Threesome: Zooey Deschanel (II)

Daha fazlası olacak mı?

Zooey Deschanel hakkında derinlere inmeden önce, ne zaman bir ortamda ismi mevzu bahis olsa yaptığım gibi, kendisini kayıtsız ve şartsız sevdiğimi belirtmek istiyorum. Bir kadın olarak, onun ismi zikredilince aklıma aynı anda hem güzel, hem seksi, hem de tatlı olduğu geliyorsa ve üstelik bu sıfatları çaba sarf etmeden kazanabiliyorsa, kendisine uyuz olmak için çok sebebim var demektir. Ama Zooey ile ilişkimiz o başarıdan başarıya koşarken benim sinir krizleri geçirdiğim türden olmadı. Eğer hayatımda uzaktan sevdiğim insanlar listesi yapsam kendisine rahatlıkla yukarılarda yer bulur.

Kıskançlık faktörünü elediğimiz zaman onu sevmemek için pek de sebep göremiyorum. Söz konusu Zooey gibi bir kadın olunca onu beğenmek, tanıma sürecinin doğal bir sonucu oluyor çoğu zaman. Kısaca kendisinden bahsetmek gerekirse kimsenin inkar edemeyeceği güzelliğinin yanı sıra başarılı bir oyuncu, şarkıcı ve söz yazarı. Hatta yaptıklarını biraz daha açıp isminin önüne getirilebilecek tanımlamaları sıralayalım, bu sektörde kendisine yer edinmiş bir ailenin küçük kızı, She&Him;’in solisti, (500) Days of Summer’in kalp kıran ve bu yüzden asla unutulmayacak olan Summer’i, HelloGiggle’in kurucusu, New Girl’in bütün itici özelliklerine rağmen kendisini sevdirebilen Jess’i ve Golden Globe, Emmy ve Grammy adayı. Üstelik aynı anda klavye, perküsyon, banjo ve ukulele çalıyor. Evet, bunların hepsi tek bir kişide vücut bulmuş. Üstelik kendisine sinir olunamayacak kadar da tatlı. Tüm bu bahsettiklerimden sonra Zooey Deschanel’i sevmek için daha fazla nedene ihtiyacımız var mı?

.

Fakat bu yazıdaki asıl amacım Zooey’e olan sevgimi ya da bu sevginin nedenlerini anlatmak değil. Ben konuyu bir adım öteye taşıyıp Zooey’in hayatımdaki yerinin bundan sonra nasıl olacağını konuşmak istiyorum. Şu zamana kadar doğuştan şanslı olan birisinin fırsat verildiğinde yapabilecekleri hikayesini izledik. Peki bundan sonra ne olacak?

.

Şimdiye dek kadar bize sunduğu özgür, şirin, kendine güvenen, deli dolu kız imajını kolayca benimsedik. Kabul etmek gerekir ki pek çoklarının hayalidir çocuksu olmadan tatlı kız olabilmek. Fakat değişimi saniyelerde hissettiğimiz bu devirde onu aynı şekilde görmek bizi daha ne kadar tatmin edecek? Her ne kadar, hala, New Girl’de çılgın olma halini sonuna kadar zorlayan Zooey’i izlemeyi sevsem de, şu an olması gereken yerin çok gerisinde. Geçmişinde yaptığı onca işin içinden hala (500) Days of Summer ile anılması, tek derdinin ‘hoş vakit geçirmek’ olan bir dizide oynaması ya da birbirinin aynısı olan iki albüm çıkarması gelecekteki halini sorgulatıyor bana.

Kabul, belki şimdiden gidebileceği noktayı sorgulamak yanlış. Ama eğer hayat bir oyun ise, şu noktada Zooey’i, elindeki bütün silahları harcadığı için bir üst seviyeye geçemeyen bir oyuncu olarak görüyorum. Bu benzetme, Zooey’in başarısız veya yanlış yolda olduğu anlamına gelmeyebilir, eğer elindekilerle yetinmek onun için sorun olmayacaksa. Öte yandan hayatımızdaki yeri kalıcı olsun istiyorsa bize şu anki vadettikleri yeterli olmayacak gibi gözüküyor. Malum tüketme çağındayız ve bu Zooey’den sıkılmaya başladık bir miktar. Belki benimki erken bir kaygı ama onunla güzel başlayan ilişkimizin hayal kırıklığıyla bitmesinden  korkuyorum ve hayatımdaki varlığını devam ettirsin istiyorum.

.

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *