Zorlu Performans Sanatları Merkezi

RÖPORTAJ: OKAY TEMİZ

Bu yıl 3-12 Mayıs tarihleri arasında ilki düzenlenen Zorlu Performans Sanatları Merkezi Caz Festival dahilinde sahne alan Okay Temiz’le, 8 Mayıs’ta gerçekleşen Oriental Wind konserinin öncesinde konuşma fırsatı bulduk. Çok uzun yıllar İsveç ve Finlandiya’da yaşamış, farklı kültürlerin müziklerini bir araya getirerek özgün eserlere imza atan sanatçının kariyeri, geçmiş ve gelecek projeleri ve ilgi alanları hakkındaki dopdolu sohbetimiz için buyurun:

 

Merhabalar! Nasılsınız? Nasıl gidiyor hayatınız, nelerle ilgileniyorsunuz son zamanlarda?

İyiyim teşekkür ederim. 15 yılı aşkın süredir bir ritim atölyem var, orada vakit geçiriyorum. Çocuklarla gerçekleştiriyoruz bu atölyeleri gerçekten çok keyifli oluyor. Bazen okullara gidiyoruz, Yalova’da bu atölyeleri gerçekleştirdiğimiz üç okul var. Çocuklar için çok eğitici oluyor. Anaokullarından ortaokula kadar uzanan geniş bir yaş grubuna hitap eden çalışmalar yapıyoruz, Haziran ayı başında hep birlikte kocaman bir konser veriyoruz. Çocuklar çok da güzel çalıyor gerçekten. Genel olarak böyle geçiyor günlerim. Ara sıra da konserlerim oluyor yurt içinde ve yurt dışında.

 

En son Aurora Borealis isimli bir albüm yayınlamıştınız, Oriental Wind projeniz kapsamında. İsimden anlaşıldığı üzere yurt dışında yaşadınız zamanlar müziğinizi, hayata bakış açınızı etkilemiş. Bunun dışında neler etkiledi, şekillendirdi müziğinizi?

Gördüğüm, duyduğum, kokladığım her şeyin etkisi oluyor tabii ki. Kuzey ışıkları gerçekten çok etkileyici bir doğa olayı. İnsan doğada böyle güzellikler görünce öyle ya da böyle ilham alıyor. Toprağa olan sevgim de her yönden etkiledi hayatımı, müziğimi. Çok uzun yıllar toprakla iç içeydim çocukluğumda. Doğaya müzik yapmak bambaşka bir şey. Bu pek tapılmıyor bizim ülkemizde. Eğlence müziği yapılıyor genelde. Halbuki doğadan ilham alıp yapılan müzik artsa bilinçlenecek insanlar. Björk’ü çok takdir ediyorum bu konuda, gerçekten çok ilginç konulara dikkat çekecek şeyler üretiyor. Bunlara ek olarak annemin etkisi büyük, henüz ben karnındayken bana ud çalmış, dünyaya gelmeden bile iç içeymişim müzikle.

 

Enstrümanlara özel bir ilginiz olduğunu ve özel olarak değişik enstrümanlar bulup koleksiyonunuza eklediğinizi duydum. Böyle değişik bir hikayesi olan bir enstrümanınız var mı?

Evet koleksiyon yapmayı seviyorum, en az 200 tane müzik aletim vardır diyebilirim. Bunları ileride müzeleştirerek sergilemek gibi planlarım da var. Koleksiyonun yanı sıra kendi müzik aletlerimi de yapıyorum. Elektronik üzerine de eğitim almıştım, o yüzden elektronik müzik aletleri üretecek kadar teknik bilgiye de sahibim. Uzun süre aletlerle haşır neşir olunca satın alınan aletler tatmin etmemeye başlıyor, standart üretilen aletlerde bile kendine uygun modifikasyonlar yapmak istiyor insan. İlginç hikayeye gelecek olursak, bence hikayeyi oluşturan o enstrümanla geçirdiğin süredir. Zamanında David Bowie, huzur içinde yatsın, kendi icadım olan bir elektronik müzik aletimle turnesi sırasında kendisine katılmamı istemişti. Çok farklı türlerde müzikler yapıyoruz, aylar süren turne boyunca cazdan uzaklaşmak istemediğim için kısmet olmadı ama ne yazık ki.

 

Sizin müziğinizi dinlerken bir görüntüyle bağdaştırmak fikri hiç uzak gelmiyor bana, hiç film müziği bestelediniz mi ya da öyle bir planınız var mı gelecekte?

Eskiden TGRT’de çok kısa sürelerde çekilmiş filmler olurdu onlara müzik yapmam istenirdi bazen, güzel bir şey çıkarmak için filmin çekimi için gereken iki üç günlük süreden daha fazla zaman istediğimde sitem ederlerdi. Ama kolay değil tabii bir filme müzik yapmak, uygun müzisyenleri ve stüdyoyu bulmak gerek, zaman alan şeyler bunlar. Bunun dışında tiyatrolara müzik yaptım hem İsveç’te hem burada. Hatta oyunun müziğinin sahnede yine oyuncular tarafından yapıldığı oyunlar sahneledik. Çok benzeri olmayan zor bir oyun türü bu, çok derinlemesine müzik eğitimi olmayan oyunculara bestelerimizi öğretmemiz gerekiyor. Sonucunda çıkan oyunlar çok keyifli oluyor ama tabii.

 

Başka bir röportajınızda çocuklar için bir müzik programı yapmak istediğinize dair bir şey okudum, bir gelişme var mı bu konuda?

Bu fikrimi gerçekleştirmek üzere çalıştım ama yerel kanalların dikkatini çekemedim ne yazık ki. İsveç’te böyle bir program yapmıştım, ödül bile kazanmıştık bu programla, daha sonrasında Finlandiya’da da gösterildi fakat Türkiye’de bunu gerçekleştirmek kısmet olmadı dediğim gibi. Daha başka projelerim var çocuklarla ritim atölyelerini gerçekleştirmek üzere, onlar için de sponsor ve destek arayışım sürüyor hala.

 

Son olarak 8 Mayıs’taki konserinize nasıl hazırlanalım, neler bekliyor olacak bizi konserde?

Başka bölgelere pek yayılmayıp daha çok İstanbul ağırlıklı kalsa da, şu sıralar caz festivalleri konusunda ülkecek iyiyiz. Zorlu PSM’de böyle bir festival yapıyor bu sene, parçası olacağımız için mutluyuz. Çok sık konser vermiyorum şu sıralar ama konsere katılan dinleyicilerin geldiğine değeceğini söyleyebilirim.

 

FEATURING: MODERAT

Birkaç ay önce de haberini verdiğimiz gibi Zorlu Performans Sanatları Merkezi’nin dopdolu etkinlik programına dahil ettiği ve sezonun en heyecan verici performanslarından biri için geri sayımlara başladık. Biz Moderat’la bir kez daha, bu sefer Zorlu PSM çatısı altında, yüzlerce kilometre ötede kendimizi Berlin’de hissedeceğimiz bir gece geçirmek için sabırsızlanıyoruz. Hem bu ruh halinde 11 Kasım’ı bekleyen takipçilerini, hem de henüz kendileriyle tanışma şansına erişememiş potansiyel bağımlılarını bu müthiş üçlüyü bir şekilde dokundukları şarkılar aracılığıyla daha yakından tanımaya davet ediyoruz:

1) Luomo – Love You All (feat. Apparat)

Apparat, gerçek adıyla Sascha Ring, 90lı yıllardan beri elektronik müzikle ilgileniyor ve 6 tane solo albüme sahip. Luomo’yla yaptıkları bu işbirliği de tam solo albümlerinden Walls’un ve Moderat’ı asıl ününe kavuşturan kendi ismleriyle yayınlanan albümün arasına denk geliyor.

2) Siriusmo – Wow (Modeselektor Edit)

Modeselektor, yani Gernot Bronsert ve Sebastian Szary, çok üretken ve uyumlu bir ikili olduğu için sık sık farklı isimlerle çalışıp ortaya harika işler çıkartabiliyor. Siriusmo da ikilinin birlikte ürettiği hatta Siriusmodeselektor isimli bir proje adı altında beraber turneye bile çıktığı bir isim. Gelecekte de bu üçlüyü görmeye devam edeceğimize emin gibiyiz.

3) DJ Koze – Nices Wölkchen (feat. Apparat)

Modeselektor ve Apparat bu kadar büyük bir kitleye ulaşmak, böyle ciddi ilgi gören kayıtlar yapmak amacıyla bir araya gelmemişler; Berlin’in efsanevi rave sahnesinin bir araya getirdiği ve birlikte bir şeyler yaratıp eğlenmeyi seven üç genç müzisyenin bir projesi olarak ortaya çıkmış Moderat aslında en başında. Apparat’ın tek başına konuk olduğu bu şarkı da yine aynı sahneden çıkan ve zaman zaman Moderat’la da birlikte çalışan DJ Koze’ye ait.

4) Shed – Dark Planet (Modeselektor Remix)

Geçtiğimiz sene III öncesi albümle ilgili çalışmaları devam ederken Modeselektor, Shed’in çıkardığı single için bir remix yaptı ve Kasım ayında yayınlandı. Aynı zamanda Moderat’ın da sevdiği ve playlistlerine sıkça dahil ettiği bir isim olan Shed de aynı şekilde Berlin’de yetişmiş müzisyenlerden.

5) Jon Hopkins – Abandon Window (Moderat Remix)

Büyük de olsa sadece belli bir kitleye ulaşıyor olması dolayısıyla underrated kalan bir müzik sahnesi ve kültürü içinde bulunup beslenen Moderat, 2009 albümleri Moderat’ın bütün dünyada yakaladığı bilinirlikle bizce bir öncü niteliği taşıyor. Bu şarkıda da yine kendileri gibi dünyada bilinirlik yakalayabilmiş bir müzisyen olan Jon Hopkins’in Mercury Prize’a aday olan albümü Immunity’den Abandon Window için yaptıkları ve yine Moderat eli değdiğini çok rahatlıkla hissedebildiğimiz bir remix.

Bonus:

10 Aralık‘ta İstanbul’da canlı performanslarını izleme şansı bulacağımız Âme, Moderat’ın geçtiğimiz Nisan ayında yayınlanan albümü III için yapılan ilk remixlerden birine imza attı, dinlemeden geçmeyin: