the crystal castles

Yeni Video: Crystal Castles – Sad Eyes

Tarz mı, tahmin edilebilirlik mi?


Kanadalı elektronik müzik grubu Crystal Castles, üçüncü albümleri (III)‘den yeni videolarını yayınladı.

Yönetmenliğini Rob Hawkins ve Marc Pannozzo‘nun yaptığı Sad Eyes, ikilinin Toronto ve Berlin konserlerinden görüntüler içeriyor.

Klip de şarkı da hoş, fakat Crystal Castles alıştığımızın dışında yeni bir şey vaad etmiyor.

Top 10: Crystal Castles

.
8-bit, distort edilmiş elektronik ritimler, pürüzsüzlüğün yanından geçmeyen Alice Glass vokali ve her ne kadar anlaması zor olsa da içeriği zengin şarkı sözleri. Bu söz öbekleri arasına artı işareti koyduğunuzda yolunuz Crystal Castles I, II ve III albümlerine düşecektir.
.
Evet, bu seferki top 10, Crystal Castles‘in yeni albümü şerefine hazırlandı. Crystal Castles III‘ü dinlemeyenlere hemen koşun dinleyin önerisinde bulunurken altına da not olarak soundlarını ne kadar değiştirdiklerini, müziklerinde ideolojik kavramların ve danstan biraz uzak ama daha temiz, daha olgun şarkıların olduğunu belirtiyorum.
.
Öyleyse özlediğiniz veya henüz tanışacağınız parçalar için sizleri top 10 ile baş başa bırakıyorum:
.
10-Lovers Who Uncover
Doğru söze ne denir!
.
.
9- Suffocation
Çağrışımlar çok önemli:
.
.
8- Emphaty
Crystal Castles işi olmasaydı hakkında çok farklı düşünebilirdim:
.
.
7- Crimewave
Canlı versiyonu: İstanbul’a da bekleniyordu!
.
.

6- Vanished
Klasiklerden biri olmasının vakti geldi:

.
5- Plague
Son albüm beklentilerin dışında olsa da Plague loop’daki yerini aldı:

.
4- Baptism
Karasızlık: Courtship Dating
.
.
3- Untrust Us
Crystal Castles ile ilişkilerin ilk adımlarından: ”la cocaina is not good for you.”
.
.
2- Celestica
“Follow me into nowhere woven with the utmost care.”
.
.
1- Not In Love ft. Robert Smith
Ben buna şarkı diyemiyorum, bambaşka bir şey bu:
.

..

(Off The Record): Vol. XXI

1. Girls, ikinci sezonuyla Ocak’ta geliyor. How To Make It In America gibi Girls’ü de kaybetmek istemediğimizden heyecanımızı gizliyoruz.
.
.
2. Penelope Cruz‘un, Saadet Işıl Aksoy‘a sarılarak objektiflere poz vermesinin, filmden daha çok konuşulduğu günlerdeyiz.
.
.
3. Crystal Castles tabiri caizse gösterip de vermiyor ve albüm çıkış tarihini Kasım’a erteliyor.
.
.
4. 3300 tl ile neler yapabileceğimizi henüz düşünmüyoruz.
.

.
5. Güneşli pazarlara elveda derken:
.
.
*Görsel: Sleigh Bells – Reign of Terror

Yeni Şarkı: Crystal Castles- Plague

Yeni albümü beklerken…

Crystal Castles‘dan yeni albüm geliyor mu gelecek mi  tereddütleri yaşarken albümün habercisi ilk şarkı yayınlandı. Eylül sonlarında yayınlanacak albüm için henüz yeterince bilgi sahibi değiliz. Ancak Plague isimli parçada karanlık ve vahşi Crystal Castles tarzının daha olgunlaşmış halini dinliyoruz

* Ayrıca açıklanan Avrupa turnesi listesinde henüz İstanbul görünmüyor. Önümüzdeki aylarda İngiltere, Fransa ve İrlanda‘da sahne alacağı kesinleşen ikilinin İstanbul‘a da uğraması temennilerimiz arasında.

Top 10: Bloc Party

Yeni albüm geliyor!
 

Yeni yılın en güzel haberlerinden birisi de Bloc Party‘nin Intimacy (2008) albümünden sonra yeni bir albüm için çalışmalara başlaması oldu. 2009‘da Kele Okereke‘nin solo albüm çalışmalarına başlaması ve dolayısıyla Bloc Party‘nin dağıldığına yönelik dedikodular grubun Ocak ayında yaptığı yeni albüm açıklamasıyla nihayetinde son buldu. Şimdilik Silent Alarm (2004) ve A Weekend In The City (2006) albümleri ile hayatımızın güzel zamanlarına tekabül eden şarkılara imza atan grubun yeni albümünü heyecanla beklemek en doğrusu.

