the hope six demolition project

UNDERRATED GEMS: PJ HARVEY

Kabul edin, PJ Harvey müzik piyasasındaki en havalı kadınlardan. En iyi şair ve müzisyenler listemizin üst sıralarında olmasının yanı sıra, aynı zamanda da duygularını şarkılarına yansıtmayı mükemmel bir şekilde başaran dahilerden biri. Kendisini “Little fish, big fish, swimming in the water” dizeleri, son 10 senenin en iyi işlerinden Let England Shake albümü ile hatırlayabilirsiniz. Ancak kabul edelim, PJ Harvey bunlardan çok daha fazlası.

10)The Devil (White Chalk, 2007)

Gelmiş geçmiş en iyi piyano dizeleri diyebilir miyiz?

9)The Sky Lit Up (Is This Desire, 1999)

Son nakaratta üst notalara ulaştığında sihre kendinizi bırakın.

8)Oh My Lover (Dry, 1992)

Oh my sweet thing, oh my honey pie…

 

7) River Anacostia (The Hope Six Demolition Project, 2016)

Zorlu’da kapanışı bu şarkıyla yapmıştı. Hey gidi…

6) Rub Till It Bleeds (Rid of Me, 1993)

Evet, aklınıza ilk gelen şey doğru.

5)Meet Ze Monsta ( To Bring You My Love, 1995)

Masalara atlamayın, sadece bir şarkı…

 

4) Man Size (Rid of Me, 1993)

Kısa versiyonunu da seviyoruz, ancak uzun versiyonun daha bir harika olduğunu kabul edelim.

 

3)The Last Living Rose (Let England Shake, 2011)

Tamam, bu şarkı aslında biraz ünlü sayılabilir. Ancak diğer singleların yanında hakkettiği ilgiyi göremediğini inkar edebilir miyiz?

2)Is This Desire? (Is This Desire, 1999)

Woah…

1) The Wind (Is This Desire, 1999)

Gelmiş geçmiş en iyi PJ şarkısı.

 

 

 

2016: PJ HARVEY

Neden Değerli?: 90’ların başından günümüze kadar birbirinden harika işler çıkarmış bir isim PJ Harvey. Albümlerinin her biri bir hazine değerinde. Kendisi müzisyen olmanın yanı sıra aynı zamanda bir ozan ve yazar. Dünyanın birçok köşesinde yaptığı gezilerdeki izlenimleri kitaplaştıran sonra da bu anıları anlattığı güzel mi güzel bir albüm yayımlayan bir müzisyen. 2011’de yayımladığı ve sene sonu listelerini kasıp kavuran Let England Shake‘in hemen ardından kendisinden pek haber alamaz olmuştuk. Bu sene ise yeni stüdyo albümü The Hope Six Demolition Project ile sahnelere geri döndü ve yılın en iyi işlerinden birine imza attı. Sanatçının Kosova, Washington ve Afganistan gezilerindeki izlenimlerini anlattığı albüm tahmin edeceğiniz üzere oldukça politik. Harvey’in arkasında dostlarından oluşan sağlam bir orkestrası var. Gerek canlı performanslarda gerekse de albüm kayıtlarında enstrümanları ile oldukça zengin şarkılar ortaya koydu. 2016 dendiğinde aklımıza gelecek ilk isimlerden biri kendisi.

Neyi Değiştirdi? Daha önce de söylediğimiz gibi PJ Harvey öyle pek de sık albüm çıkaran, ortalarda dolaşan, konserler veren bir müzisyen değil. Son albümünden sonra kendisinden hiç haber almaz olmuştuk. Bu sene ise dünyanın her yerinde bir PJ Festivali oldu. Arayı kapatmak için olsa gerek Harvey, dünyanın her yerinde birçok performans sergiledi. Hayranları özlemlerini gidermek için konser kapılarında uzun kuyruklar oluşturdu. Kendisi aynı zamanda haziran ayında Türkiye’ye de bir uğramış oldu. 2016’da ülkemizde gerçekleşen sınırlı konserler arasında açık ara en iyi performanslardan biri olduğunu da hemen belirtelim.

2017’de Ne Alemde?: Bu kadar yoğun bir konser maratonundan sonra PJ Harvey biraz dinlenmeyi hakketti. Kendisi yeni bir albüm peşine mi düşer, yoksa yeniden kendi köşesine mi çekilir bilemiyoruz. Kendisinin de bu konuda herhangi bir açıklaması yok henüz. Bizim umudumuz arayı bir önceki gibi çok açmaması ve bizi o güzel işlerinden mahrum etmemesi. Kendisi bu konuda ne düşünüyordur bilemiyoruz tabii ki.

ORADAYDIK: PJ HARVEY& LOW- ZORLU PSM

Zorlu PSM, bu sene birçok sürprizle yüzümüzü güldürdü; güldürmeye de devam ediyor. Tindersticks ile başlayan heyecanımız, PJ Harvey ve Low ile aynı hızda devam etti 8 Haziran akşamı. Üstelik Sigur Rós, Patti Smith, Damien Rice gibi isimlerle bu rüzgar yaz boyunca esmeye devam edecek. Bu isimlerin ortak noktası, hiç şüphesiz ki, insanların özlem duyduğu, sık sık canlı izleyemediğimiz ve güçlü bağlarımızın olduğu isimler olması.

92 yılında Dry albümü ile kariyerine başlayan PJ Harvey de işte bu köklü isimlerden. Yayınladığı hiçbir albüm ile dinleyicisini hayal kırıklığına uğratmayan, yenilikten ve maceradan korkmayan güçlü bir kadın. Yeni albümü The Hope Six Demolition Project‘i yazmadan önce Kosova, Washington, Afganistan gibi dünyanın birbirinden uzak diyarlarını cesurca dolaşmış; gördüğü dramları, hikayeleri, dünyanın adaletsizliğini, çocukların ızdırabını şarkılarına dökmüş bir sanatçı. Ortaya çıkan albüm ise yılın şu ana kadarki en iyilerinden.

Gelelim konsere; PJ Harvey’in açılış grubu Amerikalı rock üçlüsü Low idi. Başlı başına bir hayran kitlesi olan, esas grup oldukları takdirde bile salonu doldurabilecek bir grup. Geçtiğimiz sene yayınladıkları Ones and Sixes albümü, bas melodileri ve melankolik tınıları ile sizi uzak diyarlara götüren eşsiz bir albümdü. Konserde de ağırlıklı olarak bu albümden şarkılar çaldılar. Özellikle, albümün favorisi No Comprende salonu başka bir evrene taşıdı, dinleyiciyi hipnotize etti. Bu büyülü atmosfer ise maalesef bazı dinleyiciler tarafından bozguna uğradı. Nedenini tam anlayamadığımız bir huzursuzluk, tartışma çıktı; dinleyicilerin dikkati dağıldı, keyif kaçtı. Zorlu görevlilerinin müdahalesi ile ortam yatıştırıldı neyse ki. Sonrasında yinelenen enerjimizi grup üyelerine de geçirmiş olmalıyız ki solist Alan Sparhawk, performansın sonlarına doğru bize bir de ufak bir gitar gösterisi yaptı.

IMG_4086

Low sahnede.

