2012

2012: DIIV

Debut demeye bin şahit… 


Neden değerli?: Bilmek için otuz yıldır müzik dinliyor olmaya gerek yok, çoğu grup ilk albümünde daha oturtamadığı sound nedeniyle bocalar, bariz esinlenmeler kulak tırmalar, pek az grup bunları aşıp yerini sağlamlaştırabilir. Zachary Cole Smith önderliğindeki “DIIV” bu ayrıcalıklı grup içinde yer alacak gibi görünüyor. Grup, ilk albümü “Oshin” ile 2012’ye tam anlamıyla damga vurdu. Harika bir albüm kapağı, “Human”, “Doused” gibi şarkıların vaat ettiklerinin yanında neredeyse bir hiç.

Neyi değiştirdi?: “Oshin” albümüne kulak veren çoğu müzikseverin de fark ettiği gibi, grubun The Cure ve Nirvana’dan yoğun bir şekilde etkilendiği sır değil, zaten grubun “Oshin” çıkmadan bir ay önce değişen eski ismi “Dive” da bir Nirvana şarkısından geliyor. Ancak grubun müziği öyle kendinden emin tınlıyor, new wave, shoegaze, grunge harmanı öyle güzel bir formül oluyor ki DIIV müziğinde, insan kendini, sürekli kendini tekrar eden, aynı zamanda tekdüze olmamayı da başaran gitar melodileriyle dolu bir albümü dinlerken buluyor. 91 yılı doğum tarihimin bile öncelerine denk düşüyor, bilmem mümkün değil ama, “Loveless” albümü de zamanında tam böyle bir etki yaratmıştı belki de. Shoegaze vuruculuğunu 2012’ye taşıması, DIIV’in 2012’de müziğe kattığı en güzel şey olabilir.

2013’te ne alemde?: Ünlü bağımsız müzik sitesi Stereogum’ın “2012’nin en iyi yeni grubu” seçmesine bakılırsa, DIIV dünyaya sesini duyurmayı başarmış durumda. 2013 onlar için bir kalıcı olabilme savaşı olacak. Önümüzdeki yıl, DIIV için nasıl şekillenecek kestirmek güç ama, sizin için “Oshin” albümü ile tanıştığınız bir yıl olsun. Başlangıç için idealden de öte:

.

2012: Tame Impala

Daha fazla Tame Impala…

Neden Değerli?: Dönüp dolaşıp eskileri özlemle yad ettiğimiz, müzik piyasasının ve müziğin gidişatına burun kıvırdığımız şu günlerde Tame Impala tutunacak bir dal kıvamında. Tüketip bir kenara atamıyorsunuz, dinledikçe dinleyesiniz geliyor ve bir de bakıyorsunuz ki Tame Impala’yla aranızda bir bağ oluşmuş.
Neyi Değiştirdi?: Yıl 2012, evet ve bir albümü baştan sona dinleyebileceğinize dair sahip olduğunuz şüpheleriniz Lonerism eşliğinde değişebiliyor. 2010’da Innerspeaker‘la başlayan tanışma sürecinin ise yerini bağımlılığa bıraktığı su götürmez bir gerçek. Pink Floyd, The Beatles esintileri taşıyan, müzikteki vuruculuğun “psychedelic” formatının yeni ismi Tame Impala. Katıksız güzel müzik. Buyrunuz geç kalmayınız:
2013’te Ne Alemde?: Daha fazla Tame Impla dinleyelim; albüm yapmaya devam etsinler ve elbette İstanbul’a gelsinler şeklindeki liste uzadıkça uzar. Müzik ödüllerinde başarıdan başarıya koşmaları da uzak olmayan ihtimaller dahilinde tabii.
.

Top 10: 2012’nin En İyi Videoları

.
Koskoca bir seneyi videolar bazında da değerlendirmek ve kimlere takılıp kaldığımızı özet geçmek gerekiyor. Zira müziğin en vurucu silahlarından birinin görseller olduğunu atlamamakta fayda var.
.
2012’de kimler geldi kimler geçti, en çok kimleri izlerken bıkmadık bir bakalım.
.
Biliçaltımıza takılanlarda bu yıl:
.
10. PSY- Gangnam Style
Ya ne olacaktı? Paylaşılmış psikoz bu, başka bir şey değil.
.
.
9. Danny Brown- Grown Up
Mümkünse hiç büyüme hep böyle kal, çocuk.
.
.
8. Beach House- Wild
Yürek parçalayanlarda bu yıl…
.
.
7. St. Vincent – Cheerleader
St. Vincent yine, yeni, yeniden kendine hayran bırakıyordu.
.
.
6. Grimes – Oblivion
Böyle bir müziği ancak böyle bir video paklardı; izlerken baymıyor insan.
.
.
5. Jay – Z & Kanye West – Niggas In Paris
Semboller havalarda uçuşuyor, beyinler de yanıyordu.
.
.
4. Tame Impala – Feels Like We Only Go Backwards
Müzikle videonun mükemmel uyumu bu olsa gerek; çok güzel.
.
.
3. M.I.A – Bad Girls
Bu videonun verdiği haz bambaşka. Romain Gavras videolarından bağımsız bir M.I.A düşünemiyor insan.
.
.
2. Jack White – Sixteen Saltines
AG Rojas imzalı bu videonun her karesinden “cool”luk akıyor, yalan yok.
.
.
1. Spiritualized – Hey Jane
Sweet heart sweet light, sweet heart and love of my life… Kelimeler kifayetsiz, muazzam, tüyleri diken diken oluyor insanın.  AG Rojas zihninin harika bir meyvesi daha.
.
.
.

