st. vincent

SALI PAZARI: 30.10.2018

İşte, haftanın en sevdiğimiz günü. Bildiğiniz üzere her salı günü Avaz ahalisi olarak o hafta severek dinlediğimiz şarkıları sizlerle buluşturuyoruz. Bu hafta da yine tezgahlarımızı sizler için açtık. Spotify listesini de hemen aşağıya iliştirdik. Buyurun:

(daha&helliip;)

2017: ST. VINCENT

Neden Değerli?: Nevi şahsına münhasır bir şarkıcı, St. Vincent’ın Pop dünyasına tüm özgünlüğüyle girdiği bir yılı yaşadık. Çıkardığı albüm Masseduction ile bu senenin en iyi işlerinden birini ortaya koydu. İsminden anlaşılacağı üzere “cazibe” kavramı üzerine kurgulanan Masseduction, müzik kısmında ise çok değişik referanslar duyabileceğiniz bir albüm oldu. Yer yer Pink Floyd ya da Beatles duyduğunuza kulaklarınızın inanamayacağı böyle bir pop albümünün altından kalkabilmek zor iş.

Neyi Değiştirdi?: Gelecekte popüler müziğin gideceği yönlerden birini açtığını söylesek abartmış olmayız. Zaten albüm için prodüktörünün Jack Antonoff olduğunu söylersek kafanızda bir şimşek çakabilir.

2018’de Ne Alemde?: Yakın gelecek için konuşursak turnede geçecek bir sene görsek de daha ilerisi için tahmin edilemez oluşu St. Vincent’ı çekici kılan unsurlardan. Sizlerle beraber bekleyip göreceğiz.

TOP 10: LATER… WITH JOOLS HOLLAND PERFORMANSLARI

Later… with Jools Holland, en güncel ve kaliteli müziği takip etmek için birebir. 1992’de İngiliz televizyonlarında ilk defa seyirci ile buluşan, sonrasında da müzikseverlerde bağımlılık etkisi yaratan program, türünün hayatta kalmayı başarabilen tek örneği. Diğer müzik programları, ilgisizlik karşısında beyaz bayraklarını sallayadursun, Jools Holland ve ekibi yıllardır müzikseverleri heyecanlandırmayı başarabiliyor. “Her şeyin önüne müziği koyuyoruz. Müzik benim ve diğer şeylerin çok daha önünde. Programımız müziğin ve müzisyenlerin hizmetkârı haline geldi. Bence bu yüzden bunca yıldır ayakta kalabildik.” diyor Holland programının başarısını açıklarken. (Alper Bahçekapılı ile BirGün için yaptığı röportajdan alıntıdır.) Hal böyle olunca, Jools Holland’ı geçtiğimiz günlerde ülkemizde ağırlamış olmanın şerefiyle, sizler için gelmiş geçmiş en iyi Later… with Jools Holland performanslarını sıraladık.

10 – At The Drive In – One Armed Scissors (2000)

Amerikalı hardcore grup, pek bir çılgın, pek bir hareketli. 80’lerin anarşik ruhunu hatırlatan bu performansa Robbie Williams da katkı yapmış. Hatta grup bir zamanlar NME tarafından ‘gelmiş geçmiş en iyi canlı performansa sahip grup’ olarak seçilmiş. Maalesef “At The Drive In” 2012 yılında tamamen dağıldı ve artık grubu canlı izleme şansına sahip değiliz. Ama onları anmak için fazlasıyla iyi bir performans bu.

9- Desert Sessions – Make It Wit Chu (2003)

Queens of the Stone Age’in esas adamı, Alex Turner’ın daimi kankası Josh Homme’un müzikal projesi Desert Sessions. Homme, projesinde birçok başarılı müzisyenle çalışma fırsatına erişmiş. Bu isimlerden biri de PJ Harvey. Evet, her ne kadar kulağa oldukça ütopik gelse de PJ Harvey ve Josh Homme aynı sahnede yer aldı. Ortaya koydukları performans ise, şüphe yok ki, Jools Holland’ın sahnesinde gördüğümüz en iyi performanslardan.

8- Battles – Atlas (2007)

Bu performansı izleyip hayran kalmamak imkansız. Amerikalı grubun 2007 yılında ortaya koyduğu performans, deneysel müzik sahnesinde bir dönüm noktası olma özelliğini taşıyor. 7.5 dakikalık ‘Atlas’ performansında grup, adeta kendinden geçiyor. Gitar, klavye, davul hepsi bir harika. Ayrıca Ian Williams’ın vokallerini es geçmemek gerek. Kısacası, her şeyiyle takdire şayan bir performans.

7- Elliot Smith – Waltz #2 (1999)

Jools Holland sahnesi sadece hareketli şarkılara yer vermiyor tabii ki. Elliot Smith’in programdaki ilk performansı Waltz #2, programda yer almış olan belki de en hüzünlü parça. Smith, önce akustik gitarının tellerine sonra da kalbimize hafifçe dokunuyor. Melankoli televizyon ekranına hiç bu kadar yakışmamıştı.

6- Future Islands – Seasons (Waiting On You) (2014)

Future Islands, sadece güzel şarkılarıyla değil, aynı zamanda canlı performansları ile de oldukça konuşulan bir grup. Grubun vokali Samuel T. Herring, sahneye çıkıp sadece şarkısını söyleyip giden bir müzisyen değil. Herring, şarkılarıyla ve danslarıyla size hiç durmadan çeşitli hikayeler anlatıyor. Bir müddet sonra ister istemez şarkıların içine girip, duygulara ortak oluyorsunuz. Ve işin ilginç yanı da bu kadar harekete ve dinamiğe rağmen Herring, hiçbir zaman yorulmuyor.

5- Seasick Steve – Dog House (2007)

Acaba kaç kişi Seasick Steve’in ortaya koyduğu bu performansı sahnede gösterebilir? Kaç kişi bu kadar iyi gitar çalıp kendi davulunu yoktan var edebilir? Kaç kişide bu kadar büyük bir yetenek ve hiç bitmeyen bir azim vardır? Seasick Steve’in müziği, tıpkı Jools Holland’ın onu takdim edişindeki gibi: Eşsiz!

4- Bon Iver – Skinny Love (2008)

Justin Vernon, gitarını kapıp For Emma, Forever Ago’nun incisi Skinny Love’ı söylemeye başladığında insanın içinde bir şey kopuyor sanki. Vernon, performans boyunca şarkıyı hem yaşıyor, hem de yaşatıyor. Elliot Smith’in ünlü ‘Waltz #2’ performansından tam 9 sene sonra, mayıs ayında Justin Vernon, bir kış mevsiminde kabininde yazdığı efsane şarkısı ile ekranlarımıza uğruyor.

3- Pulp – Disco 2000 (1995)

Britpop’un en popüler gruplarından Pulp’ın çaylaklık döneminden çıktığı zamanlar. 95 yılı, Common People şarkıları patlamış ve yeni albüm Different Class herkesin dilinde. Ve tabii ki esas adam Jarvis Cocker’ın dansları ve grubun çok iyi bir provadan geçtiği aşikar performansları oldukça ses getirmiş. Hatta o kadar dikkat çekmiş ki programdaki bir diğer isim olan Morrissey’i gölgede bırakmış. Durum böyle olunca İngiliz grup için yeni bir dönemin başlangıcı olmuş şarkı. 2015’te bile severek Pulp dinlediğimizi düşünürsek, performansın grubun kariyerinde önemli bir yeri olduğunu söyleyebiliriz.

2- Paul Weller, Amy Winehouse ve Jools Holland – Don’t Go To Strangers (2006)

Etta James’in sevilen, pek bir duygulu, kırılgan şarkısı Don’t Go To Strangers, şu ana kadar birçok sanatçı tarafından coverlandı. Ama herhalde en güçlü ve duygulu versiyonu budur. Hele bir de piyanoda Paul Weller, vokalde Amy Winehouse, klavyede de Jools Holland var ise. Weller ve Winehouse’un vokalleri birbirine oldukça yakışıyor. Hele bir de saksafon girdiğinde işin içine, şarkı o kadar narin bir yapıya bürünüyor ki, insan uzak diyarlara doğru süzülüyor. Ve sonra Amy Winehouse’un güçlü vokali sizi kendinize getiriyor ve onu gerçekten çok özlüyorsunuz.

1- Radiohead – Paranoid Android (1997)

Son zamanlarda gitar müziği bitti diye bas bas bağırmak gerçekten çok moda. Çeşitli müzik eleştirmenleri yeni nesil gruplar içinde gitarın kıymetini bilenin kalmadığını söylüyorlar sürekli. Radiohead’in 97 senesinde OK Computer ile şöhretin zirvesinde olduğu dönemlerdeki bu performansı ile ilgili söylenebilecek olan en önemli şey de herhalde gitarların kudretidir. Daha önce ekranlarda hiç görülmemiş bir performansa imza atıyor İngiliz grup ve listemizde zirveyi kapıyor. Hatta NME’ye göre bu performans ‘İngiliz televizyonlarındaki gelmiş geçmiş en başarılı’ performansmış.

Bir de bunlar var:

St. Vincent – Digital Witness (2014)

Annie Clark, ilginç bir koreografi ve sahne performansıyla -her zamanki gibi- bizleri büyülüyor.

Laura Marling- Strange (2015)

Marling, kariyerinin en kötü vokal ancak en güzel gitar performansını gerçekleştiriyor.

Marc Almond- Tainted Love (2006)

80’lerin kült şarkısı, Jools Holland’da eşsiz bir yoruma kavuşuyor.

Devendra Banhart – Sight to Behold (2004)

Mum ışığında, oturma odası rahatlığında pek bir mistik performans.

BB King- Eyesight to The Blind (1997)

Blues efsanesine piyanoda Jools Holland eşlik ediyor.

YENİ ŞARKI: THE CHEMICAL BROTHERS – UNDER NEON LIGHTS

The Chemical Brothers ile St. Vincent’i bir araya getiren şarkı Under Neon Lights ortaya çıktı. 17 Temmuz’da yayınlayacakları yeni albüm Born In The Echoes albümü için The Chemical Brothers beraber çalışacakları bazı isimleri daha önce açıklamıştı. Bu isimlerden en çok merak uyandıran isim St. Vincent vokaliyle bir Chemical Brothers şarkısına çok da yakışmış. Bu güzel parçayla albüm için beklentilerimiz de daha yükseğe çıktı.

St. Vincent’tan Şahsınıza Özel Mixtape

Daima daha ilginç bir çıkış arayan müzisyenlerde bu hafta: St. Vincent hayranlarından bir tanesine özel olarak bir mixtape hazırlayacağını açıkladı!

St. Vincent’ın Facebook sayfasına göre tek yapılması 50 ya da daha az kelime kullanarak St. Vincent’ın playlist’inin hayatınıza ne gibi bir fayda sağlayacağını anlatmak. St. Vincent katılımcılar arasında bunu en çok hak edenin siz olduğunuza ikna olduğu takdirde kendi elleriyle hikayenize/durumunuza uygun parçalar seçip paylaşacak. Başvuruların şuradan yapılacağı söylense de sayfa her zaman aradığınız yerde olmayabiliyor. Yine de gün içinde birkaç kez kontrol etmeye değer.

YENİ ŞARKI: ST. VINCENT – TEENAGE TALK

Şu aralar Cara Delevingne ile ilişkisi olduğuna yönelik haberleri çıkan St. Vincent‘tan yeni bir şarkı geldi. Girls dizisi için yaptığı Teenage Talk, dizinin bu hafta yayınlanan bölümünün sonunda çaldı. Son albümünün kayıt sürecine ait olan ama albümde kendine yer bulamayan Teenage Talk‘un yüksek kaliteli stüdyo kaydı daha yayınlanmadı, fakat dizide çalan versiyonunu  hemen aşağıda dinleyebilirsiniz.

 

YENİ ŞARKI: ST. VINCENT – BAD BELIEVER

St. Vincent geçtiğimiz yıl yayınlanan albümü St. Vincent’ın delux versiyonunda 4 yeni şarkıya yer ayrılmış vaziyette. St Vincent, gün itibariyle bu şarkılardan ilki Bad Believer‘ı yayınladı. Şarkılardan bir diğerininse, ki ismi Teenage Talk diyorlar, Girls’ün yeni sezon bölümlerinden birinin kapanışında karşımıza çıkacağı söyleniyor.

Bad Believer’a geri dönersek, bu tarafta fazlaca pop hissi, kirli sesler, pek tabii gitar ve dinleyiciyi aynı anda hem yukarı hem aşağı çekmeyi başaran bir St. Vincent var.

 

 

2014: ST. VINCENT

Neden Değerli?: Üst üste çıkardığı harika albümlerle, yeteneğiyle, sempatikliğiyle ve mutlaka izlenmesi gereken canlı performansıyla indie rock’ın 2000’lerdeki en önemli kadın figürlerinden biri haline gelen Anne Clark, 2012’de David Byrne ile ortaklaşa çıkardığı Love This Giant’tan sonra bu sene 4. stüdyo albümü ile geri döndü.