Bu yüzden, Top 10 bu sefer de yeni albüm öncesi dinlemeye doyamadığımız Bloc Party şarkıları için geliyor:

10- Trojan Horse
Intimacy albümünden, virüsün tam kendisi.

9- Halo
Sözlerinin duygusallığı…

8- Signs
Gossip Girl izleyenler bilir:

7- The Prayer
Bazı şarkıların nakaratlarına doyum olmadığına şahit olduğumuz:

6- This Modern Love
Modern zamanlarda modern aşk oyunlarına:

5- Flux
”We are in a state of flux”

4- Like Eating Glass
”Bir şarkı nasıl hem melankolik hem de enerjik olabilir?” in en muhteşem cevabı:

3- Hunting For Witches
Crystal Castles remix’i mi yoksa kendisi mi? Karar vermek çok zor!

2- Helicopter
”Are you hoping for a miracle? It’s not enough, it’s not enough.”

1- Banquet
Bloc Party deyince akla ilk gelen:

Dev Kedi: Alice Glass


Hip’in sonu  



Tatlı… Munis… : Henüz Arka Oda‘da zilyon tane “dokunsan ağlayacak” narinlikte takılan kadın yokken Alice Glass uyuşturucu bağımlıları arasında yaşıyordu. 15 yaşına geldiğinde bu hayatın böyle devam etmeyeceğine karar verip Ethan Kath ile çalışmaya başladı.

Kedi Canını Senin: Henüz Hipster’lık mainstream olmamışken Hipster olanlara bir gün büyük bir kıyak geçti. Crystal Castles kendi adıyla anılan albümlerini çıkarttı. Alice tabii ki şarkı söylüyor tabii ki şarkı sözü yazıyordu.



Bu Konuda Seni İkna Edeceğim: Henüz hipster’lık üzerine tespit yapmak sıkıcı bir hale gelmemişken Alice Glass NME tarafından “En Cool İnsan” seçildi. Bugün çelimsiz kızlara güzel diyebiliyorsak bu Alice sayesindedir.


2010: Crystal Castles II


Alice Glass 8-bit’lik sesler diyarında…

Air War, Crimewave ve Alice Practice‘n başı çektiği, yaklaşık olarak bütün şarkıların birbirine benzediği Crystal Castles (I) albümüyle hayatımıza giren Alice Glass ve Ethan Kath ikilisi yine kendi adlarını taşıyan Crystal Castles (II) ile 2010’a bomba gibi düştü. İçlerinde biriktirdikleri enerjiyi açığa çıkarıp sağ gösterip sol vurdular, şaşırttılar. Alice’n aşinası olduğumuz çığlık çığlığa vokallerinin, yaptıkları müziğe karakterini veren 8-bit’lik seslerin yanı sıra Not In Love, Violent Dreams gibi sakinlik kokan, yürek burkan şarkıları da kotarabildiklerini kanıtladılar. Yer yer kaotikleşen yer yer coşku veren bu albümle 2010’un dişe dokunurları arasında hak ettikleri yere de kurulmuş oldular; daha çok insan keşfetti ve sevdi müziklerini.

[youtube=http://www.youtube.com/watch?v=T2gdbQpESNY?fs=1]

Neden değerli?: İlk albümün fersah fersah ilerisinde olabilmeyi başarıp dinleyici kitlesinde hayret uyandırabildikleri için. Year of Silence‘da Sigur Ros‘u sample’ladılar, Not In Love‘da da sesine hasret kaldığımız Robert Smith‘i bize kavuşturdular.

Neyi değiştirdi?: İlk albümlerindeki eğlencelik, tek lokmalık şarkıların yarattığı önyargıyı ve algıyı kırdılar. Crystal Castles türlü klavye oyunlarıyla artık sadece coşturmuyor; kafanızı bulandırdığı kadar midenize kalbinize de dokunabiliyor, iç dünyanızı harekete geçiriyor.

2011’de ne alemde?: İkinci albümle beraber Robert Smith‘in elini omzunda hisseden ve dinleyici kitlesini genişleten Crystal Castles’ı 8-bit’lik şaheserler yaratma hususunda kimse tutamayacağa benziyor.

[youtube=http://www.youtube.com/watch?v=5zntQqp5xjQ?fs=1]

Yeniden: Not in Love

Crystal Castles, 6 Aralık’ta 2. albümlerinden Not in Love‘ın yeni bir versiyonunu yayınlayacak. 

