THREESOME: BREAKING BAD (I)

Dizi 20’li Yaşlarda Aşka Verdiğimiz İsimdir    
Breaking Bad bitti ve ben her güzel dizide olduğu gibi yine sevgilimden ayrılmış gibi hissediyorum. Şimdi burada dizileri sevgilisi gibi gören dizi-sever pozu vermek mümkün ama amacım bu değil. Aslında Breaking Bad sezon finalini verdiğinden adam akıllı bir amacım da yok. Amacım rakı sofrasındaymışçasına eski sevgilimden bir sonuca ya da ispata kalkışmadan bahsetmek. Sadece ve kısaca onu anlatmak istiyorum.

Breaking Bad‘le tanışma hikayem herkesin aşk hikayesinde olduğu gibi bana da büyülü geliyor. Diziyle tavsiye sonucunda tanıştım ve her diziye başlamadan önce olduğu gibi bunda da önce bağlanıp sonra kaybetme korkusunu duydum. Şimdi İbrahim Tatlıses‘ten “aklıma gelmeyen başıma geldi” söylemek vardı ama benim durumum tam tersine “Kendim ettim kendim buldum“.

Bazen hak ettiğinizden daha fazlası olduğunu düşündüğünüz ilişkilere denk gelirsiniz. Breaking Bad de böylesi bir şeydi. Kesinlikle bu kadar iyi bir diziyi hak edecek bir şey yapmadım. Bu yüzden her buluşmamızda diziye karşı çok yoğun bir minnettarlık duydum. Bu sebepledir ki Facebook, Twitter ve Sims Social şeytan üçgeni ilk defa bir diziye müdahale edemedi. Sürükleyicilikten bağımsız bir durum bu. Breaking Bad,  CSI ekolünden dizilerde artık mekanikleşmiş bir sürükleyicilikle insanı kendine kilitlemiyor. Breaking Bad izleyende bir türlü sıyrılamadığı bir saygı ve minnettarlık uyandırıyor. Bu yüzden de dizinin başından ayrılmak mümkün olmuyor.

.

Bu saygı ve minnettarlığın arkasında korkular da var. Walter kendi gerçekliğini inşa ederken, bunca zaman kaçtığı onlarca sorumluluğu tek tek üstüne alıp limitlerini ve limitsizliğini keşfederken ben de Walter gibi olmaktan korktum. Bir diziyi izlerken aradığınız en önemli şey hayatın gerçeklerinden uzaklaşmak olabilir. Ancak Breaking Bad‘de uzaklaşmanın aksine kendi derinliklerinize iniyorsunuz. Breaking Bad ayağınızı yerden kesen insanların bir yerden sonra size kim olabileceğini gösterdiği gibi size kendinizi gösteriyor.

Bitince ne yapacağım?“. Terk edilme korkusu kadar kötü bir şey varsa o da dizilerin insanlardan bile fani olması gerçekliğidir. Vedalaşacağınızı ve özleyeceğinizi bile bile neden dizi izlenir? Bu sorunun abesliğini şöyle göstermek mümkün: “Olacakları bilseydin yine de aşık olmaz mıydın?“. Aşık olmayı isteyen her insan Breaking Bad izlemeyi de ister.

.

Bazen hayatta karşımıza sadece bir yerlerde buluşup saatlerce konuştuğumuz insanlar çıkar. Günün sonunda o insanların sesi büyülüymüşçesine kulağınızda çınlayarak tek başınıza yatağa girersiniz. Aşık olup olmadığınızı düşünürsünüz. Sonra bir gün gelir arkadaşlarınız staj yapmaya, iş bulmaya ve askere gitmeye başlarlar. Gerçek hayat denilen bu iklim olayı sizin oralara uğrar. O zaman o çınlayan ses ve size sordurduğu sorular bu iş, staj ve askerlik bulutu içerisinde kaybolur. Breaking Bad o gürültüyü susturup o sesi tekrar duyabildiğiniz sayılı 50 dakikalardan birisidir.

.

 

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *