AVAZ SOSYAL

ORADAYIZ: TAMINO

Geçtiğimiz sene Habibi teklisiyle Belçika’nın Jeff Buckley’si olarak ünlenen Tamino, 25 ve 26 Mayıs’ta Salon İKSV’de sahne alıyor. Büyükbabası Moharoam Fouad’dan aldığı müzik mirasıyla Tom Waits, Serge Gainsbourg gibi büyük isimlerin müziğine duyduğu hayranlığı şarkılarında birleştiren Tamino, bu akşam Salon sahnesinde bizleri bekliyor olacak. Dingin melodilerle birleşen melankolik sözleri iliklerimize kadar hissedeceğimiz bu büyüleyici sesi dinlemek için sabırsızlanıyoruz.

Bu akşam Salon’dayız!

ORADAYIZ: RIJEKA & BADMIXDAY, ATI VE AŞK ÜÇGENI, RSPC, REDRICE

Özellikle düzenlediği ilgi çekici konsepli konser serilerinin yanı sıra radarın dışında kalmış sanatçılarla tanışmamızı sağlayan etkinlikleriyle tanıdığımız In the Void, bu kez Maglibertine ile birlikte Rijeka & Badmixday, Ati ve Aşk Üçgeni, RSPC ve Redrice‘ı bu akşam Peyote’de bir araya getiriyor. Her ismin bize farklı bir deneyim yaşatacağına inandığımız bu etkinlik için çok heyecanlıyız. Bu akşam Peyote’de olacağız, sizi de bekleriz!

Sanatçılarla ilgili daha fazla bilgiye In The Void’un yazısından, etkinlik ile ilgili ayrıntılara ise buradan ulaşabilirsiniz.

ORADAYIZ: YASEMİN MORİ “ESTRELLA” LANSMAN KONSERİ

Müzik kariyerinin 10. yılını kutlayan Yasemin Mori, 26 Ocak’ta yayınlanan ve bizim pek beğendiğimiz yeni albümü Estrella‘nın ilk konseri için bu akşam Lokalize kapsamında Zorlu PSM Stüdyo‘da olacak. Bir Yasemin Mori konserinin kötü olma ihtimali zaten yok, bir de üstüne albümün yüksek enerjisi ve bunun albümün lansman konseri olacağı gerçeği de binince gece için heyecanlanmamak elde olmuyor. Üstüne üstlük Twitter’da konserin sürprizli olacağını yazan Mori, “acaba Edis ve Eypio, hatta Cem Yılmaz da mı gelecek” diye düşündürdü de bizi bir yandan.

Her halükarda müthiş bir konser bizleri bekliyor ve biz Yasemin Mori‘yi canlı izlemeyi çok çok özleyen Avaz yazarları olarak pek tabii orada olacağız.

Etkinlik sayfası burada.

ORADAYIZ: %100 MÜZİK: INDIECITY VI

5 senedir İstanbul sahnesine farklı bir renk katmayı dert edinmiş bir topluluğun, Partapart‘ın düzenlediği festival IndieCity‘nin 6.sının vakti geldi. Bu akşam Salon İKSV‘de başlayacak 3 günlük festival, Salon’un yanında Mama ve Minimüzikhol’e de taşacak. Biz de bu akşam Aisha Devi‘nin yaşatacağı farklı bir deneyim için Salon’da olacağız.

Bütün programı da şöyle bırakalım:

MART TAKVİMİ: EKLEKTİK

Havanın berbat iç karartıcılığının sona erip artık baharın yavaş yavaş yüzünü göstermesini umduğumuz Mart ayında takvim, herkesi memnun edecek denli rengarenk. Özellikle elektronik müzik etkinliklerinin ağır bastığı bu ayda Cuma ve Cumartesileri sabahı etmelik birbirinden müthiş konserler göz kırpmakta. (daha&helliip;)

ŞUBAT TAKVİMİ: HAFTA İÇİ

Bu ay hafta sonlarımız kadar hafta içlerimiz de dopdolu geçecek.”Work hard, play hard” ruhunu sonuna kadar yaşayacağımız ayın seçtiğimiz etkinlikleri hemen aşağıda. İyi eğlenceler.