Yine ikinci albümlerinden Celestica ve Suffocation‘ın akustik demolarıyla birlikte yayınlanacak olan Not in Love‘ın bir anda tekrardan dikkatleri üzerine toplamasının arkasındaki sebepse oldukça net: Şarkının bu versiyonunda ikiliye Robert Smith eşlik ediyor.

Nasılını merak edenler, “Bir hafta daha bekleyemem” diyenler için:

[youtube=http://www.youtube.com/watch?v=32udqal_lyQ?fs=1]

Yeni Video: Crystal Castles

Son single ”Celestica”

Son yılların flaş isimlerinden minvalinde bir girişi sıkıcı bulacağınızın farkındayım ancak kendilerini tarif edebilecek en esaslı tabirlerden birisi bu.

Yeni albümleriyle beklentilerin üzerinde kalmayı başaran Crystal Castles, ”Celestica”ya video çekti.

Müthiş prodüksüyona hayran kalıp, videonun bütçesi hakkında atıp tutmayacaksınız belki ama seveceğiniz muhakkak.

[youtube=http://www.youtube.com/watch?v=JITI0FskSG0]

Albüm İncelemesi: Crystal Castles II (2010)

Crystal Castles yepyeni albümleri ile bizlerle.
 
 

İsmini 1983 yılında Atari Inc. tarafından piyasaya sürülen bir oyundan alan, yaptıkları müzik tür olarak 8-bit electro, new rave ve lo-fi olarak tanımlanan Ontario, Kanada’dan çıkma grubun değişmez üyeleri Ethan Kath ve Alice Glass. Grubun 2008 yılında çıkardıkları kendi adlarını taşıyan ilk albümleri NME tarafından “son 10 yılın en iyi 50 albümü” listesinde 39. sırada kendine yer bulmuştu. Bugünlerde de çıkaracakları son albümleri ile dinleyicilerini bir hayli meraklandırmaktaydılar. Her ne kadar albümün çıkış tarihi olarak kimi yerlerde Nisan 2010 denmiş, bazı sitelerde ise 7 Haziran 2010* tarihi verilmiş olsa da, albüm çeşitli paylaşım ortamlarına bir şekilde (resmi sitelerinde ve myspace sayfalarında yeni şarkılarını paylaşmamış olmalarına rağmen) düşmüş durumda. Biz de 2010’un en başarılı albümlerinden birine imza attıkları iddia edilen Crystal Castles’ı ve yine kendi adlarını taşıyan son albümlerini mercek altına alıyoruz.
.
Öncelikle belirtmeliyim ki bir grubu her ne kadar seviyorsam ve kendisi hakkında ne kadar tarafsız düşünemiyor olsam da konu grup hakkında yazı yazmaksa, şöyle biraz uzağa geçip, kendi alanım dışından bakmaya gayret ediyorum. Normalde albümü bir kez dinleyip, sevdiğim parçaları mimledikten sonra, yaptığım ikinci iş mimlediğim parçaları tekrar dinlemek olur. Fakat bu albümü baştan sona ikinci dinleyişim, tarafsız bir bakış açısı yakalamaya çalışıyorum. Crystal Castles’ı keşfedişim bir arkadaşımın beğeneceğimi garanti ederek tavsiye etmesi üzerine  Air War ile gerçekleşmişti, hakikaten de şarkıyı dinlediğim sırada albümü edinmek için çalışmalara başlamıştım bile. Ardından Courtship Dating geldi, sonra Crimewawe, Untrust Us derken kendimi fanları olarak buluvermiştim.
Albümü heyecanla, bir yandan da “İkinci albüm, ilk albümleri ile çok beğenilmiş bir grubun dinleyicilerinin beklentilerini her zaman karşılayamaz.” düşüncesi ile bekliyor olduğumu kabul etmem gerek. Hakikaten de bu albümde Courtship Dating ya da Air War yerine koyabileceğim bir parça bulamadım açıkçası. Fakat hemen toparlıyorum: Albüm tümüyle çok başarılı ve boş, gereksiz olduğunu düşündüğüm, “Geçeyim bunu.”  dediğim tek bir parça olmadı. Aksine, bu albümdeki parçaları da ilk albümdekiler kadar, hatta albümün genelini ilk albüme kıyasla daha da fazla beğendim.
Yeni albümde, Crystal Castles tarzından ödün vermeden ama ilk albümlerini kopyalamaksızın 14 şarkılık bir güzellik sunmuşlar. Kopyalamak demişken, çeşitli sitelerde** grubun parçalarını, underground lo-fi grupların (bkz: Lo-Bat)  parçalarını düzenleyip, üzerine Alice Glass vokali serpiştirerek, orjinallik ve profesyonellikten uzak bir şekilde oluşturdukları iddiaları yer bulmakta. Konuya ilişkin yorumum, parçaların birçoğunun sample’lar ile yapıldığı düşünüldüğünde orjinalliğin sample’lardan değil, vokallerden kaynaklanması gerektiği yönünde. Bununla birlikte, şu ana kadar herhangi bir copyright sorunsalı vücuda gelmemişse, zaten söylenecek herhangi bir söz yoktur diye düşünüyorum.
Bir yandan, albümle ilgili bir diğer gariplik, Alice Glass’ın sesini nispeten temizce (çığlık atmadığı, yahut aşırı işlemden geçmemiş haliyle) duyabildiğimiz Celestica, Empathy ve Suffocation gibi parçaların var olması. Gariplik diye addetmemin sebebi, sanıyorum ki ben dahil, dinleyicilerinden hiçbirinin bunu beklemiyor olmasıdır. Hatta kimilerinin “Alice çığlık atmadan da vokal yapabiliyormuş.” diyeceklerine eminim, o kişilere gülmeyin.
Albüm, klasik bir şekilde, kesik kesik çığlıklı, cızırtılı bir girişi olan Fainting Spells ile yüksek tempoda açılıyor, Celestica’da Alice’in temiz diye tanımladığım vokali ile sakinliyor, Doe Deer ile oldukça cızırdıyor ve çıldırtıyor, ancak kendisi hakkındaki ilk yorumu Baptism’den sonra yaptırıyor: “Olmuş.”. Sigur Ros’un Inni Mer Syngur Vitleysyngur (“İçimdeki şey idiot diye şarkı söylüyor anlamına geliyormuş) adlı parçalarından vokal sample’ları içeren Year Of Silence ile tempoyu çok az düşürüp; Empathy, Suffocation ve Violent Dreams ile bir kez daha sakinleşiyor. Sonra Vietnam ile tekrar hızlanıp, Birds, Pap Smear, Not In Love ve Intimate ile coşturuyor; özellikle Birds ile Pap Smear’da kendimden geçtiğimi belirtmezsem içimde kalır. I Am Made Of Chalk ile de albümün sonuna geliş sinyali olan şarkı içi tempo düşüşünü hissederek, albümü bitiriyoruz.
Son olarak diyeceğim şudur ki, her ne kadar fazlaca sevdiğim grupları insanlıkla paylaşmak konusunda sıkıntı yaşayan kıskanç bir insan olsam da, elektronik müziğe aşina iseniz ya da deneysellikten hoşlanıyorsanız, albümü edininiz.  Yakınlarınızda konserleri varsa, konserlerine de gidiniz, zira canlı performanslarında kaprisli ve sıkıntılı oldukları iddia edilse de, şahit olanlardan edinilen bilgiler canlı performanslarının efsanevi olduğu yönünde.
·         * bkz. Wikipedia
·         ** bkz. Ekşi Sözlük

Mixtape: Alice in Wonderland

Tim Burton da Alice Harikalar Diyarında!   

İngiliz yazar, matematikçi ve fotoğrafçı olan Lewis Caroll‘un çocuklara ve uyuşturucuya yönelmesiyle ortaya çıkan ve modern cadı masallarının belki de başlangıcı sayılabilecek olan Alice Harikalar Diyarında Tim Burton yorumuyla bu hafta vizyona girdi. Alice’in hayal dünyasında kendine bir rol vermiş herkesin heyecanla beklediğini bildiğimiz bu film için Avaz Avaz olarak bir mixtape hazırladık. İyi dinlemeler!

A Yüzü

1. Crystal Castles – Alice Practice
2. Jefferson Airplane – White Rabbit
3. Panic At the Disco – Mad as Rabbits
4. Virginia Astley – Tree Top Club
5. Alice in Chains – Down in a Hole
6. Bright Eyes – Down in a Rabbit Hole
7. Marilyn Manson – Eat Me, Drink Me
8. The Beatles – Lucy in the Sky with Diamonds

B Yüzü
1. White Rabbits – Dinner Party
2. Chris Vrenna – Flying on the Wings of Steam
3. Lynyrd Skynyrd – Mad Hatter
4. Radiohead – Paranoid Android
5. Funker Vogt – Red Queen
6. Smokie – Who the Fuck is Alice
7. The Beatles – Cry Baby Cry
8. Pink Floyd – On the Run
9. Jewel – Goodbye Alice in Wonderland

Coming Soon(Bonus Track): Cradle of Filth – Malice Through the Looking Glass