İNCELEME: ONUR ÖZDEMİR – HAYATA

Liseye başladığım sene okulun daha ilk haftaları. Bir teneffüste, en iyi ortak nokta bulma, tanışma yöntemlerinden biri olarak “Sen neler dinliyorsun?” sorusu soruluyor. Aynı soruya verdiğimiz aynı “Sakin” cevabı lisedeki en iyi arkadaşımı bulmamı sağlıyor. Seneler boyunca da bu bizim için fazla romantik anıyı bir kenara bırakıp döne döne elimizdeki tek albümü dinliyoruz. Bir yandan da o zamanki yaşlarımızın kontrolsüzlüğüyle dağıldıkları için gönül koyuyoruz gruba. Yaşımız tutmadığı için grup hala birlikteyken konserine gidememiş olmanın burukluğu, her fırsatta, gerçekleşmesi imkansıza yakın dileklere dönüşüyor. Her üç dilek hakkımızdan birini, seneler önce dağılmış ve geri dönmesi ihtimal dahilinde gözükmeyen bir grubu bir kez olsun canlı dinleyebilmek için kullanıyoruz. Gerçekten o anların birinde bize bir dilek hakkı sunulmuş yahut aynı şeyi defalarca dile getirdiğimiz için Franny Glass’ınki gibi bir çeşit duaya dönmüş olmalı ki seneler sonra böyle bir ihtimal ortaya çıkıyor. Bundan da tabii ki aynı arkadaşımın attığı bir mesaj sayesinde haberdar oluyorum.

Bu senenin başlarında Hikmet Demirkol’un All Access kanalına konuk olan Onur Özdemir, bir Sakin Tribute Band ile konser vereceğini müjdeliyordu. Bununla da kalmayıp senelerce grubun azılı hayranlarının çeşitli mecralar üzerinden döne döne dinlediği, herkesin beklemekten bitap düştüğü ama hiç var olmamış ikinci Sakin albümünün demolarını Spotify’a yükleyeceğinin de sözünü veriyordu. Bu haber, senenin ilerleyen aylarında inanması güç pek çok şeye şahitlik edecek olsak da, bunca zaman gruba dair yeni bir şey duymak için kulağı kirişte bekleyen herkesin heyecandan uykularını kaçıracak kadar inanması güç bir haberdi.

Grup dağıldığından beri internette bir şekilde var olan ve tabiatı gereği isteyen herkesin istediği zaman ulaşabildiği bu yeni olmayan şarkıların sadece Spotify’a yüklenmesi, bu kadar yaygara kopartılacak bir konu gibi görülmeyebilir en başta. Ancak ilk albümün ismine selam duran Hayata‘nın Spotify’a yüklendiği, perşembeyi cumaya bağlayan o gece ve takip eden günlerde, sosyal medyada biraz vakit geçirip dinleyenlerin paylaşımlarını takip eden herkes, müziğin nelere kadir olduğuna bir kez daha şahit olmuştur. Seneler önce Sakin’in şarkılarını hayatına soundtrack yapmış, “Tekil hayatlar da bir gün devrim yapar ya” diye diye hayaller kurmuş, kararlar almış herkesin, aradan geçen senelerin ardından o uzak mesafeden geri dönüp de geçmişlerine, kendilerine attıkları bir bakış belki de bu albüm. Asıl bu kadar kıymetli olan da aynı anda bunca insanın, ilk ve tek albümünü 2008’de çıkarmış, ardındansa deyim yerindeyse sırra kadem basmış bir grubun eski demolarını dinleyip aynı anda aynı şeyleri hissetmesi.

Nostaljinin bu mahir tuzaklarına düşerek albümü sadece eski, güzel hatırladığımız günlerin bir hatırası olarak yüceltmek çok büyük haksızlık olur. Her şeyden önce inanılmaz çalışkan bir sanatçı olarak Onur Özdemir’in hakkını teslim etmek gerekiyor. Yakaladıkları her fırsatta arkasından bağırıp, onu Sakin’in mirasına ihanet etmekle suçlayan yüksek sesli güruha rağmen, her seferinde yeni bir şey denemeye cüret edebilen bir sanatçı Onur Özdemir. Pek çoğunda da oldukça başarılı olduğu yadsınamaz bir gerçek. Örneğin Edis – Çok Çok ya da Ayşe Hatun Önal – Güm Güm gibi döneminin Türkçe pop marşları haline gelmiş şarkılarda imzası bulunuyor. Onurr imzasıyla çıkardığı solo albümü Bir Kahramanlık Hikayesi‘yle de pop şarkıcısı olarak neler yapabileceğini ortaya koyuyor. Bu sene, başka sanatçılar için yaptığı çalışmalarının yanında artık bir plak şirketine bağlı olmadan üretmenin de verdiği özgürlükle, Onurr mahlası altında, belki de yeni bir solo pop albümünün habercisi üç yeni single yayınladı. Sakin’den sonra büründüğü Onurr personasının, yayınlamayı planladığı demolarla tam olarak örtüşeceğini düşünmediğinden, albümü yayınlamak için Onur Özdemir olarak yeni bir profil, belki de yeni bir persona oluşturdu. Albümden önce de bir sürpriz olarak, Sakin sound’una yakın bir yerde duran Haydut’u yine Onur Özdemir imzasıyla yayınladı. Bu single ve yayınlanan demolar belki de her adımını heyecanla takip ettiğimiz Onur Özdemir’in kariyerine ilişkin yeni bir yolun ipuçları olarak yorumlanabilir.

Senelerce kimisinin küsüp gönül koyduğu, kimisinin olduğu haliyle kabullenmeye çalıştığı ama hemen herkes için yarım kalan Sakin’in hikayesi, Onur Özdemir’in bu jestiyle bir nihayete eriyor. Bıraktıkları için grupla kavgalı ayrılmışlar, senelerce Onur Özdemir’i affedememişler, “Neler olabilirdi?”yi düşünüp önüne bakamamışlar için, yazılan bu sonu kabullenip defteri kapatma vakti artık. Sakin tam da kendine yakışacağı şekilde, seneler sonra kimsenin beklemediği bir anda, tekrar kafasını uzatıp “Merhaba” derken aynı anda zamanında apar topar dağılırken edemediği vedasını da ediyor. Bunu da o uzun beklemelere değecek çok da güzel bir zamana denk getiriyor.

“Hoşgeldin, inan daha vakitlice gelemezdin.”