1 Şubat

Babylon // Gevende
KLEIN // WhoMadeWho

2 Şubat

MAMA // SUB: MAMA’s House
Babylon // Gaye Su Aksoy

3 Şubat

Salon // Open Club Day: Mind Shifter & Club Bangkok
Babylon // Oldies but Goldies
IF Performance Hall Beşiktaş // The Avener DJ Set
DasDas // Sattas

7 Şubat

Babylon // Jakuzi
Joker No.19 // Metronomy Dj Set (Anna Prior)
Zorlu Performans Sanatları Merkezi // Moon Duo
Salon // King Krule

8 Şubat

Sanat Performance // Ezhel
Zorlu Performans Sanatları Merkezi // Elif Çağlar Albüm Lansmanı
Salon // King Krule

9 Şubat

Babylon // Bob Marley Doğum Günü Kutlaması
(Sattas, Selekta Firuzaga (DJ set) ve Beton Orman Sound System)
DasDas // Büyük Ev Ablukada – Fırtınayt

10 Şubat

Babylon // Y2K Millennium Party
Salon // %100 Metal: Laneth Bir Gece 2
Zorlu Performans Sanatları Merkezi // Lokaalize: Büyük Ev Ablukada – Ay Şuram Hala Ağrıyor
Zorlu Performans Sanatları Merkezi // Hurts

13 Şubat

Zorlu Performans Sanatları Merkezi // Ceylan Ertem

14 Şubat

BKM Mutfak – Uniq // Can Kazaz
Salon // Ahmet Ali Aslan Albüm Lansmanı
TİM Show Center // Yalın
Hypnos Hall // Kalben

15 Şubat

-!f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali başlangıcı-
Cemiyet // Palmiyeler
Babylon // Christian Löffler Ensemble

16 Şubat

Babylon // Nightmares on Wax
Salon // Hedonutopia Albüm Lansmanı
Zorlu Performans Sanatları Merkezi // We Luv Techno!

17 Şubat

Salon // Son Feci Bisiklet
Babylon // !f Açılış Partisi

19 Şubat

bomontiada // Punk’ta hayat var!: Yerli Punk Sahnemiz Hakkında Bir Sohbet

20 Şubat

Salon // Evren Uysal Albüm Lansmanı
IF Performance Hall Beşiktaş // Blonde Redhead

21 Şubat

bomontiada // Lounge Buluşması: Plak & Play
IF Performance Hall Beşiktaş // Mor ve Ötesi
Salon // minimalismus+: Martin Kohlstedt
Babylon // Luke Elliot

22 Şubat

DasDas // Ezhel
Babylon // Ghostpoet

23 Şubat

DasDas // Redd
Babylon // !f Music: Aşk Olsun!

24 Şubat

DasDas // Korhan Futacı ve Kara Orkestra
Babylon // Weval

25 Şubat

-!f İstanbul Bağımsız Filmler Festivali sonu-

XXF – VERY VERY FRENCH: 2017

Sene sonu Babylon‘a Fransız rüzgarıyla geldi. Artık geleneğe dönmeye başlayan Fransız Kültür Merkezi‘nin Babylon işbirliği ile düzenlediği XXF – Very Very French Festival ile yine Fransa’nın müziğinin nabzını tutuyoruz. Bu sene kimler geliyor şöyle bir bakalım.

Amadou & Mariam (23 Kasım)

Afro-Beat’e ilgi duyanlar için kaçırılmaz bir konser ayağınıza geliyor. Usta ikili yakın zamanda çıkardıkları albüm La Confusion‘ın turnesi dahilinde 23 Kasım’da Babylon’dalar.

Kartell (24 Kasım)

Fransızlara +5 DJ’lik yeteneğini kim verdiyse ülkeden çıkan herkes yetenekli DJ. Buyrun Kartell‘e kulak kesilin.

Cézaire (24 Kasım)

Kartell ile aynı gece Babylon sahnesi paylaşacak başka bir DJde Cézaire olacak.

Erik Truffaz (25 Kasım)

Biz onu seviyoruz, o da bizi. Erik Truffaz bir kez daha İstanbul semalarında.