Neyi Değiştirdi?: St. Vincent, Clark’ın önceki albümlerine göre elektronik elementlerin ve popun kendini birazcık daha fazla hissettirdiği bir albümdü. Mesela Digital Witness gibi bir şarkıyı kendisinin solo işlerinde duymaya pek alışık değildik. Fakat bunun haricinde canlı ve yaratıcı gitar riffleriyle, üst üste binmiş farklı enstrümanlarla, nükteli ve ustalıklı sözleriyle karşımızdaki yine tam bir St. Vincent albümüydü. Hatta NME ve Slant’ın yılın albümü seçtiği St. Vincent, kimilerine göre en iyi albümüydü. (Biz Strange Mercy‘nin bir tık daha iyi olduğunu düşünüyoruz.) Albüm bu sene Clark’ı çok daha geniş bir kitleyle buluşturmayı da başardı. Billboard’ta 12 numaraya kadar yükseldi, ayrıca Clark’ı pek çok programda da görür olduk.

2015’te Ne Alemde?: Bu sene yeterince dinlediğimiz ve konuştuğumuz St. Vincent‘ın bir sürpriz yapmadığı sürece 2015’te o kadar da faal olmasını beklemiyoruz. Fakat aynı üretkenlikle devam ederse 2016 başlarında yeni bir albümle dönmesi olası.

Top 10: St. Vincent

Hayran…

Salı akşamı İstanbullu dinleyicilerin deyim yerindeyse bağrına bastığı, iğne atsan yere düşmez kıvamda izlediği müziği güzel, endamı güzel sanatçı St. Vincent‘tı. Salon İKSV‘yi dolduran kalabalığa dahil olduk ve St. Vincent’a hayran kalarak geceyi sonlandırdık. 2011’in ikinci yarısında yayınladığı Strange Mercy albümü ile yıldızı parlayan St. Vincent mahlaslı Annie Clark‘ın gece boyuncu yüzünden gülümsemesi eksik olmadı. Pozitif enerjisini ve samimiyetini dinleyicileriyle paylaştı. Tatlı ve huzurlu müziğini hep birden ağızdan söyledi Salon’u dolduran kalabalık. Ses ve ışık sistemininde de yerli yerinde olmasıyla mest olduğumuz ve herhangi bir tersliğe maruz kalmadığımız saatler geçirdik. Son albüm, Strange Mercy ağırlıklı konserin şüphesiz ki en unutulmaz anı Annie Clark’ın punk atağı oldu; seyircilerin arasına karışıtı, gitarını bırakııp sahneye çıktı. Eminim ki pek çok kişi böylesine yoğun ve kulakların pasını silen bir konser beklemiyordu. Zira Annie Clark beklenenden fazlasını sundu, kalplere dokundu ve sahneden ayrıldı.

St. Vincent’ın canlı performansının etkisinden henüz sıyrılmamışken bu unutulmaz konseri top 10 vesilesiyle dillendirelim ve tekrar kulakları şenlendirelim istedik. Bizden söylemesi; St. Vincent bir kez daha bu topraklara uğrarsa kaçırma gafletine düşmeyin!

Keyifli dinlemeler. Buyrunuz:

10. Jolene ( with Bon Iver)
Şarkı üretimindeki başarısını “cover” hususuna da yansıtan St. Vincent bağımsız müzik sahnesinin ağır topu Justin Vernon’la Jolene’i söyleyerek yerinde bir harekette bulunmuş.

9. Dilettante- Strange Mercy
St. Vincent dinlemek keyif verir.

8. Your Lips Are Red- Marry Me
Konserin kapanışını bu şarkıyla yaptı, isabetli oldu.

7. Paris Is Burning- Marry Me
“Dance poor people dance and drown, dance fair Paris to the ground…”

6. Black Rainbow- Actor
Karanlık…




5. Laughing With Mouth Of Blood- Actor
Dinleyin, dinlettirin; zararı olmaz.

4. Chloe In The Afternoon- Strange Mercy
Son albümün ağır toplarından.

3. The Strangers- Actor
“Paint the black hole blacker, paint the black hole blacker…”

2. Cruel- Strange Mercy
Bu şarkı epey zalim esasen; kulağınıza ve dilinize yapışıp kalıyor, kurtulamıyorsunuz. Ah videosu…

1. Surgeon- Strange Mercy
St. Vincent müziğinin bir bütün olarak karakteri tam da bu şarkıya tekabül ediyor.