the fault in our stars

DEV KEDİ: SHAILENE WOODLEY

Munis… Tatlı…: Oyunculuk kariyerine sekiz yaşında adım atan ve henüz on iki yaşındayken kült gençlik dizisi The O.C.’de rol alan Shailene Woodley, ilk büyük başarısını Oscar ödüllü The Descendants filmindeki rolüyle elde etti.  Woodley bu filmdeki performansıyla en iyi yardımcı kadın oyuncu dalında Altın Küre’ye aday gösterildi.

Kedi Canını Senin: Shailene Woodley birçoğumuzun dikkatini üst üste rol aldığı best seller uyarlamalarıyla çekti.  Önce Veronica Roth’un distopyası Divergent’ın Tris’i olarak karşımıza çıktı, ardından da John Green’in göz pınarlarımızı kurutan The Fault In Our Stars’ının Hazel Grace’i.  Shailene’in YA filmlerinden ibaret olmadığını ise White Bird In A Blizzard filmindeki performansıyla gösterdi.

Seni Bu Konuda İkna Edeceğim: Divergent üçlemesinin geçtiğimiz hafta vizyona giren ikinci filmi Insurgent’ta tekrar izleme keyfine eriştiğimiz Shailene Woodley eminiz ki gelecekteki filmleriyle de gönüllerde taht kurmaya devam edecek. (2015 sonunda vizyona girecek olan Zachary Quinto ve Joseph Gordon-Levitt’le birlikte rol aldığı Snowden filmi için şimdiden heyecanlanmaya başlamakta da sakınca görmüyoruz.)

2014: CHARLI XCX

Neden Değerli?: Henüz 20 yaşında çıkardığı ilk albümü True Romance (14 yaşındayken hazırladığı 14 albümünü saymazsak) ile harika bir işe imza atarak bize hayatımızı sorgulatmıştı Charli XCX. Bizce o zaman hak ettiği ilgiyi göremeyen Charli XCX için 2014 müthiş bir yıl oldu diyebiliriz. Yılın patlayan şarkılarından Fancy‘nin bu başarıya ulaşmasında belki de en büyük etki onundu. Fancy ile bütün ilgi okları üstüne yönelen Charli XCX‘in ikinci albümünü beklerken The Fault In Our Stars filminin soundtrack’inden çıkan Boom Clap ile bu sefer tek başına yine büyük bir hite imza attı haşarı kızımız. Geride bıraktığımız senenin sonunda çıkan 80’ler ve punk esintili ikinci albümü Sucker ile ilk albümü True Romance‘teki elektronik tarzı terk edip büyük bir risk alan Charli XCX birçok merci tarafından pop müziğin olası kurtarıcılarından sayılıyor artık. Ve bunun tek sebebi bariz müzikal yeteneği değil, aynı zamanda söz yazarlığına olan kabiliyeti. Şayet 2013’ün büyük hitlerinden Icona Pop‘ın I Love It‘ini de kendisi yazmıştı. Sektörde aranan bir söz yazarı haline gelen Charli XCX birçok sanatçıya da şarkı vermeye devam ediyor. (Bu sene çıkacak Gwen Stefani albümünde 2 adet Charli XCX imzası göreceğiz mesela.)

Neyi Değiştirdi?: Sucker ile alıştığımız pop müzikten çok daha farklı bir tarza yelken açtı Charli XCX bu sene. Son zamanlarda sık görmeye başladığımız “genrebending” (başka bir deyişle müzik türlerinin füzyonu) olayının başarılı bir uygulayıcısı oldu bizce. Buram buram 80’ler kokan ve elektronikten punk’a, poptan glam’e geniş bir spektrumu içinde barındıran Sucker’ı dinlerseniz (eğer hala dinlememişseniz) bize hak vereceksiniz.

2015’te Ne Alemde?: 2014’te neredeyse bütün ödül törenlerinde performansları ve adaylıklarıyla boy gösteren Charli’yi bu sene de oldukça fazla göreceğiz gibi duruyor. Daha son albümü Sucker çıkalı 1 ay olmadığı için yeni klipler, performanslar ve konser tarihleri şüphesiz gelecektir. Eğer Iggy Azalea‘nın Fancy‘si ödül kapabilirse bu senenin sonunda Grammy ödüllü bir Charli XCX‘imiz olabilir. Ve tabi ki kendisini görmediğimiz her an da yazdığı veya konuk olduğu bir şarkıyla pop müzik gündemini meşgul edebilir.