tbt

#TBT: THE VOIDZ

Size bir iyi, bir de kötü bir haberimiz var: Çok yakın zamanda yeniden Julian Casablancas‘ın yeni şarkılarını duyuyor olacağız. Ancak The Voidz ile. Grup, ilk albümleri Tyranny ile bizi hayal kırıklığına uğratmıştı bundan birkaç sene önce. The Strokes‘ u askıya alıp böyle bir projeyle döndüğü için Julian’a ayrı bir kızmıştık. Şimdi grup yeni bir albüm ile dönüyor. Albümden tadımlık yayımlanan single’lar Pointlessness, QYURRYUS ve Leave it in My Dreams‘i bir ümitle dinledik ve ilk albümün devamı kıvamındaki şarkılar olduklarını fark ettik. Aradaki gitar sololar bile şarkıları kurtarmaya yetmiyor maalesef. Yeni albüm yayımlanana kadar The Voidz’a bizi şaşırtmaları için güveniyoruz ve bu güzel perşembe gününde 2015 One Love Festival‘deki performanslarını hatırlayalım diyoruz. Eğer siz de Julian’ın koluna dokunabilmiş o nadir insanlardansanız zaten hiç unutmamışsınızdır.

#TBT: JUNGLE

2014’te kendi adlarını taşıyan ilk albümlerini yayınladıklarından beri yollarını gözlediğimiz Jungle‘ı yarın Küçükçiflik Park‘ta ikincisi gerçekleşecek olan Harvest Festival‘de headliner olarak izleyeceğiz. Albümlerine de tekrardan sarmışken grubu anmanın tam sırası dedik. Zamanında Mercury Prize‘a da aday olmuş kalabalık ekibin Glastonbury‘deki Busy Earnin‘ (en sevdiğimiz şarkıları) performansıyla üç yıl öncesine gidiyoruz. Grup hem her türe dokunan 80’ler kokulu müziğiyle hem de fazlasıyla eğlenceli ve renkli performansıyla tam bir festival grubu olduğunu kanıtlıyor. Biz yoğun geçen haftanın stresini atmak için yarın sahnenin tam dibinde dans ediyor olacağız, sizi de bekleriz.

#TBT: GORGON CITY

9 Eylül‘de Babylon Soundgarden‘da izleyeceğimiz Gorgon City‘nin ilk albümleri Sirens‘a şu sıralar tekrardan sarmışken kendilerini en sevdiğimiz şarkılarıyla bir analım dedik. İkilinin BBC Radio 1 Live Lounge performansında Jennifer Hudson‘ın sesiyle fezaya ulaşan Go All Night ile ufaktan yerinizde kıpırdanmaya başlayabilirsiniz. Konsere hazırlık mahiyetinde:

#TBT: LCD SOUNDSYSTEM

Açıkçası yeni yıla bu kadar büyük bir şokla başlamayı beklemiyorduk. Yılın sonuna yaklaşırken bile 2016’nın en büyük olaylarından biri olarak anacağımıza kesin gözüyle bakıyoruz LCD Soundsystem‘ın dönüşüne. Yeni bir albüm haberi, yeni konserler tabi ki heyecan ve mutluluk verici; fakat biraz kandırılmış ve boşuna yas tutmuş gibi hissettik, doğruya doğru. Yıl boyu çokça James Murphy konuşacağımız kesin. Açılışı LCD Soundsystem’ın “kapanışıyla” yapalım dedik. 2 Nisan 2011, Madison Square Garden, New York I Love You But You’re Bringing Me Down.

#TBT: GRIMES

Herkes gibi bizim de Art Angels‘tan başka bir şey dinle(ye)meyip delicesine Grimes konuştuğumuz şu günlerde Claire Boucher‘ın geçmiş günlerini yad etmek artık farz olmuştu. Venus Fly‘ı loop’a almayı bırakıp 4 sene öncesine dönüyor ve bize ilk bakışta (ya da dinleyişte) aşkı yaşatan Vanessa ile “perşembeyi geriye fırlatıyoruz”:

#TBT: CRYSTAL CASTLES

Alice Glass‘ın ayrılışından sonra Crystal Castles‘a olan ilgimizin çoğunu kaybetmiş olabiliriz. Kabul ediyoruz Ethan Kath, Crystal Castles’ın her şeyi olabilir ama Alice Glass’lı Crystal Castles hala kulaklarımızda. Bu nedenle 2010 yılına vaftizimize gidiyoruz. Aklımızda “Etle tırnak ayrılmaz ki” cümlesi var.

