oasis

RÖPORTAJ: TIMBER TIMBRE

4 Ekim’de Garanti Caz Yeşili kapsamında Babylon’da sahne alacak Montrealli grup Timber Timbre ile sohbet ettik, İstanbul’daki ikinci performansları öncesinde hiç olmadıkları kadar karanlık duyulan albümleri “Sincerely, Future Pollution”dan bahsettik, gelecek planlarını sorduk. Kaçırılmayacak bir performans olacak gibi görünüyor, buyurun:

Merhaba, nasılsınız? Turne nasıl gidiyor, tekrar yolda olmak nasıl bir duygu?

Merhaba yolda olmak çok güzel turnede olmayı çok seviyoruz, şarkılarımızı canlı çalmak bize çok büyük bir enerji veriyor, bunun için yaşıyoruz diyebilirim.


Nispeten daha romantik ve neşeli önceki albümlerinize kıyasla “Sincerely, Future Pollution” çok daha karanlık ve kasvetli. Yapmaya çalıştığınız bu muydu, sonunda elde ettiğiniz şey baştaki planınızla örtüşüyor mu? Sizi böyle karanlık ve distopik bir album yapmaya iten neydi, albümün arkasındaki fikirlerden biraz bahseder misiniz?

LCD Soundsystem, Chemical Brothers ve Oasis karışımı havalı bir şeyler yapmaya çalışıyorduk ama şımarık zavallı herifler olduğumuz için onun yerine bunu yaptık ki salak değilseniz çok daha ilginç olduğunu görürsünüz bence.


Montreal’de oldukça zengin bir yerel müzik sahnesi var, bunun bir parçası olmak sizi en başından beri nasıl etkiliyor?

Montreal’in Rock’n Roll sahnesinden birçok ismi henüz dünyaca tanınmadan önce bile takip ediyordum. Torngat and Sean Nicholas Savage, Mozart’s Sister, Patrick Watson, Avec pas D’casque, Les Troubles, Blood And Glass ve Black Le Gary takip ettiğim ve sevdiğim isimler. Tam içinde olan benim bile takip etmekte zorlandığım kadar fazla, sürekli iletişim ve iş birliği içinde olan eşsiz müzisyenler/gruplar var burada.


Albümü Paris’te, La Frette Studios’da kaydettiniz. Bu değişiklik size ne gibi yenilikler sundu? Bu konum değişikliği sizi nasıl etkiledi?

La Frette Studios benim için Disneyland gibiydi. Profesyonel bir stüdyo tecrübemiz olmadığı için La Frette’in koleksiyonu bize çok şaşırtıcı geldi, değişik synthler, gitarlar ve daha bir sürü şey. Oldukça konforlu ve büyülü bir yerdi. Oradan hiç ayrılmasak olurmuş gibi hissettik ve hissettirildik. Harika yemekler yedik ve içtik, yine de işimize bütün dikkatimizi verebildik ve iki hafta kadar bir sürede kayıtlar elimizdeydi.


Her albümde müziğinize yeni elementler katıp bambaşka şeyler ortaya çıkarıyorsunuz, yeni albüm için planlarınız nedir? Yeni bir şeyler üzerinde çalışmaya başladınız mı? Timber Timbre’yi turneden sonra neler bekliyor?

Açıkçası gelecek için plan yapacak bir anımız bile olmadı. Bu yeni albümle birlikte alışmamız gereken çok fazla yeniliğe maruz kaldık. Bu durumun baskısı yeni ilhamlar için pek zaman ve enerji bırakmıyor. Ama yine de caz bekleyebilirsiniz diyebilirim, ya da country.


Daha önce İstanbul’a gelmiştiniz, tecrübeniz nasıldı? Bu seferki planlarınız nedir? Seyircilerinizin nasıl olmasını umuyorsunuz? Konseriniz için nasıl hazırlanalım?