Vincent Peirani & Emile Parisien (30 Kasım)

Akordeon ve saksafon sesini sevenler için yaratılmış ikili 30 Kasım’da Babylon’da. “Nasıl bir performans beklemeliyiz?”in cevabı aşağıdaki videoda.

Amine Edge & Dance (2 Aralık)

Elektronik müziğin daha genç sayılacak dallarından biri olan G-House‘un önemli isimlerinden birini, Amine Edge & Dance’ı buralarda görmek büyük mutluluk. Babylon koca bir dans pisti olmaya tekrardan hazır.

Aquaserge (6 Aralık)

Fransız saykodeliği de bir başka oluyor. Grubun üyeleri Tame Impala, Melody’s Echo Chamber gibi grupların birer parçaları olsa da hiçbir filtreden geçirmedikleri şarkılarını Aquaserge ile bizlerle paylaşıyorlar.

Juniore (6 Aralık)

Yetenekli vokali ve Retro kafasıyla parlayan Anna Jean önderliğindeki indie pop grubu Juniore, bu seneki XXF keşfimiz olabilir. Merakla 6 Aralık’ı bekliyoruz.

ORADAYIZ: ANDY STOTT + DEMDIKE STARE

Harvest Festival, Com Truise, John Maus, HVOB, Forest Swords, Genghar derken sezonun belki de en dopdolu haftasını yaşıyoruz, hangi birine yetişeceğimizi şaşırmış vaziyetteyiz. Bizim için haftanın en merakla beklediğimiz etkinliklerinden biri de Garaj’ın yeni sezon programı açıklandığından beri bizi en çok heyecanlandıran isimlerden olan ve İstanbul’da ilk kez izleyeceğimiz Andy Stott idi. Dub techno’nun karanlık ve baştan çıkarıcı tarafının en başarılı temsilcisi olan Andy Stott‘ın, Resident Advisor’ın it hurts so good diyerek belki de en doğru şekilde tanımladığı müziğiyle bu gece bambaşka diyarlara ışınlanmaya hazırlanıyoruz. Özellikle de Luxury Problems ve Faith in Strangers isimli iki şaheserden Alison Skidmore‘un muazzam sesiyle hayat bulan şarkıları sonunda canlı canlı dinleyeceğimiz için bir hayli heyecanlıyız.

Üstüne üstlük Andy Stott tek başına yetmiyormuş gibi bir de öncesinde kendisiyle aynı plak şirketini paylaşan dostları Demdike Stare‘ı izleyeceğiz. Tıpkı Stott gibi Manchesterlı olan Demdike Stare ikilisi, özellikle geçtiğimiz sene yayınladıkları Wonderland ile melodik olduğu kadar deneysel, şaşırtıcı ve çok katmanlı bir klasiğe imza atmışlardı. Andy Stott öncesi bizi şaşırtıp bir hayli yoracağa ve tek başlarına bambaşka bir müzik deneyimi sunacağa benziyorlar.

Sezonun şüphesiz en farklı ve heyecan verici etkinliklerinden biri olacak bu bol “tripli” ve kafa açma garantili gece kaçmaz diyor ve konsere hazırlık playlistini sanatçıların Boiler Room performanslarıyla birlikte şöyle aşağı bırakıyoruz. Garaj‘da görüşmek üzere.

Etkinliğin Biletix sayfası burada.

HARVEST FESTİVAL İKİNCİ KEZ KÜÇÜKÇİFTLİK PARK’TA!

2015’te senenin en iyi albümlerinden biri olan “This Is All Yours”a imza atan ve en çok yolu gözlenen isimlerinden biri haline gelen alt-J’i izleme fırsatı bulduğumuz festival olarak hayatlarımıza giren Harvest Festival bu sene ikinci kez gerçekleşecek. Festival sezonunu kapatıp soğuk havalara ve kapalı konser alanlarına geri döneceğimiz fikrine alışmaya çalışırken Küçükçiftlik Park’ta açıkhavaya veda etme şansı bulacağımız etkinlik katılımcılarına çimlerle dolu bir alanda bahara kadar son bir festival coşkusu yaşatmayı vadediyor.