 

PJ Harvey ise beklediğimizin çok ötesinde bir yerdeydi. Primavera konserinin ne kadar özel ve eşsiz bir konser olduğunu okuyup gittikçe sabırsızlanıyordum. Açıkçası dün akşam, beklediğimden de fazlasını bulduğumu söyleyebilirim. Performans boyunca Polly Jean Harvey’nin başka bir gezegenden gelen, bizim için ulaşılması oldukça uzak bir tanrıça olduğunu düşündüm. Harvey, açılışı albümdeki favori şarkım olan Chain of Keys ile yaptı. Grubu ve saksofonu ile görkemli bir girişti. Sonrasında da Ministry of Defence ile devam etti performansına. Konserdeki şarkılar, son albüm Hope Six Demolition Project’te yer alan şarkılardan oluşuyordu. Bunlara ek olarak Harvey, 2011 tarihli Let England Shake albümünden aynı adlı parçaya, ilk single The Words that Maketh Murder ve The Glorious Land‘e yer verdi; sadece İngiltere’yi değil, tüm konser alanını salladı. Diskografisinin tozlu raflarından çıkardığı şarkılar ise klasik seçimlerdi: 50 ft. Queenie, To Bring You My Love, Down by the Water, When Under Ethel. Hepsi PJ Harvey’nin kemikleşmiş, tarihe geçmiş şarkılarıydı; bu yüzden de salonun enerjisi bu şarkılarda daha yüksekti. Özellikle Down by the Water’da tüm salon PJ Harvey’e eşlik etti.

13415496_538678732982372_455387191083175773_o

Konser sırasında özellikle akıllara yer eden özel anlar vardı. Bunlardan ilki, encore öncesi son şarkı River Anacostia performansı idi. Harvey’i eşsiz kılan bir diğer şey de soprano sesini güçlü baritone arka vokallerle güçlendirmesi. Yeni albümden River Anacostia da bunun -hem albümde hem de konserde- en güzel örneklerinden biriydi. İkinci bir diğer özel an ise encore için geri dönüştü. Near The Memorials to Vietnam and Lincoln‘a başlayacakken PJ Harvey sözleri karıştırdı, birazcık afalladı. Konserin başından beri sessizliğini korumasına rağmen seyircinin alkışları ile gülmeye başladı, samimi bir an yaşandı. Alkışlara rağmen ikinci bir encore olmadı ne yazık ki.

Daha önce böyle özel ve büyülü bir konser deneyimini 2 sene önce Jack White ile yaşamıştım; bir daha da ne zaman yaşarım bilemiyorum. Ancak PJ Harvey, hem albüm kayıtlarında hem de canlı performansında eşi benzeri olmayan çok özel bir isim. Konsere gidenler, bu eşsiz deneyimi yaşadıkları için çok şanslı. Gidemeyenler ise umarım, bir dahaki sefere bu fırsatı yakalayabilirler. PJ Harvey’i de ülkemizde ağırladığımıza göre, artık Sigur Rós ve Patti Smith için heyecanlanmaya başlayabiliriz sanırsam.

PJ Harvey fotoğrafları Zorlu PSM etkinlik sayfasından alınmıştır.

 

YENİ ALBÜM: PJ HARVEY – THE HOPE SIX DEMOLITION PROJECT

PJ Harvey, geçtiğimiz aralık ayında sinyallerini verdiği yeni albümünün adını ve çıkış tarihini sonunda bizimle paylaştı. The Hope Six Demolition Project adındaki albüm, 15 Nisan‘da piyasada olacak.

2011 yılında yayınladığı Let England Shake albümü ile İngiltere ile beraber dünyanın geri kalanını da sallamayı başaran PJ Harvey, yeni albümünü 2011-2014 yılları arasında yaptığı Kosova, Afganistan ve Washington DC ziyaretleri sırasında yazmış. Dünyanın farklı diyarlarında yaptığı ziyaretler, bizi oldukça meraklandırdı. Özellikle Afganistan ziyaretinden çıkan şarkıları dinlemek için sabırsızlanıyor, 15 Nisan için geri sayıma başlıyoruz.

Tracklist şöyle:

‘The Community of Hope’
‘The Ministry of Defence’
‘A Line in the Sand’
‘Chain of Keys’
‘River Anacostia’
‘Near the Memorials to Vietnam and Lincoln’
‘The Orange Monkey’
‘Medicinals’
‘The Ministry of Social Affairs’
‘The Wheel’
‘Dollar, Dollar’