#TBT: ADELE

Yeni şarkısı Hello ve şarkının Xavier Dolan tarafından çekilen klibi sayesinde son 1 haftadır müzik dünyasında başka bir şey konuşulmasına izin vermeyen Adele‘in artık kaç rekor kırdığını sayamıyoruz ve kaç tane daha kıracağını kestiremiyoruz. Her ne kadar çok uzun zaman önceymiş gibi gelse de Adele’in de ünlü olmadığı zamanlar vardı tabi. Yıl 2007, Adele’in ilk single’ı ve yazdığı ilk şarkı Hometown Glory yeni çıkmış, BBC2’da şarkıyı canlı söylüyor ve her bakımdan adeta “Nereden nereye” dedirtiyor:

#TBT: LADY GAGA

Akılları belli belirsiz Artpop’ta bıraktıktan sonra gözü American Horror Story dizisinde açtıran Lady Gaga ile ilk tanıştığımız güne gidiyoruz. 2008 yılında yayınlanan ilk albümü The Fame‘den Paparazzi o zamanların sıradışı olanıydı, iyi bilinmeyeniydi. Şimdilerde Lady Gaga, AHS severleri şaşkınlığa sürüklese de ne yapsa yetmiyor.

#TBT: JANET JACKSON

En son 2008’de sesini duymuştuk sesini ve araya Michael Jackson‘ın ölmesi ve Katarlı bir bilyonerle gizli saklı evlenmesi gibi şeyler girince elini ayağını müzikten çeken Janet Jackson‘ı bu 7 yıllık sessizlik sırasında özlemiştik. Geçen hafta çıkan geri dönüş albümü Unbreakable ile büyük beğeni toplayan Janet Jackson‘la tam 14 yıl geri gidiyoruz. 2001’de çıktığı All For You turnesinin en dikkat çekici (aynı zamanda en tepki toplayan) yanı konserlerde Would You Mind şarkısıyla yaptığı sahne şovuydu. Zaten sözleri ve melodisiyle “seks” ve “erotizm” diye bağıran Would You Mind sırasında Janet kalabalıktan bir erkeği seçiyor ve sahnedeki çarmığımsı bir düzeneğe bağlıyor. Sonrasında da şarkı boyunca ellemedik yer okşamadık bölge bırakmıyor. Kendimizi ön saflarda “I Wouldn’t Mind” pankartları taşıyan beyler yerinde görebiliyoruz.

#TBT: TARKAN

Eylül ayı geldi, Tarkan yine yüzünü gösterdi. Evet, “Tarkan özlemi” diye bir şey var gerçekten de. Yılda ancak 2-3 hafta boyunca haber alabildiğiniz ve son albümünün üstünden 5 sene geçmiş birini özlüyorsunuz haliyle. Biz de geleneksel Harbiye konserlerini fırsat bildik ve bu vesileyle bir değişiklik yapıp Tarkan‘ı analım dedik. “Hangi şarkıyı paylaşsak?” diye düşündük, Kır Zincirlerini‘de karar kıldık. 18 yıl geçmiş olmasına rağmen Türkçe popun bu şarkıyı hala aşamamış olması biraz üzücü.

#TBT: THE CHEMICAL BROTHERS

2015 yılı, beraberinde 90’ların sonları – 2000’lerin başlarında dans müziğini en iyi yapan gruplardan ikisinin yeni albümünü getirdi. İlki The Prodigy’nin The Day Is My Enemy albümü, ikincisi ise The Chemical Brothers’ın Born In The Echoes albümü. Prodigy beklediği çıkışı tekrar yakalayamasa da The Chemical Brothers için durum tam tersi gibi görünüyor. Prodigy’e kıyasla çok daha üretken olmaları ve değişen müzik sektörüne daha iyi adapte olabilmeleri bu durumu doğuran etkenler olabilir diye düşünmekle beraber esas konumuz olan Tom Rowlands ve Ed Simons ikilisine dönüyoruz. Albümleri çıkışının 3. haftasında İngiltere’de 1 numaraya yükselen ikiliyi, The Chemical Brothers dendiğinde akla gelen ilk şarkı ve video kliplerden biri olan Galvanize‘a kısa bir dönüş yaparak hatırlamak istedik.