Festivalin line-up’ından açıklanan ilk isim ve headliner Jungle oldu. Tom McFarland ve Josh Lloyd-Watson’ın öncülüğünde Londra’da kurulmuş yedi kişilik soul-funk kollektifi 2013’te çıkardıkları single’ları “The Heat” ile bütün dünyanın ve bizim de dikkatimizi çekmişti, ardından Jungle ismiyle yayımladıkları çıkış albümleri de önemli müzik dergilerinden iyi notlar alarak playlistlerimize girdi. İlk albümleriyle elde ettikleri bu başarıyı bir de İngiltere’nin en prestijli müzik ödüllerinden biri olan “Mercury Prize” adaylığıyla da taçlandırdılar. Bu kez ikinci albümleri öncesi turnelerinde İstanbul’da ilk kez dinleme şansına erişeceğiz. Canlı performanslarının videolarını izledikçe daha da heyecanlandığımız ve kaçırılmaması gereken bir konser olacak gibi görünüyor:

Line-up’ta yer alacağını öğrendiğimiz ikinci isim ise Kovacs. “My Love” şarkısıyla tanıdığımız, loop’ta dinleye dinleye eskitemediğimiz Sharon Kovacs’ın güçlü ve sakin sesini kanlı canlı dinleme şansı bulacağımız gibi, henüz geçtiğimiz yaz yayımladığı single’ı Sugar Pill’ın canlı performansını izleyen ilk topluluklardan biri olma ayrıcalığına erişebileceğiz. 2015 yılında çıkış yaptığı albümü “Shades of Black”in başarısını takiben geçen sene umut vadeden genç müzisyenlere verilen EBBA ödülünün de sahibi olan Kovacs, en büyük motivasyonu olan dünyayı dolaşma hedefine İstanbul’a bir kez daha uğrayarak bir adım yaklaşırken biz de Amy Winehouse, Beth Gibbons, Fiona Apple gibi çok sevdiğimiz isimlere benzer sesini ve herkesin ruhuna dokunabilen, etkileyici şarkılarını canlı dinleyebileceğiz. Bizce 27 Ekim‘e kadar önceki İstanbul konserinden videolar izleyip sabırsızlanmakta hiç sakınca yok.

Bizi çok heyecanlandıran bir diğer isim de son açıklanan isimlerden Max the Sax oldu. Parov Stelar Band’in en enerjik üyesi Marcus Ecklmayr ile bolca dans edeceğimizi hayal ediyor şimdiden enerjimizi depolamaya başlıyoruz.

Festivalde sahne alacak isimler bu kadarla kalmıyor tabii ki. Yerli Rock’n Roll sahnemizin en başarılı ve çok sevdiğimiz isimlerinden The Ringo Jets de line-up’taki bizi en heyecanlandıran isimlerden. Geçtiğimiz sene çıkan albümü Assorted’ı canlı canlı dinleyip bolca hareket etmeyi umuyoruz. Festivalde dinleyeceğimiz yerli isimlerden bir diğeri de Flört. Geçtiğimiz yaz ortası çıkan albümü Bambaşka’nın yanı sıra eski şarkılarını da dinlemeyi umduğumuz grubun performansından eminiz ki pek memnun ayrılacağız. Şimdilik açıklanan isimler arasında geçtiğimiz sene ilk albümleri II(Venüs) ile çıkış yapıp kısa sürede parlayan Palmiyeler de var. İlk şarkılarından beri takip ettiğimiz genç grubu bu line-up’a çok yakıştırdık doğrusu, eğlenceli performanslarını iple çekiyoruz. Son eklenen isimler ise yerli raggae sahnemizin en sevilen temsilcilerinde Sattas ve 3 senedir ilk defa sahne alacak olan Alpman da var.  Bu isimlere ek olarak her gün kalabalıklaşan listenin devamı için heyecanla beklerken siz de şu ana kadar açıklanan grupların konserlerinde sık sık çaldığı şarkıları içeren playlistimizi dinleyerek bize katılabilirsiniz:

İsimler eklendikçe liste de güncelleniyor olacak, festivalde herkes şarkılara eşlik ederken geri kalmamak için takip etmeyi unutmayın!

Harvest Festival tabii ki sadece canlı performanslardan ibaret değil. Gazeteci, yazar, hayvan hakları aktivisti Zülal Kalkandelen, Tıbbi ve Aromatik bilimler teknikeri ve yazar Nazım Tanrıkulu ve Good4Trust.org kurucusu Dr. Uygar Özesmi’nin söyleşilerini de dinleyebileceğiz. En keyifli açıkhava konser mekanlarından biri olan Küçükçiflik Park, yemyeşil çimlerle ve her türlü zevke hitap eden standlarla kaplanmış olacak.

ORADAYIZ: NATHAN FAKE

Geçtiğimiz baharda son albümü Providence’ı yayınlayıp büyük ilgi toplayan ve geçtiğimiz sene Salon’da izleyip hayran kaldığımız benzer başarılı isimlerden Dorian Concept ile yaptığı iş birliğiyle de tanıdığımız İngiliz elektronik müzik sahnesinin yükselişteki isimlerinden Nathan Fake, 6 Ekim akşamı Salon‘da olacak. Öncesinde Men with A Plan, sonrasında ise Büber‘in sahne alacağı etkinlik için biz de orada olacağız.

EYLÜL TAKVİMİ: TATİL BİTTİ

Tatil bitti ve uzunca bir süre ara vermemek üzere iş başı yapacağımız o karanlık gün geldi. Neyse ki hüznümüzü bir nebze hafifletecek konserler var takvimimizde. Eylül ayı için seçtiğimiz etkinlikler ajandalara notlar alınsın ve bitmek bilmeyen mesai saatleri bir sonraki konserin hayaliyle biraz olsun hızlı aksın diye hemen burada. İyi eğlenceler!

6 Eylül

Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi // Tarkan
Sanat Performance Açıkhava Sahnesi // Deniz Tekin

8 Eylül

Garaj // Jens Lekman
Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi // Tarkan
Zorlu PSM // MONO

9 Eylül

Garaj // Jens Lekman
Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi // Tarkan
Beirut Performance // Mirkelam
Kilyos // Babylon Soundgarden

10 Eylül

Jolly Joker // Levent Yüksel
Beykoz Kundura // Gezgin Salon: Kiasmos, Pantha du Prince, Pional…

11 Eylül

Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi // Tarkan
Zorlu PSM // 6. Uluslararası Klarnet Festivali – New York Gypsy All Stars ft. Brenna MacCrimmon & Ara Dinkjian

12 Eylül

Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi // Tarkan

13 Eylül

IF Performance Hall Beşiktaş // Baba Zula

14 Eylül

IF Performance Hall Beşiktaş // Deniz Tekin
Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi // Tarkan
Zorlu PSM // 6. Uluslararası Klarnet Festivali – Souad Massi ft. Serkan Çağrı

15 Eylül

Zorlu PSM // The Magician
Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi // Tarkan
Garaj // Azealia Banks

16 Eylül

Sanat Performance Açıkhava Sahnesi // Birsen Tezer
Garaj // The Field (Live) + Coma (Live)

19 Eylül

UNIQ Açıkhava Sahnesi // Ceylan Ertem
BÜMED // -33: Adamlar, Sattas, Hey! Douglas

20 Eylül

Sanat Performance Açıkhava Sahnesi // Sena Şener

21 Eylül

Babylon // Nouvelle Vague

22 Eylül

Garaj // Steve Mason (Akustik)
Babylon // Nouvelle Vague
Salon İKSV // Roosevelt

23 Eylül

Garaj // Agar Agar + Samaris
Babylon // A-WA
Zorlu PSM // Coyu
Zorlu PSM // Tom Odell

26 Eylül

Babylon // A-WA
Babylon // Midnight Sessions: Eli&Fur
Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi // Yalın

27 Eylül

Salon İKSV // Zoe Keating
Babylon // Ceylan Ertem
Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi // MFÖ
Zorlu PSM // Michael Kiwanuka