Sahneye solo olarak çıktığım ilk ve tek İstanbul konserimizi çok sevmiştim. Çok iyi gitmişti diye düşünüyorum, kalabalık şaşırtıcı bir şekilde çok sıcak ve katılımcıydı. Bu kez çok daha gürültülü bir konser olacak ve dans etmek zorunlu.  Telefonlarınızı da kapalı tutarsanız konserden daha çok zevk alırsınız, Instagram gerçekten çok sıkıcı ve bence birlikte çalışırsak bu popülariteyi yok edebiliriz, özleyeceğimizi hiç sanmıyorum.

Teşekkürler!

#TBT: RYAN ADAMS

“1989” albümünü coverlaması konusunda Taylor Swift‘in aşırı heveslenmesi dolayısıyla gündemimize oturan Ryan Adams‘la 11 yıl öncesine gidiyoruz, “Is This It” için cover albümü yapma teklifi The Strokes tarafından reddedilmiş, beşinci albümü Love Is Hell henüz piyasaya sürülmüş, bu albüme de dahil olan Oasis coverı Wonderwall‘ı single olarak yayınlıyor:

 

FRAGMAN: KILL YOUR FRIENDS

John Niven‘in Kill Your Friends romanı sinemaya uyarlanıyor. 90’ların İngiltere’sine, yani aslında Brtipop’una beyazperde ile dönüş yapıyoruz  Kill Your Friends ile. Başrolü ise Nicholas Hoult devralıyor, James Corden, Rosenne Arquette ve Craig Roberts da filmin kadrosunu oluşturuyor.

Kill Your Friends’in bir diğer heyecanlandıran tarafı ise evlere şenlik bir soundtrack sunuyor olması. 6 Kasım’da İngiltere’de prömiyeri yapılacak olan filmin soundtrack’inde Junkie XL ile birlikte Oasis, Blur, Radiohead, The Prodigy ve The Chemical Brothers işleri olacak.

#TBT: BLUR

Doksanlarda sürekli karşılaştırıldıkları Oasis‘le birlikte hayatımıza fazlasıyla hızlı bir giriş yapan Blur‘un 12 yıllık aradan sonra gelen yeni albümü The Magic Whip 27 Nisan’da bizlerle buluşacak. Albümden yayınlanan şarkılara bakacak olursak 27 Nisan’ı takip eden haftada yeni Blur albümünü tekrar tekrar dinlenecek diyebiliriz. The Magic Whip’i hatmetmek için hali hazırda beklerken; Oasis’ten farklı olarak yaptıkları müziği sürekli değiştiren, yeni seslere doğru yolculuğa çıkan ve bünyesinde Damon Albarn gibi bir “müzikadam” barındıran grubu dağılış sürecine getiren, çıkardıkları son güzide ve hayranlarınca “en Gorillaz” albüm Think Tank‘le 12 yıl geriye gidiyoruz.

(Off The Record): Vol XV

1. Instagram için de Lady Gaga dönemi başlamış durumda. Şimdilik Lady Gaga‘nın kendi fotoğraflarını yolladığı hesabın kıracağı ilk rekoru merakla bekliyoruz.

.

2. Lana Del Rey‘e olan ilgimizi bir süre önce kaybettik. John F. Kennedy suikastini konu alan klibinde de yeni bir şey bulabilmiş değiliz:

.

3. Geçtiğimiz Cuma, Dette Glashouwer Veblen Sempozyumu kapsamında Money and Enough isimli oyununu sergilemek için İstanbul’daydı. Para ve sınırları söz konusu olduğunda elimizden bir şey gelmiyor; zihinlerde hep Dea Pecuniea:


.

4. Louis CK‘in deneylerini fazlasıyla heyecanlı buluyorduk ki öncülüğü ilk meyvesini verdi: LOLflix. Söz konusu web sitesi ne kadar etkili olur bilinmez ama komedyenler tarafında başlayan hareketlilik kısa sürede duracak gibi değil.

.
*Görsel: Oasis – Dig Out Your Soul
.