden ama muhtemelen tembellikten, kendisiyle yaptığımız röportajı yayınlamak bir türlü mümkün olmamıştı. Geçtiğimiz günlerde bir araya geldik, sohbeti güncelledik, bilgileri tazeledik ve bu uzun sürecin ardından, sonunda, yaptığımız güzel sohbet buracıkta.

Keyifli okumalar olsun.

Kamuran Kolçak Facebook
Kamuran Kolçak Instagram
Kamuran Kolçak Twitter

– Öncelikle “Naber?” diye sormak gerek. Nasıl gidiyor Melike?

İyi Büşra, Mayıs’ta bıraktığından çok farklı değil aslında ritmik olarak, konserler ve gezmeler ve yaymalar. Bir de taşınmaya çalışıyorum bir yandan…

-Seni tanımayanlar için bir soralım Melike neler ne yapar, neler eder? Biraz kendini anlatsan ya bize.

Ben şarkı söylüyorum sevgili Büşra, şarkıcıyım. An itibariyle Baba Zula’yla söylüyorum, 1 seneden fazla oldu sanırım. Yollar yollar, gidiyoruz Baba Zula’yla. Bir de iki yeni şarkı kaydettik. Hayırlısıyla önümüzdeki günlerde dinleriz hep beraber.

Kamuran Kolçak ve Gönül Dostları adında projem var. Bu projemizde de çok sevgili dostlarım ve çok yetenekli müzisyenler Volkan Akkoç ve Özgür Salıcı ile birlikte çocukluğumuzdaki bazı
şarkıları yeniden gündeme getirmeye çalışıyoruz. Çoğunlukla Sezen Aksu, aslında çoğunlukla Onno Tunç eli değmiş şarkılar. Ama işte ara verdik biraz konserlere, türlü yoğunluklar oldu bu yaz. Geri dönmek istiyoruz bir ara. Hepimiz özledik.

Bu yaz bir de Shantel’in EP’sinde yayınlanacak bir şarkı üzerinde çalıştım. Kayıtlar bitti, umarım onu da kısa zamanda dinleriz.

– Baba Zula’yla konserler aralıksız devam ediyor herhalde. Geçen seneden beri sürekli devam eden bir konser durumu gözlemliyorum. Nasıl kendileriyle çalışmak?

Sezon hızlı başladı. izmir’de Hayal Kahvesi’ndeyim mesela şu an. Dün Denizli’deydik, yarın Kuşadası sonra İstanbul, sonra -çok heyecanlı- Berlin’de konser var. Hava da çok değişkenli hasta olmadan bitirebilirsem bu yolları rahata ereceğim. Kendileriyle çalışmak şahane vallahi, bu sahne olayları bol sürprizli. Öğren dur, macera dolu Amerika.

Peki ne oldu, nasıl oldu da kendini Baba Zula’yla sahnede buldun?

Ben üniversite 3. sınıfta Gülbaba Music diye bir müzik menajerlik şirketinde çalışıyordum. O zamanki patronlarım şu an menajerlerim diyorum (gülüyoruz) Ahmetcan ve Serhan’la çalışıyoruz.

O da tatlı bir geçiş değil mi?

Aynen, çok tatlı bir geçiş. Neyse ben orada onlara asistanlık yapıyorum, çeşitli müzisyenlerin konserlerinde çalıştım ettim. Baba Zula da Ahmetcan’la çalışıyor. Sonra bir gün Ahmetcan “Baba Zula yeni bir vokal arıyor, denemek ister misin?” dedi. Ve o anı hiç unutmuyorum, üçüncü sınıf bahar döneminin son ödevinin son paragrafındayım ama baygınlık geçiriyorum artık ödevden. Tam ben o halde ödevin son paragrafını yazmaya çalışırken Ahmetcan aradı ve bunu söyledi. Paragrafa devam etmedim Büşra. (Gülüyoruz) Cümleyi tamamladım ve dedim ki “Melike, hayatının kalan kısmında eminim ki bunlarla uğraşmayacaksın.” Olduğu gibi yolladım ki herkesin AA aldığı dersten BA almıştım. Sonra da denemeler oldu. Murat Ertel’in stüdyosuna gittim, birkaç şarkıya çalışmıştım onlara baktık.

Haziran ayında olmuştu bu deneme, benim ilk sahnem 2011 Ekim’de Berlin’de oldu. O konuda da çok şanslıyım, ben Berlin’de Erasmus yapıyordum, Baba Zula’nın da orada bir konseri vardı ve oranın da böyle güzel kulüplerinden bir tanesinde. Ahmetcan aradı “Berlin’e konsere geliyoruz, şarkı söyler misin?” diye ve yani tabii ki söylerim. İlk konser oydu, o yüzden ne zaman Berlin’de çalsak böyle kelebek gibi oluyorum.

– Baba Zula oldukça büyük bir deneyim aslında. Genç yaşta, çok kısa sürede, çok tecrübeli isimlerle, bir sürü farklı sahnede çıkma şansı elde ettin. Büyümüş hissediyor musun?

Tabii canım elbette büyüdüm. Her seferinde yeni bir şeyler geliyor. Düşünsene hepsi ayrı hikaye, bir sürü farklı şehir, sahne; bir sürü farklı insan seni dinliyor, onların hikayeleriyle kesişiyorsun. Sadece sahne de değil tabi, haricinde de Murat’tan ve Levent’ten o kadar çok şey öğreniyorum ki. Yol uzun ama koşmak gerek. Daha tonlarca şey var. İşimi o yüzden çok seviyorum, heyecan garantili.

– Anlatabileceğin ilginç bir anı, unutamadığın bir şeyler vardır o zaman muhakkak.

Geçen gün çok güzel bir şey oldu. Düzce’de konser verdik, İstanbul’a dönerken de karınlar aç, bir şeyler yiyelim dedik. Bir dinlenme tesisi bulduk, sulu yemek çorba kafası, dedik olurlu. Geçtik oturduk, sonra bir baktık televizyonda Tabutta Rövaşata var. Baba Zula’nın kuruluş projesi. Aşırı duygulandım ve hayatta böyle tesadüfler olması çok şahane geldi. Ne işi var o filmin Düzce İstanbul yolunda bizim oturduğumuz dinlenme tesisinde, gecenin bir vakti…

Peki ya Kamuran? Neden Melike değil de Kamuran?

Kamuran aslında genel olarak benim bu yola koyduğum isim gibi bir şey. Sahnedeki halimle normal hayattaki halim arasında müthiş bir ayrım var. Genç yaşımda Kasdav’da şarkı söylerken fark etmiştim onu da bak, çok acayipti. Arkadaşımdan kırmızı rugan topuklu pabuçlarını ödünç almıştım o günkü kostümümle uyumlu olsun diye. Çıkmadan dolanıyoruz kuliste ama benim ayaklarım o kadar ağrıyor ki hani hiç alışık değilim topuklu ayakkabıya. Sıramız geldi sahneye çıktık. Sahnede şarkı söylemediğim bir boşlukta durdum ve düşündüm, “Abi ayaklarım ağrımıyor!”. Bunları da az buçuk fark etmişken dedim ki ben sahnede kesinlikle Melike Şahin değilim.

Bir de ışıksız ve saçmasapan geliyor kendi ismim. Kamuran benim yıllardır internette vesaire kullandığım bir şeydi. Bir de benim o hafif arabeskliğimi, hem kendi özel yaşantımdaki o genel hayata bakışımı çok daha iyi yansıtan bir isim olduğunu düşünmüştüm ve benim sahnedeki ismim Kamuran Kolçak olsun dedim. Sonra bu çevrelerde yavaş yavaş Kamuran olarak bilinmeye başladım. Annem babam hiç haz etmiyor gerçi bu Kamuran Kolçak’tan.


– Tekrar geri dönüyorum ama Kamuran Kolçak ve Gönül Dostları neden yavaşladı? Özellikle BÜMK ahalisi çok sevmişti Gönül Dostları’nı.

Üçümüzün de (Volkan, Özgür) farklı meşguliyetleri oldu. Ağırlık veremiyoruz projeye, ama bitirmek de istemiyoruz. Umuyorum önümüzdeki haftlarda bir reunion kafasına girebiliriz. Özledim o şarkıları söylemeyi, o rakı kafasını. Yaz başı iki şarkı kaydettik aslında, mixleri bekliyor, belki yayınlarız onları. Pek içimize sinmedi, saldık. Ama belki Aralık’ta bir konser yapabiliriz, çalışmalarımız devam ediyor. Sürprizi buradan duyurmuş olalım.

– Son görüştüğümüzde “Her şarkıcı genç kız gibi kendi şarkılarımı yapıyorum” demiştin. Görür müyüz dersin o şarkıları yakında?

Yuppi en sevdiğim konu başlığı! Önümüzdeki günlerde evet bir takım hareketlilikler bekliyorum kendimden. Belli bir tarih yok ama kafamda önümüzdeki sene içinde yavaş yavaş kendi şarkılarımı paylaşmak var. Çok heyecanlıyım, kendi şarkılarımı söyleyeceğim o gün gelse, insanlar eşlik etse filan, hayallerim sabit.

– Bundan sonra nerede görelim, nereden takip edelim seni? Konserler falan?

En aktif Facebook ve Instagram‘da takılıyor Kamuran. Her haber orada.