28 Eylül

Dorock XL // Ezhel
Babylon // Deniz Tekin

29 Eylül

Salon İKSV // Flunk
Harbiye Cemil Topuzlu Açıkhava Sahnesi // Göksel
Zorlu PSM // Lokalize: Ceza

30 Eylül

Garaj // Dave DK + Dauwd
Salon İKSV // Minor Empire
Mask // Sattas
IF Performance Hall Beşiktaş // Vega
KadıköySahne // Kalben
Zorlu PSM // Lokalize: Hey! Douglas

ORADAYDIK: OPEN’ER FESTIVAL 2017

28 Haziran – 1 Temmuz. Gdynia, Polonya.

Bu yaz için aylar öncesinden festival arama çalışmalarıma devam ederken Open’er Festival ve harika line-up’ıyla karşılaştım. Bence dopdolu programı ve uygun bilet fiyatılarıyla bu festival Polonya’nın hatta belki Avrupa’nın en iyi müzik festivallerindendi bu sene. Bunun yanında festivalin yapıldığı Gdynia Polonya’nın kuzeyinde küçük bir liman kenti ve trenle Polonya’nın her yerinden ulaşımı çok kolay, kendine ait bir havaalanı olmasa da çok yakındaki Gdansk şehrindeki havaalanı ile de Avrupa’nın diğer şehirlerine bağlanıyor. Bu kadar artının yanında bir de hali hazırda Polonya’da Erasmus yapıyor olmam bu festivale katılmamın önündeki bütün engelleri kaldırdı, hemen biletimi aldım ve beklemeye başladım.

Birinci gün sahnelere gayet yakın olan kamp alanına yerleştikten sonra festival İngiliz ikili Royal Blood ile başladı. Vokal Mike Kerr hastalığına rağmen toplanan kalabalığa enerjisini hissettirebildi. Main Stage’deki sonraki sanatçı James Blake, beni line-up’ı ilk gördüğümde en çok heyecanlandıran isimlerden biriydi. Kendine has, insanı alıp götüren karanlık sound’uyla 1,5 saat boyunca izleyiciyle bağ kurdu diyebilirim.

James Blake’ten sonra günün ağır abisi Radiohead için beklemeye başladık. Festival alanında dolaşırken Tent Stage’de Quebonafide ve birbirine uçan tekme atan bir kalabalıkla karşılaştım (şaka değil).  Polish hip hop’la uzaktan yakından alakam olmamasına rağmen 3 dakika sonra ben de birilerine uçan tekme atıyordum (bu da şaka değil). Siz de evde kendi imkanlarınızla arkadaşınıza, kardeşinize uçan tekme atmak isterseniz şöyle bir link bırakıyorum. Ve hava karardı, lise yıllarıma ait en anlamlı grubu canlı izleme heyecanı her yanımı sardı. Daha önce belki de binlerce kez dinlediğim Everything In It’s Right Place, Idioteque, 2 + 2 = 5, Lotus Flower, Paranoid Android gibi şarkıları bu kez canlı dinliyordum. Sahnede 2 saatten fazla kaldılar, yeni ve eski albümden toplam 26 şarkı çaldılar. Thom Yorke abim Glastonbury kıyağı yapıp Creep ve Karma Police çalmasa da benim için unutulmaz bir konserdi.

İkinci gün Main Stage’de ilk olarak Charli XCX vardı. Saat erken olmasına rağmen kalabalıktı ve konserdeki enerji çok yüksekti. Main stage’deki sonraki grup bir diğer enerjisi yüksek grup The Kills idi. Çoğunluğu yeni albümdeki şarkılarından oluşan setlistleri harikaydı. Gün, Tent Stage’de M.I.A. ile devam etti. M.I.A. yüzünden mi yoksa havanın yağmurlu oluşundan mı bilmiyorum ama burası tıklım tıklımdı. Sahneye kafes içinde çıkıp Borders ile başladı. Festivalden önce canlı performansını merakla beklediğime değdi; dansçılarıyla, şovlarıyla gerçekten güzel bir konserdi. Sıra geldi ikinci günün headliner’ı Foo Fighters’a. Bu adamlar başta bende bir Radiohead heyecanı yaratmamış da bunun bir hata olduğunu 2-3 şarkı sonra anladım. Dave Grohl’un deyişiyle “her ne kadar sahnede 6 saat kalmasalar da”, 21 şarkılık playlistleriyle bana (beklemediğim bir şekilde) unutulmaz bir konser yaşattılar. Herkes bir festivalde yakalayıp canlı Foo Fighters izlemeli. Gecenin sürprizi ise 15 Eylül 2017’de çıkacak olan Concrete and Gold adlı yeni albümlerindeki The Kills vokali Alison Mosshart ile düetleri La Dee Da’yı o gece beraber söylemeleri oldu.

Üçüncü güne The Dumplings’le başladık. Polish ablamın ne dediğini anlamak zor olsa da sesi kadife gibi. Ağır yağmur altında insanlar altına saklanacak çadır ararken, biz Prophets of The Rage için Main Stage’e doğru yanaştık. İyi ki de yanaşmışız. Bu kadar keyif kaçırıcı bir havada bu kadar keyifleneceğimi düşünmezdim. Bu kadar kalabalık bir pogo hayatımda görmemiştim, yağmurda daha da güzel oldu. Main Stage’de günün headliner’ı the Weeknd’di, uzun zamandır kendisini canlı izlemek istiyordum. Tahmin ettiğim üzere Starboy ile başladı ve Six Feet Under, Sidewalks ve In The Night ile devam etti. Bu adamın sesi stüdyo kayıtlarında nasılsa canlısı da aynı. Açıkça söylemeliyim ki Weeknd’den sonra gün benim için daha yeni başlıyordu. 2017 senesinde hayatıma giren en güzel albümü yapan Warpaint’i izlemek için Tent Stage’in yolunu tuttum. Hatta önlerden yer kapmak için the Weeknd’den erken ayrıldım (havai fişek atmışlar, göremedik). Daha önce haklarında duyduğum kötü yorumlara rağmen, Warpaint’ten tam beklediğim gibi harika bir performans izledim. Konser kayıtlarını Youtube’da defalarca izlesem de canlı izlemek tabii ki çok farklıydı. Festivalde başıma gelen en güzel şeyse davulcuları Stella Mozgawa’dan drum stick kapmam oldu. Şu an çerçeveletilmiş şekilde arkamdaki duvarda asılı duruyor.

Dördüncü gün şarkı sözlerini tamamıyla anladığım Polish rapçi Taco Hemingway ile başladı. Taco’yu erasmusum sırasında bir kez daha canlı dinlemiştim. Bu adam Polonya’da bayağı seviliyor. Gün ortası diğer günlere göre sakin geçti. Gecenin ilk grubu The xx, Intro ile başladı. Açıkçası canlı performansları beklentimin biraz altında kaldı. Bundan sonra benim için iPod efsanesi olmaya devam edecekler. Ardından, Dua Lipa… Bu kıza diyecek bir laf bulamıyorum. Kariyerinin başlarında olmasına rağmen Tent Stage’i doldurup taşırdı. Sahnede çok hareketli, sesi çok güzel (kendisi gibi). Ailecek severek dinliyoruz, böyle devam ederse seneye Main Stage’de olacağı bence kesin. Festivalde çalan son sanatçı ise Lorde oldu. En çok yağmur yağan konser de sanırım buydu. Havadan mı bilinmez ama duygusal bir konserdi. 1 saatlik konsere 13 şarkı sığdırdı, aralarda da sık sık izleyiciyle konuşması da çok hoştu. Son olarak Green Light çalarak, konseri ve festivali nasıl bitmesi gerekiyorsa öyle bitirdi. Lorde seviliyorsun kardeşim.

Seneye gidelim mi?
Biletler Avrupa’daki diğer festivallere göre ucuz. Line-up dopdolu. Şehre ulaşım çok kolay. Polonya faktöründen dolayı içki çok ucuz. Festival alanı çok büyük, yemek seçenekleri çok çeşitli. Ne içki ne de yemek için en yoğun saatte bile sıra beklemiyorsunuz. Geceleri konserler bittikten sonra eğlenecek çok fazla parti var, özellikler elektronik, house tarzı müziklerden hoşlanıyorsanız. Kamp alanı temiz, festivale yakın. 4 złoty (yaklaşık 3,5 lira) gibi bir paraya sıcak duş alabiliyorsunuz. Bu festivale kesinlikle gidilir. 3 evetle uğurluyoruz.

Photo credit: Ben Bentley

GELİYOR: AZEALIA BANKS

Garaj‘ın yeni sezon programını heyecanla paylaşmıştık. Dün kesin olarak öğrendik ki program bundan ibaret değilmiş. Hemen iki hafta sonra, daha önce açık hava performansını izlediğimiz ve bütün hater’larına, sansasyonel söylemlerine karşın çok sevdiğimiz olan isimlerden Azealia Banks’i, Garaj sahnesinde izleyeceğimiz haberini aldık. Daha önce Azealia Banks kendi instagram hesabından konseri duyurmuştu fakat sözüne güven olur mu emin olamadığımız için kutlamalara başlayamamıştık, Garaj cephesinden de müjdeyi aldığımıza göre iç rahatlıyla gün saymaya başlayabiliriz. 15 Eylül’de gerçekleşecek konserin biletleri satışta!

GEZGİN SALON’A YEPYENİ İSİMLER EKLENDİ!

Salon’un Temmuz’un başında haberdar olduğumuz, sezon arası konser yokluğunda yüreğimize su serpen projesi Gezgin Salon‘a yeni isimler eklendiği duyuruldu. Kiasmos’u bu yeni proje dahilinde Beykoz Kundura’da izlemek bile yeterince heyecan vericiyken listeye eklenen Berlin çıkışlı en sevdiğimiz, özellikle Salon sahnesine de çok yakışırdı diye düşündüğümüz isimlerden olan Pantha Du Prince ve bu sene Mercury Prize’a aday olan the xx, Sampha gibi isimlerin de mensubu olduğu Young Turks’le çalışan Pional‘ın yanı sıra; yerli sahneden Mind Shifter, Men with A Plan, Büber gibi isimlerle sabırsızlığımız katlandı. 10 Eylül’ü merakla beklemeye devam ediyoruz.

SALON İKSV: 2017 GÜZ

Sonunda yılın o vakti geldi; morallerimizi yükseltmek ve ajandalarımızı doldurmak üzere Salon yine dopdolu programını açıkladı. Biletleri bugün satışa çıkan konserlerden seçtiklerimizi nedenleriyle sıraladık;

Kiasmos – 10 Eylül

Beykoz Kundura’da gerçekleşecek Gezgin Salon projesinin ilk örneğini kaçırmak istemiyoruz, siz de istemezsiniz bizce.

Flunk – 29 Eylül

Eylülde yayımlanacak yeni albümlerini canlı dinleyen azınlıkta olma fırsatı gerçeten çok çekici görünüyor.

Forest Swords – 28 Ekim

Hala biletinizi almadıysanız Compassion’ı dinlemediniz demektir, şöyle buyurun:

Julie Byrne – 15 Kasım

Genç yaşta evinden ayrılıp gerçek dünyayı deneyimleyip müzik yapma isteğiyle Patti Smith’e, tarzıyla Joni Mitchell’a benzeyen Julie Bryne’i çok seviyoruz, siz de bu isimleri seviyorsanız kesinlikle kaçırmamalısınız.

Hidden Orchestra – 23 Kasım

Hemen şurada her şey gayet açık, bir kez daha dinleme fırsatı bulabilmek harika.

Washed Out – 26 Kasım

İlk İstanbul konserinin daha nicelerine vesile olması umuduyla bütün fangirllüğümüzle birlikte biz en ön sırada olacağız.

Liars – 1 Aralık

Yeni şarkılarını çok sevdik, kaçırmayı göze alamayız.

65daysofstatic – 7 Aralık

Grubun canlı performanslarına ve kliplerine bayılıyoruz, görsellerle de destekledikleri bir performans izlemek umuduyla 7 Aralık’ta Salon’dayız!

Programın devamına ve ayrıntılara saloniksv.com‘dan ulaşabilirsiniz. Hepimize bol müzikli sezonlar!