10 yıl olmuş bile.

#TBT: WILCO

İsmi Star Wars olan ve kapağında kedi bulunan bir sürpriz albüm. Sıcaktan eriyik kıvama geldiğimiz Temmuz ayının belki de en güzel hediyesiydi Wilco‘nun yeni albümü. “Bu sefer #tbt’yi kime yazsak?” diye düşünmek pek zor olmadı. “Bir albüm dinledim, hayatım değişti.” dedirten Yankee Hotel Foxtrot ile 13 yıl geriye gidiyoruz. Albümün ilk single’ı War on War‘un müthiş canlı performansı için Letterman’a konuk oluyoruz.

#TBT: M.I.A.

Bu hafta özlediğimiz isimlerden M.I.A.’i analım dedik. Yeni bir mixtape ya da projeyle dönecek olan M.I.A., Instagram hesabından ufak ufak heyecanlandırmaya başladı. Haberleri heyecanla beklerken, en sevdiğimiz şarkılarından biri olan Galang ile 10 sene önceye dönüyoruz. 30 yaşında olmasına rağmen 18 gösteren bir M.I.A., yılın belki de en iyi single’ı ve 2000’leri derinden etkileyecek bir kadının kariyerinin başlangıcı:

#TBT: EVERYTHING EVERYTHING

Bundan iki sene önce Rock’n Coke‘ta izlediğimiz Everything Everything ile yolumuz yine kesişti. Geçtiğimiz hafta sonu One Love Festival‘de aklımızı bir kez daha başımızdan alan grubun yeni albümü Get to Heaven‘ın çıkışına da birkaç gün kalmışken kendilerini bir analım dedik. Yıl 2008 ve bu efendi çocuklar ilk single’ları ile karşımızdalar:

#TBT: MUSE

Muse‘un yepyeni albümü Drones‘un çıkmasına 4 gün kaldı. Yayınlanan single’ları az çok beğensek de itiraf edelim, Muse bizi artık eskisi gibi heyecanlandırmıyor. Fakat 2000’lere armağan ettikleri onca müthiş şarkıyı görmezden geldiğimiz anlamına gelmiyor bu. Ya da Muse’un gelmiş geçmiş en başarılı konser gruplarından biri olduğu gerçeğini. Böyle bir şarkıyı böyle bir performansla icra edebilen kaç grup sayabiliriz ki sonuçta?

#TBT: FLORENCE + THE MACHINE

Yeni albüm How Big How Blue How Beautiful‘a günler kala heyecan katsayımız giderek artıyor. Yayınlanan single’ların mükemmelliğini de düşünürsek, bizi yine aylarca dinleyeceğimiz ve konuşacağımız bir albüm bekliyor. Durum böyleyken, Florence + The Machine ile geçmişi bir yad edelim dedik. Grubun ilk single’ı Kiss With A Fist, videosuyla “nereden nereye” dedirtiyor:

#TBT: METRIC

Bugünlerde yeni şarkısı The Shade‘i yayınlayan Metric ile 2009 yılına geri dönüyoruz. David Letterman‘ı konuk olmaya hazırlanan grup ile o heyecanı birlikte bir daha yaşıyoruz.

O performans için de şöyle buyurun;

#TBT: KANYE WEST

Bize nefret etmekle sevmek arasındaki çizginin sandığımızdan daha ince olduğunu gösteren Kanye West, her sene olduğu gibi bu sene de radarımızdaydı. Yayınlanan single’ları ile biraz kafa karıştıran, pek tabi “Bir an önce gelse de neymiş ne değilmiş görelim” dediğimiz yeni albümü So Help Me God‘ın dışında Tidal ile alakalı tweet’leri profilinden silmesiyle de birazcık olay oldu. Şimdi Tidal ve So Help Me God tartışmaya ara verip 10 sene önceki Grammy ödül törenine, Kanye’nin epik Jesus Walks performansını izlemeye gidiyoruz: