ALMANAK

2018: YIL SONU ANKETİ

2018’i kaparken geçen sene yaptığımız gibi bu sene de Türkiye’den takip ettiğimiz müzisyenlere, müzik yazarlarına ve müzik ekseninde üreten, çalışan isimlere çok değerli fikirlerini sormak istedik. Çoğunluğu müzik üzerine olan yaklaşık 40 soruluk bir anketle 2018’in bir özetini çıkardık ve katılımcılarımızdan yanıtlamalarını rica ettik. Vakit ayırıp bizimle görüşlerini paylaştıkları için Affet Robot, Barış Demirel, Burcu Tatlıses, Elz and the Cult‘ın Elz’i, İdil Meşe, Tan Tunçağ, Salon İKSV’nin direktörü Deniz Kuzuoğlu, Year Zero’nun genel yayın yönetmeni Büşra Erkara, müzik fotoğrafçısı Burak Çıngı, In The Void’un kurucusu Sibel Engingök ve Akşam gazetesi kültür-sanat, gezi yazarı ve fotoğrafçı Uygar Taylan‘a çok teşekkürler!

Arşivlik değer taşıyan bu müthiş keyifli anketi aşağıda paylaşıyor ve herkese bol müzikli ve yeni keşiflerle dolu bir 2019 yılı diliyoruz.

Affet Robot: Dinamik, heyecanlı, tatmin edici.

Barış Demirel: Güzeldi. Bir yandan günlük, hayatta kalma standartlarını gerçekleştirirken bir yandan üretimde ve başkalarıyla iletişimde, etkileşimde olduğum eğlenceli bir yıl oldu. Tabii yer yer kaygılı, yer yer öfkeli. Günahıyla sevabıyla öğreniyoruz, tembelliğin de bir sınırı var…

Burak Çıngı: Aşırı sıcak, aşırı soğuk, aşırı ıslak. Küresel ısınma ve iklim değişikliğini ciddiye almamız şart artık.

Burcu Tatlıses: İlk yarısı fırtına öncesi sessizliğinde sakinmiş gibi salınarak, ikinci yarısı fırtınanın yarattığı dalgalar üzerinde Ponyo gibi uçarcasına yol alarak.

Büşra Erkara: 2018 magazin tabiriyle “değişimlerin yılı” oldu. New York’tan İstanbul’a dönmem, Zero İstanbul’un enkarnesi Year Zero dergiyi çıkarmaya başlamamız ve bir parçası olarak çalıştığım, 2019’da açılacak çağdaş ve modern sanat müzesi OMM’un şekillenmeye başlamasıyla, “oldukça hareketli”ydi.

Deniz Kuzuoğlu: Salon için çok uzun süredir istediğim isimleri programa alabildiğim bir sene oldu 2018. King Gizzard & The Lizard Wizard, King Krule, Sylvan Esso, Cigarettes After Sex ve daha bir çok isim. Gezgin Salon’u devam ettirmek ve büyütmek en heyecanlı olduğum projeydi. Kurların yükselişi ile yılın son çeyreği zorlu bir dönemdi ama genele baktığımda oldukça başarılı bir sene geçirdik hem Salon hem de İKSV olarak.

Kişisel olarak bol seyahatli, konserli ve festivalli bir sene geçirdiğim için de çok mutluyum.

Elz and the Cult: Kafa karışıklığıyla geçti. Hala kafam çok karışık.

İdil Meşe: Ilk yarisi super, ikinci yarisi zordu. Ancak hep muzik doluydu. Bu sene Mehmet Aslan’la, 90bpm ile, Lemurian ve Carlita ile teklilerim cikti. Rain Lab ile ilk kisacalarim ve bir teklim cikti. Turkiye’de, Amerika’da ve Avrupa’da hem akustik performansimla, hem de Rain Lab ile, dinleyicilerime ulastim. Amerika’da ilk defa festivallerde caldim. Benim icin onemliydi. Oceanvs Orientalis ile ilk kisacalarimiz General Tales of Ordinary Madness’in plagi cikti.

Mehmet Aslan’la da plagimiz basildi. Ve The Roots’un produktorlerinden Ray Angry ile 2019 senesinde cikacak pek keyifli bir sarki yazdim. Senenin sonuna dogru Ilhan Ersahin ve Dave Harrington’la guzel bir konserde sahne aldim. New York Universitesi’nde yaptigim Muzik Isletmesi yuksek lisansinda bir bucuk seneyi devirdim. Yogun bir seneydi.

Sibel Engingök: Hiç olmadığı kadar öğretici ve güçlendirici bir sene oldu.

Tan Tunçağ: Çok verimli geçti. Portecho sonrası yeni projem Cava Grande’nin ilk albümü “Worm Universe” çıktı.

Uygar Taylan: Hareketli, yerimde durmadığım bir yıl oldu. Çok hızlı geçti…

Affet Robot: John Grant – Love is Magic
The Soft Moon – Criminal
MGMT – Little Dark Age
The Holydrug Couple – Hyper Super Mega
John Maus – Addendum

Barış Demirel: Çok isim var, çok güzel albümler var. Çok çalışılmış, üzerine çok düşünülmüş işler… Ama zaten yılın albümleri listelerinde çoğu var. Ben biraz mevzuya romantik yaklaşacağım. Bazılarında çaldığım proje ya da arkadaşlarımın olması kaideyi bozmaz herhalde…

Yerli: Gözyaşı Çetesi – Karar, Gökhan Türkmen – Synthesia (EP), Skata – İlk (EP), Ediz Hafızoğlu – Nazdrave 13, Palmiyeler – Akdeniz, Tabii ki; Ati ve Aşk Üçgeni – Gecenin Karanlığında, Cem Özel – Aşk Ölmez, Mr. Zula – Rompeneau

Yabancı: Ambrose Akinmusire – Origami Harvest, Jacob Collier – Djesse, R+R=NOW – Colligically Speaking

Burak Çıngı: Kali Uchis – Isolation
Shame – Songs of Praise
Janelle Monae – Dirty Computer
Blood Orange – Negro Swan
Troye Sivan – Bloom
Kacey Musgraves – Golden Hour
Greta Van Fleet – Anthem of the Peaceful Army
The 1975 – A Brief Enquiry
6lack – East Atlanta Love Letter
Christine and the Queen – Chris

Burcu Tatlıses: Albüm albüm değil de şarkılar yakalayıp dinliyorum daha çok. Ama yerli kategoride Mabel Matiz – Maya albümü güzel ve incelikli bir iş bence.

Büşra Erkara: Cardi B – Invasion of Privacy
Jlin – Autobiography
The Internet – Hive Mind
Kali Uchis – Isolation
Blood Orange – Negro Swan

Deniz Kuzuoğlu: Hot Snakes – Jericho Sirens
Rolling Blackouts Coastal Fever – Hope Downs
Idles – Joy as an Act of Resistance
Shame – Songs of Praise
U.S. Girls – In a Poem Unlimited
Sons of Kemet – Your Queen is a Reptile
Khruangbin – Con Todo El Mundo
Superorganism – Superorganism
Julia Holter – Aviary
Nils Frahm – All Melody
Barış Demirel / Barıştık Mı – Fail Play
Brek – TV Juice
Hedonutopia – Yakamoz Sandalı
Elz and the Cult – Psychodrama
Gaye Su Akyol – İstikrarlı Hayal Hakikattir

Elz and the Cult: Bu sene çok fazla yeni albüm dinleme fırsatım olmadı, eskilere sıkışıp kaldım çoğu zaman olduğu gibi. Ama dinleyebildiğim 2018 çıkışlarından önde ‘Protomartyr – Consolation’, ‘Boy Harsher – Lesser Man’ ve ‘Picture Plane – Degenerate’ geliyor. Yerli sahneden de ‘Bewithced As Dark – A Tribute to Hitake’ ve ‘Project Youth – Social Dumb’ etkileyiciydi.

İdil Meşe: Islandman – Rest in Peace
In Hoodies – Coo Coo
Glasxs – Mavi Toz Ormanda
Cardi B – Invasion of Privacy
Kozmik Yikim – Ruhunu Bize Sat
Tugce Senogul – Golgelerine
Kamufle – Beni Gormeden Olme
Ahmet Ali Arslan – Gunasigi
Palmiyeler – Akdeniz
Gozyasi Cetesi – Karar

Ama dogrusu 2017’de cikmasina ragmen tum sene Buyuk Ev Ablukada – Firtinayt dinledim.

Sibel Engingök: Vril – Anima Mundi (Giegling)
Perko – NV Auto
wAgAwAgA – B-Sides and Mixers 07- 09
Oneohtrix Point Never – Love in the Time of Lexapro (Warp)
Afrodeutsche – Break Before Make (Skam Records)
Anthony Naples – Take Me With You
Destroy Earth – Nature of Love
Strider – Ironiea
Blank Zero – Blue Days
Sırma Altuğ – Homecoming (Finest Ego)
Varteres Durise – Famadihana (M4NM)
Osilator – oktobr2018
Age Reform – Degenerate (Tektosag)
Badmash – Mixtape 1 & 2 (Badmash)
Jtamul – Teselli (Transferans)
Elz and The Cult – PSYCHODRAMA (Ampirik Records)
9VSS – Reality Guide (Table Records)
Abstract Sense – REALM (Mevzu Records)
Holy Similaun – En To Pan

Tan Tunçağ: Yabancı: Nils Frahm – All Melody, Yerli: Cem Özel – Aşk Ölmez

Uygar Taylan: Nils Frahm – All Melody
Jon Hopkins – Singularity
Khruangbin – Con Todo El Mundo
The Blaze – Dancehall
Beach House – 7

Affet Robot: Porches – Now the Water
John Grant – The Common Snipe
John Hopkins – Neon Pattern Drum
GENTS – Smoke Machine
James Holden – Black Pool Late Eighties

Barış Demirel: Jacob Collier – With the love in my heart
Cem Özel – Kuş Gibi

Burak Çıngı: Favori albümlerimdeki tüm şarkıların yanı sıra,
Lana Del Rey – Mariner’s Apartment Complex
Ariana Grande – Thank U, Next
Nicki Minaj – Chun Li
Charli XcX / Troye Sivan – 1999
Kendrick Lamar / SZA – All the Stars
Robyn – Human Being
The Carters – Apeshit
Sophie – Immaterial
Shawn Mendes – In My Blood
Childish Gambino – This is America

Burcu Tatlıses: LP – Other People
Benjamin Clementine – London

Büşra Erkara: Yves Tumor – Honesty
Robyn – Because It’s In The Music
Mariah Carey – Caution
Empress Of – Standard
Jamila Woods – HEAVN

Deniz Kuzuoğlu: Childish Gambino – This Is America
Superorganism – Everybody Wants to Be Famous
U.S. Girls – Velvet 4 Sale
IDLES – Never Fight A Man With A Perm
Khruangbin – Maria También
Sons of Kemet – My Queen is Harriet Tubman
Thom Yorke – Suspirium
boygenius – Me & My Dog
Young Fathers – In My View
The Limiñanas – Istanbul is Sleepy (feat. Anton Newcombe)

Elz and the Cult: Bir favorim yok sanırım. Ama ‘The Prodigy – We Live Forever’ bana çok sevdiğim old-school The Prodigy matemağini ve hissini tekrar yaşattığı için çokça dinledim. ‘ADULT. – Perversions of Humankind’ ve ‘Boy Harsher – Modulations’ parçalarını da çok dinledim.

İdil Meşe: Ilhan Ersahin Istanbul Sessions – Jupiter Window
Tank and the Bangas – Boxes
Simge Pinar – Biz Hep Ayni
Ichısan – Megla
Oceanvs Orientalis – Dance of Swords
Tommy Genesis – Tommy
Glitch Cake – A Ghost in the Machine

Sibel Engingök: Ceren İdil – Sessiz Sakin
jtamul & Robogeisha – uykucu
Boëthius – A Man Who Fears Time More Than God
3pillie – kasetbreakz
Haossaa – Yalnızların Yalnızı
Overmono – Daisy Chain
Molly – Fire
Aleksandir – Yamaha
Saint Aegean Heart – Chryskylodon 
Pessimist – SPRLTZM
Wilsondub – Cave
notthere – no self to be
Bruce – Aeon
RedRice – she can’t die
Okay Vivian – moments
Ruff Cherry – Carousel
Martyn – voids two
djrum – waters rising
Umut Çetin – Cosi
Objekt – lost & found
Eliza – Wasn’t Looking
Available Tensions – Wes

Tan Tunçağ: Nada – Hep Merak Ederim.

Uygar Taylan: Beach Fossils – Down the Line
Affet Robot – 18-80
Khruangbin – August10
Hoops – Sun’s Out
Jon Hopkins – Emerald Rush
Black Marble – Frisk

Affet Robot: MGMT – Little Dark Age

Barış Demirel: F it up – Louis Cole (Live Sesh)  [Tibet’e selam olsun buradan]

Burak Çıngı: Ariana Grande – Thank U, Next / Childish Gambino – This is America

Deniz Kuzuoğlu: Childish Gambino – This Is America

Elz and the Cult:The Soft Moon – Like A Father’ beni bayağı etkiledi. Çok beğendiğim birkaç estetik oyunu çok güzel birleştiren bir müzik videosu.

İdil Meşe: Childish Gambino – This is America

Ponza – Gold and Round

Stars Like Dust – Not Nice

Ozoyo – Plantarium

Sibel Engingök: hayırsız ada – nazaman

Tan Tunçağ: The Blaze – Queens

Uygar Taylan: The Blaze – Territory

Jon Hopkins – Emerald Rush

Affet Robot: The Soft Moon

Barış Demirel: R+R=NOW – İstanbul Caz Festivali (Şu ana kadar izlediğim en iyi 5 konserden biridir kesin)

Burak Çıngı: Janelle Monae

Burcu Tatlıses: Tam da sesine ve şarkılarına en vurulduğum zamanlarda Zorlu’da konser veren LP’yi canlı dinlemek müthişti.

Deniz Kuzuoğlu: Tek bir konser söyleyemem. Salon’daki King Gizzard & The Lizard Wizard konserleri ve İstanbul Caz Festivali kapsamındaki Nick Cave & the Bad Seeds konserinin yerleri benim için çok ayrı. Kendi çalıştığım işler dışında bu sene unutamadıklarım:

David Byrne – Roskilde Festival
Four Tet – Village Underground
Nils Frahm – Barbican
Thom Yorke – Sonar Barcelona
Robert Smith and Friends present Cureation 25 – Meltdown Festival

Bir de bu sene dünya gözüyle Southbank Center’da New Words projesi ile Bill Murray’i kanlı canlı sahnede görmek inanılmazdı

Elz and the Cult: Zorlu PSM’de izlediğim Massive Attack ve The Oh Sees bayağı etkileyiciydi. Aynı zamanda The Soft Moon’un Salon İKSV performansı da öyleydi.

İdil Meşe: Tum Cappadox Festivali.

New York’ta Nai Palm konseri.

Sibel Engingök: GAS // Sonar İstanbul

Jon Hopkins

Fluctuosa

Tan Tunçağ: Weval – Babylon konseri

Uygar Taylan: Jon Hopkins – Zorlu PSM (Sonar)

Affet Robot: Shame – Songs of Praise

Burak Çıngı: Shame – Songs of Praise

Büşra Erkara: Spotify’ın karşıma çıkardığı Omar Apollo’nun “Stereo” albümü (ipucu: Omar’ın yatak odasından çıkan zamansız, sakin bir pop.)

Deniz Kuzuoğlu: Tirzah – Devotion
Superorganism – Superorganism
Shame – Songs of Praise

Elz and the Cult: Flasher – Constant Image sanırım.

İdil Meşe: Stars like Dust – Voyager 1

Tan Tunçağ: The Blaze – Dancehall

Uygar Taylan: The Blaze – Dancehall

Barış Demirel: Gözyaşı Çetesi, Ikaru (albüm yapacaklar mı bilmiyorum), Ozan Sarohan

Burcu Tatlıses: Kendi müziğini yapan, şarkı yazan söyleyen fakat kalabalık ve kirlilik arasında hak ettiğince görünür ve bilinir olamayan tüm müzik emekçileri için sayamayacakları kadar çok dinleyicili bir yıl olmasını diliyorum. Taze bir albümle yılı kapatırken en çok beni dinleyin diye içimden haykırmıyorum dersem yalan olur : )

Büşra Erkara: Elektronik müzik ikilisi osilat0r ve Eylül ayında Tekstosag etiketiyle ikinci albümü “Degenerate”i çıkaran Age Reform.

Deniz Kuzuoğlu: Barış Demirel / Barıştık Mı, Brek, Hedonutopia, Islandman, Elz & The Cult, Onat Önol, The Kites

Elz and the Cult: Ne kadar yeni olmasa da herkesin daha yüksek dozajlarda Bewitched As Dark dinlemelerini, keşfetmemişlerin keşfetmesini isterim. Jtamul, osilat0r ve Varteres Durise de aşırı iyi çıkışlar yaptılar bu sene bence. Çok etkileyiciydi.

İdil Meşe: Ahmet Ali Arslan

Sibel Engingök: Bu soruya spesifik bir isim vermek zor çünkü gerçekten pek çok değerli isim var. Okay Vivian, Fluctuosa, Ceren İdil ilk aklıma gelenlerden.

Tan Tunçağ: Evet, Nada.

Uygar Taylan: Affet Robot, BREK.

Affet Robot: Önceki bi’ kaç sene gibi zihin açıcı işlerin ortaya çıktığı bir sene.

Barış Demirel: İnsanlar kendi müziklerini yaptıkça, albüm çıkarıp konser verdikçe, duyurdukça diyeyim işte… etkiledikleri diğer insanların kendi müziklerini yapabilmelerine cesaret oluyorlar. Aralarında nitelikli iş çıkaran da var çıkaramayan da… bazen birbirine aşırı benzeyen bir sürü müzik, duruş, isim vb çıkıyor. Yine de ülkenin ve dünyanın şu anki ahvalinde tutunduğumuz şeylerin bir şekilde karşılığını alabilmek (nedir? kime göre, neye göre) ya da sürdürebilmeyi sürdürebilmek umut verici. Ya da yurtdışında şahane turneler yapıp albüm çıkaran isimleri görmek de muhteşem. Şevklendiriyor.

Festivaller yapılıyor ama geneli aynı tekelde, aynı gruplarla, aynı vizyonla ilerleyen festivaller. atıyorum antalya’da da aynı, izmir’de de. yıllardır süren nadir ve değerli festivallerimiz de var, ufak çaplı festivaller de…Bir şekilde devamlılığı sağlanmaya ve geliştirmeye yönelik oldukça ne kadar güzel! İstanbul caz festivali gerçekten geniş kapsamlı konseptiyle, yenilikçi yaklaşımıyla merak uyandıran işler çıkarıyor her sene (yani en azından benim hissiyatım böyle)

Hangi sektörde olursa olsun herkes yaptığı, ürettiği işte kar etmek, kıvırmak ister. mümkünse hep beraber faydalı olalım, faydalanalım. mümkün mü? (hee he)

Burcu Tatlıses: Çok sayıda festival yapıldı bu yıl, festival sahnelerinin çok önemli olduğunu düşünüyorum bizler için. Her ne kadar kendini tekrar eden bir line up yapısı olsa da zaman zaman, bu anlamda daha destekleyici olunduğu sürece çok güzel konserler ve müzisyenler, yepyeni insanlarla buluşmanın heyecanını tadabilecek.

Deniz Kuzuoğlu: Hip hop’ın yükselişini artık herkes biliyor ve görüyor. Ama sadece tek bir genre değil, birçok farklı tarzda yeni ismin hem çok başarılı kayıtlar hem de bir o kadar iyi ve özenli canlı performanslarla yerli sahneyi beslediğini görmeye başladık son bir iki senedir. Doluluk oranlarından da seyircinin bu emeklerini karşılıksız bırakmadığını aynı şekilde görebiliyoruz artık.

Elz and the Cult: Takip ettiğim, dinlediğim şeyler, katıldığım etkinlikler üzerinde çok seçiciyim. Genelde etkinlikleri, insanları gitmeden önce araştırıp, dinleyip, eleyip ona göre katılım gerçekleştirme yanlısıyım. Genel olarak Türkiye sahnesi için ne denilir, nasıldı bilmiyorum bu yüzden. Benim içinde kendimi bulundurduğum komün, yerler ve etkinlikler için ise çok ilham verici olduğunu söyleyebilirim kesinlikle. İnanılmaz bir yaratıcılık ve üreten bir komün var. Kendini besleyen.

İdil Meşe: Rengarenkti.

Sibel Engingök: Dünya üzerinde yapılan herhangi bir sanat türü bir kişiyi bile etkiliyorsa, ortaya çıkan bütün bu eylemler er ya da geç değer görür diye düşünmekteyim. Türkiye’de evet bu süreç biraz uzun sürüyor ama artık bu kafa yapısını kitlelere mal etmek yerine bireysel olarak çoğu insan burada harika şeyler gerçekleştiğinin ve gerçekleşmeye devam edeceğinin farkında. Sürekli olarak “birlik” kelimesinin içini doldurmaya çalışıyoruz ve hep geçmişe takılarak aslında kelimenin anlamını yok yere boşaltıyoruz. Bu sene müzik sahnesi adına gerçekten mutluluk vericiydi. Bir sürü oluşumlar doğdu. Tüm hafta boyunca, hafta içi hafta sonu fark etmeden, gidebileceğiniz pek çok etkinlik mutlaka var. Bu enerjinin değerini bilen mekanların sayısı az da olsa en azından arttı. Bu farkındalığı artırabileceğimize inanıyorum, sadece yapmaya devam ederek ve kendimize güvenerek. Umuyorum hep bu şekilde kalıcılığını koruyarak ve çeşitlenerek devam edecek.

Tan Tunçağ: Bu senenin konser etkinlikleri adına gerçekten İstanbul tarihinde en verimli yıllardan biri olduğunu düşünüyorum.

Uygar Taylan: Popüler isimlerin dışında uluslararası müzik piyasasını sıkı takip eden yaratıcı gruplar çıkıyor. Bu isimlerin birçoğunu  Salon İKSV sahnesinden takip etmek mümkün.

Barış Demirel: Ben (he he he)

Burak Çıngı: Nakhane ‘nin You Will Not Die albümü. Yonaka’nin EP leri.

Büşra Erkara: Molly Burch’ün ikinci albümü, “First Flower”. Sadece gitar ve Burch’ün sesinin çıplaklığı çok hoş.

Deniz Kuzuoğlu: Our Girl’in debut albümü Stranger Today

İdil Meşe: Ahmet Ali Arslan – Gunasigi (album)

Tan Tunçağ: Cut Copy’nin “Haiku From Zero” albümü

Uygar Taylan: Wild Nothing – Indigo

Burak Çıngı: Quavo’nun albümü.

Deniz Kuzuoğlu: Abartılanlar yerine gözden kaçanları bulmaya ve dinlemeye zaman harcamayı yeğliyorum.

İdil Meşe: Taylor Swift – Reputation

Tan Tunçağ: Ed Sheeran – Perfect

Uygar Taylan: Mabel Matiz

Barış Demirel: Cengiz Coşkuner’in hayranıyım. Özellikle “Umutsuz Aşk” eserinin. Utanılacak bi tarafı da yok, çok güzel parça bence. Ama bana göre süt, onlara göre çikolata.. Bugün burun kıvırdığın yarın hip de olabiliyor. hayat işte…

Burak Çıngı: Donald Trump.

Büşra Erkara: Tuğçe Kandemir – Yanlış. Janra olarak arabesk trap, takside keşfettim.

Deniz Kuzuoğlu: Ortaya çıkan iş kaliteli ise ve dinlemekten zevk alıyorsam guilty pleasure demek çok doğru gelmiyor ama normalde takip etmediğim ve uzak kaldığım bir isim olduğundan Ariana Grande – Thank U, Next diyebilirim.

İdil Meşe: Tabii ki Cardi B.

Tan Tunçağ: Benimki çok fena: Nicki Minaj – Krippy Kush. Bu senin parçası değil ama ben yeni keşfettim.

Uygar Taylan: Tove Lo – disco tits (çok iyi parça)

Affet Robot: Evet, Depeche Mode – Black Celebration

Barış Demirel: Bulutsuzluk Özlemi – Güneşimden Kaç (Albümden özellikle “Karanlık Soğuk”)

Burak Çıngı: Youtube da canli bir performansini izledikten sonra tekrar taktiğim Lana Del Rey – Blue Jeans

Burcu Tatlıses: Evet. Rufus Wainwright – Across the Universe (Beatles cover).

Büşra Erkara: Bu sene kendimi Roisin Murphy’nin “Ruby Blue” albümünü tekrar tekrar dinlerken buldum.

Deniz Kuzuoğlu: Her zaman oluyor, bu sene çok fazla Bauhaus dinledim.

Bir de David Byrne’ü canlı izledikten sonra yaklaşık bir iki hafta boyunca sadece onu dinledim diyebiliriz.

Elz and the Cult: Bu sene hep olduğu gibi eskilere çok takılı kaldım. Ama ‘Depeche Mode – Some Great Reward’, ‘Nina Hagen – Nunsexmonkrock’, ‘Siouxsie and the Banshees – Tinderbox’ ve özellikle ‘Space Art – Trip in the Center Head’ albümlerinin suyunu çıkardım sanırım.

İdil Meşe: Tum sene Fatoumata Diawara’nin Fatou albumunu dinledim.

Sibel Engingök: Soundgarden – Tighter & Tighter, Ishome – Ken Tavr, Demis Roussos – Forever And Ever, Erykah Badu – Other Side of The Game

Tan Tunçağ: Evet. Pulp – His’N’Hers (1994)

Uygar Taylan: Boards of Canada’nın tüm albümleri ve tabi ki Pink Floyd – Dark Side of The Moon

Barış Demirel: Var da eşi dostu küstürmeyelim…

Burak Çıngı: Pale Waves – My Mind Makes maalesef beklediğim gibi çıkmadı. Mariah Carey’nin Caution albümünün çok iyi olmayacağını düşünüyordum ve sevinerek yanıldığımı belirtiyorum.

Deniz Kuzuoğlu: Vasat çıkmasını beklemiyordum zaten ama Neneh Cherry’nin hiç beklemediğim bir anda bu kadar güçlü bir albümle dönmesine çok sevindim bu sene.

Elz and the Cult: Genel olarak hiçbir şeyden beklentim yok o yüzden ne şaşırdım ne de hayal kırıklığına uğradım : (

İdil Meşe: Alt J – Reduxor. Vasat çıktı.

Tan Tunçağ: Jungle – For Ever. Muhteşem bir ilk albümden sonra bu albüm biraz tekrar ve ortalama kaldı. Beklentilerim çok yüksekti.

Affet Robot: Trio America – Cuando Voy por la Calle

Barış Demirel: Yazın az halay çekmedik. Koma Baran – Grani

Burak Çıngı: Kali’nin albümündeki Nuestra Planeta.

Deniz Kuzuoğlu: Yaeji – One More

Kikagaku Moyo – Nazo Nazo

Elz and the Cult: Rus rock gruplarını çok seviyorum ve sürekli dinliyorum nedense Rock janrı ve Rusça bir dil olarak bende çok güzel şeyler uyandırıyor, garip bir bütünlük hissettiriyor.

İdil Meşe: Fatoumata Diawara – Sowa

Sibel Engingök: Fabrizio de Andre – Rimini

Tan Tunçağ: Rebeka – Biale Kwiaty (Polonyaca)

Uygar Taylan: David Shaw and The Beat – Sentiment Acide (Jennifer Cardini Remix)

Burak Çıngı: Bu sene beğenerek dinlediğim bütün şarkıların bir tarafından Ariana Grande çıkıyor dolayısıyla evet.

Büşra Erkara: * mırıldanmaya başlar* one taught me love, one taught me patience 🎵

Deniz Kuzuoğlu: Evet.

İdil Meşe: Hayir.

Tan Tunçağ: Hayır.

Barış Demirel: Olmuş “bence”

Burak Çıngı: Açıkçası geri dönüş promosyonunun Missing You ile yapılması yanıltıcı oldu bana göre. Bence hiçbir yere gitmeyen bir parça. Albümün geri kalanı ise kaliteli. Honey ile kurtardılar bence.

Büşra Erkara: Gerçekten muhteşem oldu.

Bu arada “Human Being”i dinlerken siz de post-apokaliptik ve soğuk bir dünyada son kalan insanlardan biriymişsiniz gibi hissediyor musunuz? Ayrıca 2018’de aşkın ne olduğunu en iyi anlatan şarkı olabilir.

Deniz Kuzuoğlu: Kesinlikle, çok iyi bir albümle geri döndü. Sanırım asıl bu albüm için ters köşe diyebilirim.

Elz and the Cult: Muhteşem oldu, yaşasın Robyn.

İdil Meşe: Dinlemiyorum.

Tan Tunçağ: Meh.

Uygar Taylan: Honey güzel parça ama çok abartmamak lazım.

Burak Çıngı: Sadece Pusha T ve NAS’in albümlerini dinledim. Pusha iyi NAS feci idi.

Deniz Kuzuoğlu: Kids See Ghosts.

Elz and the Cult: My Beautiful Dark Twisted Fantasy ilk dinlediğimde ve albüm kısa filmini izlediğimde beni çok etkilemişti. Hala modern müzik dünyası için çok önemli bir albüm olduğunu düşünüyorum.

İdil Meşe: Pek fan’i degilim.

Tan Tunçağ: Hiçbiri.

Uygar Taylan: Kanye West dinlemiyorum.

Affet Robot: Önceki albümlerine kıyasla, daha oturaklı ve olgun bir tavra sahip.

Burak Çıngı: Oturmuş bir grubun risk almasının satışları açısından önemli kayıp – kazanç getireceğini düşünmüyorum ama üzerinde düşünerek farklı bir urun sürmeleri müziği sanat olarak düşündüren olaylardan biri bence.

Deniz Kuzuoğlu: Bu albüme de ters köşe diyebiliriz, birçok insan için öyle oldu çünkü. Bir AM devamı bekleyenler için hazmı zor ama bence senenin en iyilerinden.

Elz and the Cult: Dinlemedim.

İdil Meşe: Ne yapsalar iyi.

Tan Tunçağ: Eski albümlerindeki indie-rock tadı yerine daha çok (Alex Turner’in diğer projesi olan) Last Shadow Puppets’daki gibi vintage/nostaljik bir sound’a yönelmişler. Cav cav gitarlar yerini vibrafonlara ve antik piyanolara bırakmış. Bir yandan çok sevdim, diğer yandan da eski albümlerindeki gibi bir hit parça yok. Daha çok bütününü dinlemesi zevkli bir albüm.

Uygar Taylan: Baya beğenildi son albüm.

Affet Robot: Fazlasıyla doyurucu.

Burak Çıngı: Dinlemedim bile.

Deniz Kuzuoğlu: Oracular Spectacular’dan sonraki en iyi albümleri.

Elz and the Cult: Dinlemedim.

İdil Meşe: Dogrusu bilmiyorum.

Tan Tunçağ: 2013’deki çıkardıkları MGMT isimli albümlerine nazaran daha “dinlemesi kolay” bir albüm kesinlikle. Seviyoruz.

Uygar Taylan: Synth-pop albümler her zaman kabulümüzdür, MGMT’nin zaten her türlü gideri var.

Burak Çıngı: Singlelar sürüldüklerinde açıkçası hepsi ilgimi çekmedi ama albüm olarak bence yılın en iyilerinden.

Deniz Kuzuoğlu: Toplamda 2-3 kere dinledim, sanırım ben ilgisini çekmeyenlerdenim.

Elz and the Cult: 1975 hiç dinlemedim : (

İdil Meşe: Benlik degil.

Tan Tunçağ: Dinlemedim. Dinleyeyim mi?

Barış Demirel: Düzenleme olarak fark eden hiçbir şey yok. Sound olarak da bende hiç etki yaratmadı. “Weezer Toto yorumu yapmış” diye bir yükseldiğim, merak ettiğim sonra hayal kırıklığına dönüşen bir hadise oldu.

Burak Çıngı: Thank U, next.

Burcu Tatlıses: Cover bunun neresinde, anlayamadım.

Deniz Kuzuoğlu: Gerekli mi, tabii ki değil ama bence eğlenmişler.

Elz and the Cult: Dinlemedim…

İdil Meşe: Sarkiya yeni bir sey katmamislar.

Tan Tunçağ: Meh.

Uygar Taylan: Cover yapmak şarkının aynısını çalmak demek değil diye düşünüyorum. Orijinali çok daha iyi.

Affet Robot: Black Car.

Burak Çıngı: Beach House’in her şarkısı ayni şarkı değil mi zaten?

Deniz Kuzuoğlu: Dive.

Elz and the Cult: Dinlemedim.

İdil Meşe: Black Car

Tan Tunçağ: Dinlemedim.

Uygar Taylan: Black Car.

Burak Çıngı: Washing Machine Heart.

Deniz Kuzuoğlu: Washing Machine Heart

Elz and the Cult: Dinlemedim.

İdil Meşe: Nobody.

Tan Tunçağ: Dinlemedim.

Burak Çıngı: İkisi de bu yıl favori albümlerimin içinde ama Kali.

Deniz Kuzuoğlu: Kali Uchis – Isolation

Elz and the Cult: Janelle Moae – Dirty Computer. Bence iki proje karşılaştırılamaz bile.

İdil Meşe: Janelle Monae – Dirty Computer

Tan Tunçağ: Dinlemedim.

Uygar Taylan: Janelle Monae diyebiliriz ama genel olarak çok ilgilendiğim bir müzik değil.

Affet Robot: Nicolas Jaar – Against All Logic

Deniz Kuzuoğlu: DJ Koze – Knock Knock

Elz and the Cult: İkisi de değil.

İdil Meşe: Nicolas Jaar – Against All Logic

Tan Tunçağ: Nicolas Jaar – Against All Logic

Uygar Taylan: İkisi arasında tercih yapmak zor, aynı janrının çok farklı isimleri.

Affet Robot: Snail Mail – Lush

Burak Çıngı: Soccer Mommy

Deniz Kuzuoğlu: Snail Mail – Lush

Elz and the Cult: Snail Mail – Lush

İdil Meşe: Soccer Mommy – Clean

Tan Tunçağ: Dinlemedim.

Affet Robot: IDLES – Joy As An Act of Resistance

Burak Çıngı: Shame.

Deniz Kuzuoğlu: İkisi de.

Elz and the Cult: Dinlemedim

İdil Meşe: Bilmiyorum.

Tan Tunçağ: Dinlemedim.

Burak Çıngı: In my feelings.

Deniz Kuzuoğlu: In My Feelings

Elz and the Cult: Dinlemedim

İdil Meşe: Basima bir sey gelmeyecekse, Drake en sevmedigim muzisyenlerden biri.

Tan Tunçağ: Dinledemim.

Burak Çıngı: Earl Sweatshirt u daha dinlemeye fırsatım olmadı.

Deniz Kuzuoğlu: Earl Sweatshirt – Some Rap Songs

Elz and the Cult: Dinlemedim

İdil Meşe: Earl Sweatshirt – Some Rap Songs

Tan Tunçağ: Dimlededim.

Affet Robot: Yves Tumor – Safe In The Hands Of Love

Deniz Kuzuoğlu: Aisha Devi – DNA Feelings

Elz and the Cult: Dinlemedim

Sibel Engingök: Yves Tumor.

Tan Tunçağ: Dnlmmdm…

Burak Çıngı: Edis’in gardırobu daha mı iyi sanki?

Burcu Tatlıses: Yıldız Tilbe – Yalnız Çiçek

Deniz Kuzuoğlu: İkisini de adam akıllı oturup dinlemedim hiç.

Elz and the Cult: İki şarkıyı da dinlemedim ama Aleyna Tilki.

İdil Meşe: Hicbiri.

Tan Tunçağ: Aleyna Tilki – Yalnız Çiçek

Uygar Taylan: Aleyna Tilki’nin Edis’ten daha büyük bir isim olduğunu düşünüyorum.

Affet Robot: Bohemian Rhapsody

Burak Çıngı: A Star is Born.

Burcu Tatlıses: Henüz Bohemian Rhapsody’i izleyemedim ama Queen bu. Hikayenin öznesi çok büyük, şimdiden yanıtım belli.

Deniz Kuzuoğlu: Hala iki filmi de izleyemedim.

Elz and the Cult: İki filmi de izleme fırsatım olmadı.

İdil Meşe: Ikisini de henuz izleyemedim.

Tan Tunçağ: Bohemian Rhapsody.

Uygar Taylan: Tabiki Bohemian Rhapsody…

Barış Demirel: Sezyum.

Burak Çıngı: Geoff Barrow

Burcu Tatlıses: Pek eğlenceli müzisyenler takip etmiyorum sanırım : )

Deniz Kuzuoğlu: Twitter kullanmıyorum.

Elz and the Cult: Allie X.

İdil Meşe: Twitter kullanmiyorum.

Sibel Engingök: Brian Eno.

Tan Tunçağ: Twitter’la aram çok iyi değil ama Instagram’da Christian Löffler’in fotoğraflarını çok beğeniyorum.

Uygar Taylan: Twitter kullanmıyorum.

Barış Demirel: Şokopop. Bir de son zamanlarda “90’lar – dünyadan futbol” temalı hesaplara çok sardım.

en çok takıldığım hesapların başında saymaya utanacağım envai çeşit, salya akıtmalık çöp hesap var.

Burak Çıngı: _Burakcingi_ dan sonra eklenebilecek KJApa, justsul, magnumphotos.

Deniz Kuzuoğlu: https://www.instagram.com/jenniferfinchphoto/

Elz and the Cult: BasicDisarm

İdil Meşe: Var boyle tipler.

Tan Tunçağ:avazavazdergi” : D

Uygar Taylan: Uygar Taylan : )

Burak Çıngı: Azealia kendini sabote etmesini çok seven bir şahıs olduğu için eminim ki edebileceği herkesle kavga edecektir yine. Benimle etmesin yeter, çünkü I won’t not fuck you the fuck up.

Deniz Kuzuoğlu: Hiç ilgimi çekmiyor.

İdil Meşe: Adele

Tan Tunçağ: Bana ne.

Uygar Taylan: Hiçbir fikrim yok.

Burak Çıngı: Johnny Jewel bu sene çok çalıştı ama Chromatics single / ep devam eder bence. Sky Ferreira artık çıkar.

Deniz Kuzuoğlu: Umarım, özellikle Chromatics

Elz and the Cult: Lütfen artık Sky Ferreira yeni albüm çıkarsın. Bir iki demosunu dinleme fırsatı tanıdı takipçilerine ama gelmiyor, gelemedi.

İdil Meşe: Bilmiyorum.

Tan Tunçağ: Sky Ferreira’yı bilmiyorum ama Chromatics’den şüpheliyim. 2017’de Johnny Jewel solo albüm çıkarmıştı, solo mu devam edecek acaba?

Affet Robot: Radar Live

Barış Demirel: Barışarock

Burcu Tatlıses: Woodstock!

Deniz Kuzuoğlu: One Love

Elz and the Cult: Rock’n Coke ve Radar Live : (

İdil Meşe: Efes Pilsen Blues Festivali

Tan Tunçağ: Tabii ki Rock’n Coke.

Uygar Taylan: One Love Festival

Affet Robot: Kontrolsüz, sınırsız ve eğlenceli.

Burak Çıngı: Liam Gallagher’i Liam Gallagher kadar iyi oynayan oyuncu yok diyorum.

Deniz Kuzuoğlu: Liam, her zamanki Liam işte.

İdil Meşe: Liam Gallagher kendi kendinin karikatürü gibi.

Tan Tunçağ: Ben genelde sosyal medyada herhangi bir konuyla ilgili bir fikir belirtmekten kaçınıyorum. Paylaşan ünlü biri de olsa başka grupları ve müzisyenleri küçümseyen tweetlere hele hiç bayılmıyorum. Liam’ı da takip etmiyorum zaten.

Uygar Taylan: Gallagher kardeşler biraz baydı ya…

Burak Çıngı: İlgi göstermeyin, 10-15 seneye susar.

Deniz Kuzuoğlu: Bu sene öyle açıklamalarda bulundu ki, bu tweet sanırım en normallerinden biri.

Elz and the Cult: Ben.

İdil Meşe: Bence tamamen biraksa iyi olur. Tum kotu aliskanliklariyla birlikte. Amerikan politikasi dahil.

Tan Tunçağ: Sure.

Uygar Taylan: Kanye West sonuçta.

Affet Robot: Hayır.

Barış Demirel: O nedir bilmem

Burak Çıngı: Hayır.

Burcu Tatlıses: Hayır.

Büşra Erkara: Hayır.

Deniz Kuzuoğlu: Hayır.

Elz and the Cult: İndirmedim

İdil Meşe: Hayir

Tan Tunçağ: Hayır.

Uygar Taylan: Hayır

Affet Robot: Hayır ama daha zorlayıcı olanlara baktım.

Barış Demirel: Hayır ama bir parti videosu vardı da olay olmuştu, onu izlemiştim.

Burak Çıngı: Kimdir bilmiyorum ama soruyu okuyunca bakmak zorunda kaldım.

Burcu Tatlıses: Birden çok kez.

Büşra Erkara: Evet, ben baktığımda Miami’de yoga yapıyordu.

Deniz Kuzuoğlu: Hayır.

Elz and the Cult: Bakmadım ama gördüm, gönderildi.

İdil Meşe: Hayir

Tan Tunçağ: Hayır.

Uygar Taylan: Çok sıkıcı bir kadın bence.

Barış Demirel: Kadıköy’de, Mecra. Çok mekan gezip dolaşmam. eğer çıkarsam genelde Karga’ya ve Dunia’ya giderim yıllardır. Nayah da güzel olmuş. Bir de Moda Sahnesi her şeyiyle candır.

Deniz Kuzuoğlu: Sezon boyunca Salon çevresinden pek ayrılamadığım için en çok Nan Şişhane’de vakit geçiriyorum. Karşıya geçince de Bina’da. En çok gittiğim ve keyif aldığım bir diğer iki mekan Kontra Record Store ve Minoa Bookstore & Cafe. İkisinde de saatlerimi geçiriyorum.

İdil Meşe: Babylon

Tan Tunçağ: Zorlu Center.

Uygar Taylan: Kundura Fabrikası’ndaki partiler güzel oluyor.

Affet Robot: Gençliğime üzüldüm.

Barış Demirel: Tatilin ilk günüydü. Feribotta dünyayı kurtarıyorduk. Şaka şaka. Feribottaydık tost yiyordum. Dünyayı başkaları kurtarıyordu.

Burak Çıngı: Macera filmi izlermiş gibi internette sürekli XE sayfalarını yeniledim.

Burcu Tatlıses: Bütün yastıklarımın altına baktım, kıyıya köşeye sakladığım dolarım var mı diye, yokmuş. Bu durumda haliyle kumpanyayı uzaktan seyrettim. Hikaye bilindik olsa da oyuncular hep değişiyor ya, yeni bir heyecan yaratmıyor değil.

Büşra Erkara: Ofisteydim, ertesi gün düğünü olan arkadaşımın altınını daha önce almadığım için başımı taşlara vuruyordum.

Deniz Kuzuoğlu: Tabi ki, Salon bütçesi!

Elz and the Cult: Şimdi bu iş nasıl olacak?

İdil Meşe: Avrupa’daydim. Euro da tavana vurmustu. Normalde 4 konser verip donecektim. Irili ufakli bir suru konser koydum bunu gorunce.

Tan Tunçağ: Dans.

Uygar Taylan: Annem ve arkadaşlarımla uzun uzun telefonda konuştuk.

Affet Robot: Ağlamadım.

Barış Demirel: İzlemedim

Burak Çıngı: İzledim. Oyunculuğundan doyuma ulaşamadığım bir film olduğu için ne üzülesim ne ağlayasım geldi.

Burcu Tatlıses: Ne yazık ki gözden kaçırmışım ama yanıtlarımı size gönderir göndermez izleyeceğim. Trailer itibariyle hissiyatım, fena bir film. Ağlarsam haber ederim.

Deniz Kuzuoğlu: Evet, Sufjan da ateşe odun attı sağ olsun.

Elz and the Cult: İzledim ama ağlamadım.

İdil Meşe: Hayir.

Tan Tunçağ: Ağlamışem.

Uygar Taylan: Duygulandım ama ağlatmadı.

Affet Robot: The Ballad of Buster Scruggs, Phantom Thread.

Burak Çıngı: Pose. The Connors. Westworld 2. Sezon, Glow 2. Sezon, Riverdale 3. sezon. Seneler sonra ilk defa başarılı bir American Horror Story  bu sene gerçekleşti bence.

Snopluk yapmadan söyleyeyim, film olarak Infinity War 10 senenin hesabını çok iyi veren bir film oldu bence. Annihilation, First Reformed, Roma, Love Simon.

Burcu Tatlıses: Bu sene çıkmadı ama ben yeni keşfettim. Peaky Blinders’ı çok çok sevdim, yeni sezonunu bekliyorum heyecanla.

Büşra Erkara: Netflix orjinalleri Queer Eye ve Big Mouth.

Film olarak en çok muhteşem sinematografi ve oyunculuklarıyla I, Tonya ve Phantom Thread aklımda kaldı.

Deniz Kuzuoğlu: Dizi olarak: Succession, Maniac, Barry, Atlanta, Wild Wild Country

Film: Phantom Thread, Roma, BlacKkKlansman, Isla of Dogs, I, Tonya

Elz and the Cult: Bu sene nedense güncel olan şeylerle çok kötü koptum ve sanırım bu sene içerisinde üretilmiş bir şeyi söyleyemem. Gaspar Noe’nin Climax’ini izledim ama tam olarak beğendim diyemem ona.

İdil Meşe: Isle of Dogs

Tan Tunçağ: The Americans, Sharp Objects, Killing Eve, The Handmaid’s Tale, The Looming Tower

Roma, A Quiet Place, Annihilation, First Man

Uygar Taylan: Netflix – DARK, Bohemian Rhapsody, Suspiria, ROMA

Barış Demirel: Efe Demiral

Burak Çıngı: Lana Del Rey – Norman Fucking Rockwell. Umarım ocak ayında çıkar çok beklemek zorunda kalmam.

Rina Sawayama‘nin albümü.

Deniz Kuzuoğlu: Tool
Thom Yorke’un solo abümü.
Run The Jewels 4
Toro y Moi

Elz and the Cult: Housing Crash’in yeni çıkacak olan çalışmaları için çok heyecanlıyım.

İdil Meşe: Kanto Records’dan cikacak her album.

Uygar Taylan: Chemical Brothers – No Geography

Affet Robot: Verimlilik, kuralsızlık ve aynı zamanda tutarlılık/istikrar diliyorum.

Barış Demirel: Barış. Kendimde ve dışarıda. Zor tabii

Burak Çıngı: Güç, şöhret, para 😉

Burcu Tatlıses: Özgürlük.

Deniz Kuzuoğlu: Huzur ve bol müzik, konser, festival

Elz and the Cult: 2018’in özeti kafa karıştırıcı olmasıydı 2019 umarım daha çok kafamı karıştırır. Kaosun içinde çok daha rahat çalışıp ilham alıyorum. Bir de umarım 2019’da yılın trendleri ve neler olup bittiğiyle daha takipte olan biri olurum. Neler oluyor neler bitiyor bir dönüp bakmak lazım 2018 düşündürücü olmuş biraz.

İdil Meşe: Daha fazla muzik ve yeni diyarlar.

Sibel Engingök: Sevgi, anlayış, barış.

Tan Tunçağ: Tutarlılık.

Uygar Taylan: Seyahat edip güzel konserler izlemek.

Deniz Kuzuoğlu:

Tan Tunçağ: Kendi hazırladığım “Mera’s Dream”. Daha çok elektronik müzik odaklı bir playlist:

Uygar Taylan:

2018: YILIN EN İYİ CAZ ALBÜMLERİ

Bu listede senenin en iyi albümlerinden öte cazın evrilip yeni yollar açtığı albümleri derledim. Çok fazla albüme haksızlık ettiğimi biliyorum ama bu sene hem benim hem de biraz daha genç kitlenin dinlemekten sıkılmadığını bildiğim albümleri seçmeye çalıştım.  Aşağıdaki albümlerin hepsi, farklı müzik dallarının son hallerini bünyesine katıp bir şeyler yaratmayı seçmiş. Bu yüzden hepsinin sound’u daha genç ve yaptıkları müzik tarzı daha tanıdık. Tüketilirken keyif vereceğine emin olduğum, hem benim hem de onlarca kritiğin kefil olduğu bir derleme ortaya çıktı. Mainstream’in dışında, yeni şeyler arayan müzikseverlere hepsini tek tek öneriyorum. Her albümden 2 şarkının olduğu bir playlist’i de aşağıya bıraktım:

(daha&helliip;)

2018: ŞARKI HASADI

İşte, bir senenin daha sonuna geldik ve geleneği bozmayıp yine şarkı hasadımızla buradayız. Beyoncé’nin Coachella’yı BeyChella yapması haricinde nadir güzel gelişmelerin olduğu bir seneyi kapatıyor olsak da 2019 için ümitliyiz. The Strokes’un albüm yayımladığı, Azealia Banks’in kimseyle kavga etmediği ve Kanye West’in saçma bir açıklama yapmadığı bir 2019 yılı diliyoruz herkese! (daha&helliip;)

2017: ST. VINCENT

Neden Değerli?: Nevi şahsına münhasır bir şarkıcı, St. Vincent’ın Pop dünyasına tüm özgünlüğüyle girdiği bir yılı yaşadık. Çıkardığı albüm Masseduction ile bu senenin en iyi işlerinden birini ortaya koydu. İsminden anlaşılacağı üzere “cazibe” kavramı üzerine kurgulanan Masseduction, müzik kısmında ise çok değişik referanslar duyabileceğiniz bir albüm oldu. Yer yer Pink Floyd ya da Beatles duyduğunuza kulaklarınızın inanamayacağı böyle bir pop albümünün altından kalkabilmek zor iş.

Neyi Değiştirdi?: Gelecekte popüler müziğin gideceği yönlerden birini açtığını söylesek abartmış olmayız. Zaten albüm için prodüktörünün Jack Antonoff olduğunu söylersek kafanızda bir şimşek çakabilir.

2018’de Ne Alemde?: Yakın gelecek için konuşursak turnede geçecek bir sene görsek de daha ilerisi için tahmin edilemez oluşu St. Vincent’ı çekici kılan unsurlardan. Sizlerle beraber bekleyip göreceğiz.

2017: GORILLAZ

Neden Değerli?: Damon Albarn’un çizgi karakterlere hayat verdiği projesi Gorillaz, 7 senelik aranın ardından 2017 baharında Humanz’la aramıza dönmüştü. Birçok sanatçının konuk olduğu bu sanal dünya, karşımıza güzelliğini karmakarışıklığından alan bir albüm çıkardı. 2016 ABD başkanlık seçimini eleştiren politik yorumları, konuk sanatçılarla ve kendi müzik kültürüyle harmanlayan Gorillaz, albümü uzun saatler boyunca loop’a almamızı sağlamayı başarmıştı. Hallelujah Money’den beklediğimizi bulamamıştık belki ama albümden beklediğimizden fazlasını aldığımız kesindi:

Neyi Değiştirdi?: Bu kadar çok farklı sanatçı, bu kadar farklı müzik türleri, hem eski albümlerin Gorillaz’ını anımsatan şarkılar hem dönüşmeye başlayan tarzlarının ipuçları nasıl oluyor da aynı albümde olabiliyor hala şaşkınız. Bunun yanında bir müzik projesi olduğu kadar bir çizgi dünya projesi de olan Gorillaz, bu kez bizi neredeyse şarkılarından çok klipleriyle etkisi altına almıştı. Daha uzunca bir süre eşi benzerine rastlanmayacak türden olduklarına dair inancım hala sürüyor.

2018’de Ne Alemde?: Sanıyoruz ki albümden alınan enerjiyle konserler hız kesmeden devam eder. Chicago’da “ Gorillaz Festivali” etkinlik planı yapıldığı da kulağımıza çalınanlar arasındaydı. Ayrıca Jamie Hewlett, 2018’de yeni bir albüm gelebileceğini de açıklamıştı ama buna inanmalı mıyız pek emin değiliz.

2017: EDİS

Neden Değerli? Benim Ol ile başlayarak periyodik olarak önümüze bağımlısı olunacak yeni şarkılar sunduğu, kliplerinden yaptığı işbirliklerine çok güzel işler çıkarıp “başka bir Türkçe Pop mümkün” umudu aşıladığı ve 3 senelik tanışıklığımız sonucu “seküler Türkiye’nin şımarık prensi” haline gelebildiği için çok değerli.

Neyi Değiştirdi? Dans edebilen, hem göze hem kulağa hitap eden Türk popçu açığını kapattı. Sadece 4 single ile, bir albüm çıkarmadan, ne kadar popüler olunabilir gösterdi. Çok Çok’un klibiyle giyiminden klibin düzenlemesine kadar Türkçe pop’un başka sanatçıları taklit etmekten öteye geçip ne kadar kaliteli yapılabileceği konusunda bir umut ışığı oldu. Üstelik twitter’ını kendi kullanıyor oluşuyla sanatçıların dinleyicilerine uzak, soğuk figürler olmadığı bir gerçekliğin mümkün olduğuna inandırdı bizi.

2018’de Ne Alemde? Tarihi henüz belli olmasa da bir albüm geleceğinden emin gibiyiz. Şimdilik hızlıca sağlığına kavuşarak sahnelere geri dönmesini umuyoruz. Bir de bu akşam Bengü ile birlikte Zorlu PSM’de sahne alarak 2017’ye sevenleriyle veda edecek, haberi olmayanlara duyrulur!

2017: TÜRKİYE’DE RAP MÜZİK

Neden Değerli?:  Bir zamanlar arama motorlarına “Türkiye rap” diye yazıldığında karşımıza çıkan tablo TV8 yarışması olsa da, su sıralar “underground” için işler pek tadında ilerliyor. Bu ilerlemenin başlangıcını RedBull bu “underground” isimlere destek vererek yaptı ve devamı başka birçok koldan hızlı bir şekilde geldi. Artık çok sevdiğimiz, takip ettiğimiz ve hatta yıllardır bahsettiğimiz halde ismini gördüğümüz yerlerin sayısı bir elin parmağını geçmediği için üzüldüğümüz isimler ikinci evimiz dediğimiz yerlerde sahne almaya, çok daha profesyonel bir duruşla turlamaya, röportajlar vermeye ve hatta yurt dışına açılmaya başladı.

Bu janranın dinleyicisinin artması ve kendi küçük komünitelerinin dışına taşabilmeleriyle Hiphop is Back, Rap Mahal gibi turneler de büyük kitleler toplayabilmeye başladı bu sene. Doğru afiş, doğru tanıtım, doğru kadro ile herkesin dikkatini çeken müzik türü 2017’de ister istemez rap oldu.

Tabii ki seyirci kitlesindeki bu büyüme bir anda olmadı. Müzikte yakalanan kalite, dinleyici desteğini beraberinde getirdi ve 2017’de 3 kişiden 2’sinin ezbere bildiği Ezhel albümü Müptezhel ile hayatında en son 12 yaşında Türkçe rap dinlemiş olan insanlar bile yakalandı bu akıma.

Zira bu sene rap müzik için bereketli de geçti: Ceza ve Ayben albüm yayınladı. DJ Artz albümü king size oldu. Da Poet, Beat Tape 2 ile benim en çok dinlediğim 2017 çıkışlı şarkılar arasında yerini aldı. Ağaçkakan‘ın tarzını çok net ortaya koyduğu A Nakşvit ve albümün salondaki herkesi hipnotize eden Babylon lansmanı da bu senenin unutulmazlarından oldu.

No:1, Radansa, Gazapizm, Hayki (compilation), Sayedar gibi daha saymak istediğimiz birçok isim var ancak derin sulardan uzak durup, takibinde en ön sırada bekleştiğimiz isimlerle bu seneyi toparlıyorum. (Siz de bu sene bu janradan dinlediğiniz isimleri paylaşmak isterseniz yorum kısmımız hemen aşağıda.)

 

Neyi Değiştirdi?:

  • Basit olarak, Türkçe rap müziğe olan bakış açısı değişti. Aslında rap müziğin tek tarz beat ile var olmadığı daha da gün yüzüne çıktı. Rap müzik konserleri “ergen tayfa” diye betimledikleri kitleden daha geniş topluluklulara açıldı (ve biletler tükendi).
  • Janraların işbirliği her zaman dikkat çekici oldu ve fakat bu noktada Nihil Piraye/Kamufle/Ezhel çalışması ilerleyen tabloda tam vaktinde yerini aldı. Ağaçkakan’ın Kutay Soyocak (Jakuzi) ile çalışması “Herr Neyse” bir diğer akılda yer tutup loop’a doymayan işbirliği oldu.
  • “Ya bu da şarkı mı?” sığ eleştirilerinden ziyade gerçekten üzerine konuşulan, tartışılan bir tür oldu bu sene Türkçe Rap.
  • Diziler de reklamlar da bu yükselişten payını aldı.

2018’de Ne Alemde?:

  • 2017’ye son vuruşu “Schengen yoook, Karaköy’e sen gel Angela Merkel” diyerek Xir yaptı gibi görünüyor, bunun devamının geleceği ayak seslerinden belli .
  • Bir yandan Türkiye çapında devam eden “Rap Mahal” isimli turne ile konserler kaldığı yerden devam edecek gibi görünüyor.
  • Yeni videolara dair beklentilerimiz var zira motivasyonumuzu yüksek tutan önemli bir dinamik olarak görüyorum.
  • Alternatif olanın alternatif kalmasına olan inancımı da 2018’de korumak istiyorum.

 

2017: KELLY LEE OWENS

Neden Değerli?: Önceleri The History of Apple Pie isimli grupta bas gitaristlik yapan, ardından kendi ismiyle birkaç tekli yayınlayan Kelly Lee Owens, bu sene kendi adını taşıyan ilk albümüyle radarımıza takıldı. Owens’ın kendine has estetiğini ortaya koyduğu, türler arasındaki çizgileri muğlaklaştırdığı bu albüm, bizce yılın en heyecan verici çıkış albümü olmasının yanı sıra senenin en iyilerindendi de.

Neyi Değiştirdi?: İlk albümle onca iş arasında dikkat çekmek, farkını göstermek zordur. Owens bu sene bunu layıkıyla başardı. Kalıplara sığmayı reddeden bir albümle çıkageldi. Öyle ki Spotify’ın bile kafası karışmış olsa gerek: Benzer sanatçılar listesinde Visible Cloaks’tan Kaitlyn Aurelia Smith’e, Yaeji’den Forest Swords ve Nite Jewel’a kadar pek çok farklı türden isim bulunuyor. Owens’ın başarısı, S.O ve Evolution gibi özünde bambaşka şarkıları, kendi tarzıyla yoğurup aynı albüm içinde bütünlüklü bir şekilde sunarken bir an olsun tekdüzeleşmemesinde yatıyor. Yılın çok sık aralıklarla baştan sona dinlesek bile asla sıkılmadığımız, her seferinde başka bir şarkısına takıldığımız birkaç albümünden biriydi Owens’ınki.

2018’de Ne Alemde?: Şimdilik biz de bilmiyoruz fakat kendisinin zaman ilerledikçe “underrated” klasmanından kurtulacağına adımız gibi eminiz.

2017: KING KRULE

Neden Değerli?: İngiliz müzisyen Archy Marshall’ın birçok farklı isimle albümler yayımlamasına alışık olsak da en çok onu King Krule olarak biliyoruz. 2010’da yayımlamaya başladığı EP’lerinin ardından olağanüstü bir çıkış gerçekleştirmişti kendisi. 2013 tarihli uzunçaları 6 Feet Beneath The MoonMüzik endüstrisinde yeni bir Morrissey mi doğuyor?” sorularını akıllara getirmişti. King Krule ise hikaye anlatıcılığı ve melankolik sözleri haricinde Morrissey’den çok farklı bir tarzı benimsiyor. Jazz esintilerini post-punk’tan hip-hop’a uzanan geniş bir yelpazeye yayması ile kendisi türünün tek örneği ve yeni neslin en önemli seslerinden biri.

Neyi Değiştirdi?: King Krule adı altında yayımladığı yeni albümü The Ooz ile 2017’nin en iyi işlerinden birini yaptığını söylememize bile gerek yok. Bu albümü duymayan kalmamıştır herhalde. Bu senenin belki de en iyi hip-hop ya da hayır, jazz fusion ya da post-punk albümü olabilir The Ooz. Albümü güzelliği de buradan kaynaklansa gerek. Bu sene yayımlanan hiçbir albüm The Ooz kadar farklı müzik tarzlarının radarından geçerek harika bir iş ortaya koymadı. Belki bir diğer 2017 müzisyeni Perfume Genius, King Krule‘a yaklaşmış olabilir. Ancak Perfume Genius bile birbirine daha yakın ve iç içe geçen müzik tarzlarından yeni albümü No Shape‘i yayımladı. King Krule‘un The Ooz‘u ise çeşitliliği ile kendini ayrıştırıyor.

2018’de Ne Alemde?: Müjde! King Krule 2018’de turnede ve şubat ayında Salon IKSV sahnesinde bu güzel şarkıları bu defa bizim için söyleyecek. Üstelik kendisi iki akşam üst üste sahne alacak. 7 ya da 8 -belki de hem 7 hem 8- Şubat için biletlerinizi bir an önce almanızı tavsiye ederiz.

2017: THE HANDMAID’S TALE

Neden Değerli?: Margaret Atwood’un 1985 yılında yazdığı “Damızlık Kızın Öyküsü” romanının uyarlaması olan The Handmaid’s Tale, gerek anlattığı hikayeyle gerek de sinematografisiyle 2017’nin en dikkat çeken dizilerinden biri oldu. Yer yer araya girip geçmişe ve kadınların sadece doğurganlıklarıyla var olduğu distopik bir geleceğe dayanan güçlü anlatısıyla, toplumsal dönüşüm ve dinamikleri yorumlama ve izleyiciye geçirmedeki başarısıyla ve oyuncu performanslarıyla hepimizin dikkatini çekti ve 8 Emmy adaylığıyla adeta başarısını ispatladı. Henüz izlememiş olanlarımız 2017’nin son fırsatını kaçırmasın diyerek ilk sezon fragmanını şuraya bırakıyorum:

Neyi Değiştirdi?: Son yıllarda özellikle internet üzerinden yayınlanan dizilerin artması film eleştirmenleri arasında sinema kültürü-dizi sektörü tartışmalarını alevlendirmişti. 2017’de bu tartışmalarla beraber sinematografik ögeler taşıyan diziler izlemeye başladık, The Handmaid’s Tale de bu kervana katılan en başarılı dizilerden biriydi. İlk sezonun yayınlanma tarihinin Donald Trump’ın ABD başkanı seçildiği döneme denk gelmesi, The Handmaid’s Tale ile ilgilili “yakın gelecek Amerikası” yorumlarının yapılmasına neden olmuştu. Hakkındaki bu yorumlamalar ve içerdiği distopik ögelerle beraber yeni dönem politik/sosyolojik eleştiri dizilerine de yeni ve yaratıcı bir soluk getirdi.

2018’de Ne Alemde?: İlk gösteriminden itibaren aldığı yorumlarla bizim kadar yapımcıların da dikkatini çeken The Handmaid’s Tale ikinci sezon onayını aldı. Henüz kesin bir yayın tarihi bulunmayan ikinci sezonun 2018’de başlaması planlanıyor.

2017: TAYLOR SWIFT

Neden Değerli? İstesek de istemesek de burada kendisinden biraz bile bahsetmemize gerek kalmayacak kadar geniş bir kitle olarak kendisini tanımak ve hayatımızdaki varlığını kabullenmek zorunda kaldığımız için benzersiz; bununla birlikte 1984 gibi ödüllere, rekorlara doymayan, birçok başarıya imza atmış bir pop albümünün ardından neredeyse onu sollayacak bir albüm olan “reputation”ı yapabildiği için çok değerli.

Neyi Değiştirdi? Neredeyse her yıl kendisinden bolca bahsettik, özellikle iki senede bir Christmas’a doğru yayınladığı albümlerinin de etkisiyle yıl sonlarında, ta ki geçtiğimiz seneye kadar. Kimye ikilisiyle yaşadığı tatsızlıklar sonrası kameralardan ekstra dikkatli bir şekilde kaçmasıyla uzunca bir süre TS detoksu yapmıştık. Bu süreç boyunca bolca da hater kazanmıştı ve yılan emojisiyle Taylor Swift ismi bütünleşmişti. Artık bu kadar kötü bir “reputation”ı düzeltemez, acaba ne yapacak diye merakla beklerken “reputation” ile geri döndü. Gerçekten bu imajı düzeltmedi de, “kötü kız” olarak anılmaya karşı koymaktansa kabullenmeyi tercih etti ve olabilecek en “Taylor Swift” biçimde sıyrılmayı başardı bu işin de içinden. Tabii ki “shade” kraliçesi olarak bu konsepte yeni bir boyut getirip albümle birlikte çıkardığı kitapçık ile herkese laf sokmayı ihmal etmedi. Bununla kalmayıp albüm tanıtımı için UPS ile anlaşıp kargo araçları aracılığıyla yüzünün bütün Amerika tarafından görüldüğünden emin oldu. 1984’te olduğu gibi haftalarca ilk sıralardan inmeyen inanılmaz hitler çıkaramamış olsa da şu ana kadarki en cohesive albümü “reputation”la hater’larının bile saygısını kazandı.

2018’de Ne Alemde? Turne ile önümüzdeki aylarda çokça meşgul olacak gibi görünüyor. Ama artık başarısız bir iş yapmak için fazla büyük bir isim haline geldiği için kesinlikle “reputation” ile ilgili daha da fazla planı olduğunu düşünüyor ve merakla bekliyoruz. Kişisel bir tahmin olarak da ben gardırop seçimlerinin ani ve büyük değişimi sebebiyle hamile olduğunu düşünmeye başladım, yakında haberlerini duyarız…

2017: FIRTINAYT

Neden Değerli?: Ülkemiz gençliği arasında geniş bir hayran kitlesi olan Büyük Ev Ablukada, Full Faça’dan sonra kendini oldukça özletmişti. Fırtınayt’tan uzunca bir zaman önce kendilerini şöyle bir hatırlatmak ve yeni “şekil”lerini duyurmak için zamanında yayınladıkları kendileri kadar tatlı olan şu videoyu tekrar izleyip Büyük Ev Abluka’nın nasıl hem hiç değişmeyip hem  de çok değiştiğine bir kez daha şaşıyoruz:

Neyi Değiştirdi?: Kendi tabirleriyle sürpriz parti tadında yeni Büyük Ev Ablukada şekli. Benim tabirimle ismine yakışır fırtınalıkta bir albüm. Kendi tarzlarını canlı- elektronik denebilecek bir noktaya getirerek hem kendilerinin hem sevenlerinin müzik zevkini tek albümle değiştirdiler sanki.

2018’de Ne Alemde?: Büyük Ev Abluka’da 2018’de konserlerine fırtınayt gibi devam edecek gibi gözüküyor. Yılın ilk aylarındaki konserler özellikle 2018’e hızlı bir başlangıç yapmak isteyenlerimiz için kaçırılmayacak fırsatlar olabilir.

2017: LORDE

Neden Değerli?: Lorde‘u tanımayan yoktur sanıyoruz. 2013 yılında yayımladığı çıkış albümü Pure Heroine ile pop müziğe senelerdir kaybettiği kanı geri kazandırdı. Kendisi henüz daha çok genç olmasına rağmen pop müziğin seyrini değiştirdi ve listeleri haftalarca işgal etti. Öyle ki Lorde‘un pop müziğe getirdiği bu yeni soluk birçok pop sanatçılarını harekete geçirdi ve Lorde tarzı bir pop müzik modasına maruz kaldık. (Bakınız; Taylor Swift, Call it What You Want) Ancak yine de hiçbiri Lorde‘un şarkılarındaki o tadı veremiyor tabii ki.

Neyi Değiştirdi?: 4 senelik bir aradan sonra Lorde‘un ikinci albüm sendromuna takılarak bocaladığını görmek şaşırtmazdı. Ancak Lorde bizi ters köşe yaptı ve bu senenin tartışmasız en iyi albümünü yayımladı. Bir diğer 2017 listemizi onurlandıran müzisyen Jack Antonoff ile harika bir iş birliği yaptı. Green Light senenin en sevilen şarkısı oldu ve Lorde‘un kendine özgü yarattığı pop tınıları böylece başarısını kanıtlamış oldu. Yeni albüm Melodrama‘da yer alan birçok şarkı bu sene içinde en çok sevdiklerimiz arasında yer aldı. Özellikle Sober, The Louvre, Liability, Green Light ve Hard Feelings/Loveless bu senenin pop müziğine yön veren kayıtlar oldu.

2018’de Ne Alemde?: Biliyoruz, sizi üzüyoruz. Ancak Lorde da bir diğer 2018 yılında turneleyecek olan müzisyen. Şu anki turnede Türkiye yok. Ancak iki albümü arasındaki uzun süreyi düşünürsek ümitlerimizi kaybetmemize gerek yok. Bir de kendisinden bir Taylor Swift iş birliği bekliyoruz. Sizce de harika olmaz mıydı?

2017: PRIESTS

Neden Değerli?: Punk müziğin uzun zamandır yakalamaya çalıştığı yeni soluğu bize kazandıran grup oldu Priests. Washington DC’li dörtlü aslında birkaç senedir müzik piyasasında emin adımlarla yükseliyordu. Kendi çabaları ile yayımladıkları iki adet Tape albümleri ve bir de 7 şarkılık bir EP ile Priests çoktan sizin de radarınızdaydı belki de. Diğer punk gruplarından farklı müzik tarzlarını harmanlamaları ile ayrışmayı henüz daha kariyerlerinin başında başardılar ve kendilerini daha uzun bir süre duyacağız gibi duruyor.

Neyi Değiştirdi?: 2017’nin -biraz iddialı olacak belki de ama- en iyi çıkış albümlerinden birini yayımladılar. Nothing Feels Natural 70’lerin California kıyılarının hippie melodileri ile İngiltere’nin melankolik tınılarını bir araya getirdi. Birçok müzik kritiğinden tam not aldılar. Son zamanlarda sene sonu listelerinde kendilerini sık sık görmüş olmanız da çok olası. Nothing Feels Natural gibi hit olma potansiyeli taşıyan kayıtların yanı sıra Appropriate gibi sert punk tınılarının da altından başarı ile kalktılar. Hafif politik sözleri ile yeri geldiğinde korkusuzca Amerikan rüyasını eleştirirken aynı zamanda politik görüşlerinden uzak bir müzikal duruş sergilemeyi de paralelde başardılar. Öyle ki müzik endüstrisinde kendilerinden Savages’dan beri ortaya çıkan en iyi punk müzisyenleri olarak bahsediliyor.

2018’de Ne Alemde?: Her yeni büyük çıkışını yapan müzisyen gibi onlar da tabii ki turne yollarında olacaklar 2018’de. Ancak geçmiş diskografilerine baktığınızda ve çalışkan bir grup olmalarını göz önüne aldığınızda yeni bir albümün olası olduğunu söyleyebiliriz. Ya da en azından umabiliriz…

2017: JULIA MICHAELS

Neden Değerli?: Julia Michaels’ın ismini her ne kadar en çok bu sene duymuş olsak da kendisi son birkaç yıldır pop endüstrisinin gizli yeteneklerinden biri olarak Gwen Stefani’den Britney Spears’a, John Legend’tan Fifth Harmony’ye kadar pek çok isim ve grup için şarkılar yazmaktaydı. Mesela bize Justin Bieber sevdiren şarkı Sorry ve yılın en başarılı pop şarkılarından Bad Liar onun eseriydi. Doğrusu artık kendi ismiyle ün kazanması kaçınılmazdı.

Neyi Değiştirdi?: Julia Michaels, oldukça başarılı bir şarkı yazarı. Ana akım pop’un iyiden iyiye tekdüzeleştiği, sürprizsizleştiği 2017’de kendisinin Nervous System isimli 7 şarkılık EP’si resmen ilaç gibi geldi. Etkilendiği isimler arasında Fiona Apple ve Laura Marling’i sayan Julia Michaels, 90’ların içten ve müziklerinde kişisel deneyime odaklanan singer-songwriter kadınlarının tarzını günümüz pop trendleriyle buluşturuyor şarkılarında. Daha ilk EP’den bu sene listelerde görmeye alışık olduğumuz isimlerden farklı olarak kendine has tarzını oturtmuş gözüküyor Michaels. Bunu en iyi örnekleyen şarkı Issues ile hakkıyla Billboard listesinde 11. sırayı görmeyi başardı. Uh Huh ile yılın en orijinal ve zengin pop hitlerinden birine imza atarak bizi sonraki işleri için daha da heyecanlandırdı. (Klibinin cheesy’liğini görmezden geliyoruz.)

2018’de Ne Alemde?: Julia Michaels yıl boyunca Maroon 5 ile birlikte turluyor olacak. Araya bir albüm olmasa bile bir EP daha sıkıştırmasını umuyoruz. Pop’un kendisi gibi yeni bir soluğa ihtiyacı var çünkü.

2017: PERFUME GENIUS

Neden Değerli?: Perfume Genius -gerçek adıyla Mike Hadrias- dört albümlük kariyerinde duruşu ve şarkıları ile queer müziğin indie sahnesindeki en büyük seslerinden biri oldu. Farklı tarzları harmanlaması ve bu tarzlardan kendi tınılarını yaratması ile kendine ayrı bir yer edindi.

Neyi Değiştirdi?: Yeni albümü No Shape ile bu senenin en başarılı işlerinden birine imza attı. No Shape harika bir albüm olmasının yanı sıra Perfume Genius‘ı benzersiz yapan kendi tarzını en iddialı biçimde ortaya koydu. Hiçbir şarkının diğerine benzemediği ve oldukça farklı tarzlardan ilham alan kayıtları ile ayaklarımızı yerden kesti desek yeridir. Sides şarkısındaki Weyes Blood iş birliği ise bizi bir başka mutlu eden detay oldu.

2018’de Ne Alemde?: Yeni albüm kapsamında turneleyeceği kesin. Kendisi aynı zamanda canlı performanslarının güzelliği ile de oldukça ses getiriyor. Yurtdışında konser kovalayacak olanların kaçırmaması gereken bir isim.

2017: JACK ANTONOFF

Neden Değerli?: Kendisinin adını önce Fun ile, (Özellikle de bir aralar her yerde ama her yerde duyduğumuz We Are Young ile) sonra Bleachers ile, bir de Lena Dunham’la yaşadığı aşkla duyduk. Ardından 2014 yılında, Reputation’ı dinledikçe özlemle andığımız 1989’da albümün en iyisi Out of the Woods dahil birkaç şarkının prodüktörlüğünü yaptığında “Taylor Swift’in birlikte çalışmayı seçtiği adam” oldu, ismini daha sık duyar olduk. Jack Antonoff’un asıl parladığı yıl ise hiç şüphesiz ki 2017 oldu.

Neyi Değiştirdi?: Kafamızdaki “pop prodüktörü” imajını. Önce Lorde, sonra da St. Vincent yeni albümlerinde Jack Antonoff ile çalıştığını duyurduğunda bir hayli şaşırmıştık. Evet, Antonoff kötü bir prodüktör değildi ama o kadar da iyi miydi? Bu iki birbirinden farklı müzisyenin tek isimde buluşmasının bir sebebi olmalıydı. Albümleri dinlediğimizde gördük ki Antonoff’un belirgin bir tarzı vardı evet, belki o kadar çığır açıcı değildi ama şarkıları prodüksiyonu altında ezmek yerine birlikte çalıştığı müzisyenleri daha da iyisini yapmaya zorlayan, yeni seslere açan ve onlara yol gösteren bir prodüktör kimliği vardı Antonoff’un. “Ne yapacağını kesin olarak bilen, konu şarkı yazmak olduğunda insanı acıtacak denli dürüst olan kadın müzisyenlerle çalışmayı seviyorum. Birlikte çalıştığım müzisyenlere ‘Kahraman olma, kendin ol. Lafı dolandırma, ne kadar korkunç olsa da hikayeni anlat’ diyorum” diyen Antonoff’un hem Melodrama hem de MASSEDUCTION’ın bireysel hikayesine, doğrudanlığına ve bütünlüğüne katkısını yadsıyamayız. “Sadece müziğe bakışımı değil, hayata bakışımı da değiştirdi. İroninin ‘duyguların ölümü’ olduğunu gösterdi bana” diyen Annie Clark’tan ve “Melodrama, ikimizin de kariyeri boyunca yaptığı en iyi iş oldu” diyen Lorde’tan da anlıyoruz ki Antonoff, prodüktör olmanın yanı sıra bir mentor gibi de aynı zamanda. Kendisi bize hala her ne kadar antipatik gelse de sırf bu iki muazzam albümde payı olduğu için sevdik kendisini bu sene. Özellikle de Lorde’un Pure Heroine’in başarısının altında ezilmeden beklentileri kat be kat aşmasına yardımcı olduğu için.

Tabii kendisi 2017’de bunlarla da sınırlı kalmadı. Yeni bir Bleachers albümü yayınlamanın yanı sıra Pink ve Taylor Swift’in yeni albümlerinde de prodüktörlük yaptı. Reputation’ın en iyi birkaç şarkısında (Getaway Car, Dress, Call It What You Want, New Year’s Day) kendisinin imzasının bulunması da tesadüf olmamalı. “İnsanları üzerine yazmaya, konuşmaya iten pop şarkıları yazmaya çalışıyorum” diyen Antonoff, Taylor Swift ile işbirliğinde bunu pekala başarmış gözüküyor.

2018’de Ne Alemde?: Antonoff, yılın ilk yarısında Bleachers ile turluyor olacak. İsmini seneye hangi müzisyenlerle duyacağız, bu yıl sayesinde merakla bekliyoruz artık.