2012: Jack White

Solo albüm için uzun bekleyişe değdi 

Neden değerli?: Şüphesiz ki 2012 Jack White için önemli bir yıl, Jack White da 2012 yılı için en önemli müzisyenlerdendi. Çalıştığı her projede –kronolojik olarak, The White Stripes, The Raconteurs, The Dead Weather– grubun “beyni” konumunda bulunan Jack White, ilk kez bir albümünün üstüne kendi ismini yazdı. “Tamamen özgür kalsa nasıl bir albüm yapardı?” fantezileri kuran müzikseverleri şaşırtmayacak bir biçimde, keman, piyano gibi enstrümanların sık kullanımıyla dikkat çeken Jack White’ın ilk solo albümü “Blunderbuss”, yılın en harika şarkılarından olan “Sixteen Saltines” ve “Love Interruption”ı da barındırıyor.

Neyi değiştirdi?: Sıradan bir gününde, sabah uyanıp bir U2 şarkısı yorumlayan, öğle yemeğinden hemen önce Nashville çıkışlı bir garage rock grubuna ilk albümlerini “Third Man Records” bünyesinde çıkarmaları için albüm sözleşmesi öneren, akşamını ise son single’ı için rap vokal yapmakla geçiren bir adamı tanımlayan sözcükler “müzisyen”, “gitarist” gibilerinden biraz daha fazlası olmalı. Adeta bir “müzik misyoneri” gibi çalışan, hep o klasik blues rock sound’undan beslense de değişik tarzlar arasında basmadık yer bırakmayan Jack White’ın her yılı, müziğe yeni bir bakış açısı getiriyor, müziği geliştiriyor, değiştiriyor.

2013’te ne alemde?: Jack White, geçirdiği bu harika senenin meyvelerini çoktan toplamaya başlamış görünüyor. Bunun en önemli göstergelerinden biri de Blunderbuss albümüyle “Yılın en iyi albümü” ve “Yılın en iyi rock albümü” dallarında, “Freedom at 21” şarkısıyla da “Yılın en iyi rock şarkısı” dalında olmak üzere üç adaylık toplaması. 10 Şubat 2013’te düzenlenecek 55. Grammy Ödülleri, Jack White’ın The White Stripes günlerinden alışık olduğu Grammy’lerine bir yenisini ekleyecek mi, göreceğiz.

2012: Frank Ocean

Aramızda kalsın

Neden Değerli?: Frank Ocean‘la tanışıp kaynaşmalı zamanlarımız uzun bir geçmişe dayanmazken kendisini Coachella‘da boy gösterirken bulduk ve 55. Grammy Ödülleri‘nde 6 dalda aday olarak karşımıza çıktı. Jay-Z ve Kanye West‘in gözünden kaçmayan 87’li r&b; delikanlısı, hal böyle olunca ikilinin iş birliği olan Watch the Throne albümündeki iki şarkıya da hayat verdi. Çoğu mecranın yıldızlarını, pekiyilerini hatta yıldızlı pekiyilerini toplayan Frank Ocean için bizde yılın en iyi albümünü yarattığını tereddütsüz söyleyebiliriz.

Neyi Değiştirdi?: ”R&B;, hip – hop ve benzeri janr’lar benim tarzım değil.” diyenleri ters köşeye yatırdı. Bu türlerin farklı yönlerini kendi yorumuyla Channel Orange‘da bir araya getiren Frank Ocean, hayran kitlesini gün geçtikçe artırdığı gibi bir çok insanı da tarzına kolayca alıştırdı. Dobralığıyla da ”Sen neymişsin!” ünlem cümlelerini düşünmeden dile getirdiğimiz müzisyenin, akıbetinden endişe duyduğumuz rap dünyasına 2012 yılıyla taze kan olması ve baştan sona ezbere bildiğimiz albümü bilinenleri değiştirir nitelikte oluyor.

2013’te ne alemde?: Dedikodusunu yapacak değilim ancak özel hayatı üzerine tumblr üzerinden yayınladığı bir mektupta ilk aşkının erkek olduğunu açıklaması (Bad Religion) ve şimdilerde adının Willy Carter ile anılması 2013’te de bu minvalde haberlerin devam edeceği yönüne yeşil ışık çakıyor. Ayrıca Grammy ödüllerinde ismiyle karşılaşmak şaşırtıcı olmayacak. Şaşırtıcı olmayan bir diğer konu ise 2013 dünya turu listesinde henüz İstanbul bulunmuyor.

2012: Girls

Aranan kan bulundu


Neden Değerli?: Lena Dunham‘ın “Sex and the City’nin değinmediği dönem” olarak gördüğü Girls orijinalliğini sıradanlığına borçlu. Ne istediğini anlamayan, anlasa da nasıl elde edeceğini bilemeyen genç kadın endişesi ile gerçek bir dert ortağı oldu. Estetik olma kaygısı taşımaması ise onu ne kadar kabullenebileceğinizi ölçen bir testti.

Neyi Değiştirdi?: “Kız dizisi”nin tanımını. Artık uzun bacaklı, gerçek olamayacak kadar güzel kızların en az kendileri kadar güzel olan sevgilileri ile olan fırtınalı ilişkilerini değil; akıllı olmasına rağmen kendi hayatlarını sabote eden kızları izliyoruz. Problem artık hakkınızda yapılan “dedikodular” değil; evinizin kirasını ödeyemeyecek kadar parasız kalmanız. Espri anlayışı, bilhassa süslenmemiş karakterleri ve kasamayan doğallığıyla şu zamanlarda zor bulunur bir anlatım sundu.

2013’te Ne Alemde?: 13 Ocak’ta ikinci sezonuyla dönecek olan dizinin kendisine sadık bir izleyici kitlesi bulduğunu söylemek abesle iştigal. Yeni hikayeleri izlerken yine özgüven, kimlik bunalımı ve ilişkiler üçgeninde dolanacağız gibi görünüyor.

2012: Grimes

Farklı olmanın verdiği huzur

Neden Değerli?: Genç yaşına rağmen dağı taşı oynatan icralarıyla radarlarımıza takılan Grimes kızımız 2012 çıkışlı albümü Visions ile adeta ününe ün katar oldu. İllustrator kimliğiyle de fark yaratan Claire Boucher, Genesis video klibinin yönetmenliğiyle de aklımızı başımızdan almakta tereddüt etmedi. Bir çok mecrada yılın albümü seçilmesi ve kendi tasarladığı kıyafetleriyle de konuşulması Boucher‘i bu alemde değerli kılan unsurlardan.

Neyi Değiştirdi?: Grimes Müziği bir zaman dilimine bağlı kalmadığı gibi janrılar arasında da mekik dokumaktan çekinmiyor. Kulağa irite gelebilecek tonları kendi doğasında harmanlayıp pürüzsüz bir şekilde servis ediyor. Ve aslında müziğin alışkanlık olan kalıp biçme sorunsalı Grimes müziğiyle dönemsel olarak tarihe karışıyor. Sergileriyle de dikkatleri üzerine çeken Boucher, vajina şeklinde tasarladığı yüzüklerle alışılagelmişi iki ters bir düz ediyor.

2013’te ne alemde?: Güncellenen konser tarihlerine sürekli baktığımı göz önüne alırsak üzelerek söylemeliyim ki listede yakın tarihte İstanbul konseri bulunmuyor. Lykee Li‘nin geçen sene bütün konserlerinin açılışını Grimes‘e yaptırması bu ölçümde ne kadar yer kazanır yorumlaması zor zira Lykee Li’yi solda sıfır bırakır minvalde 2013‘e doğru yol alıyor.

2012: Gangnam Style

Tüm zamanların en çok izlenen ‘kıyamet alameti’

Neden Değerli?: Justin Bieber‘ı en çok izlenen videonun sahibi olma unvanından mahrum bıraktı. Yayınlandığı ilk andan itibaren çılgınlar gibi izlenen, paylaşım rekorlarına yeni rekorlar ekleyen video klip bir fenomen olacağını daha başlarda çok net bir şekilde göstermişti. Michael Jackson‘ın moonwalku ile birlikte en çok bilinen ve taklit edilen dans figürü PSY‘a ait.

Neyi Değiştirdi?: 4chan ve 9GAG gibi adreslerde bol bol ‘içerik’ olarak kullanılan, sarı saçlı, ince narin duruşlu feminen Korelilerle tanınan K-POP‘un dalga geçilen değil de peşinden sürükleyen olabileceğini gösterdi. Bu klipte boyalı saçları ve lensleriyle Batı’ya özenen Kore yoktu, aksine tüm dünya Gangnam’la oturup kalkıyordu. PSY belki Berklee diplomasını alamadı, fakat kendisine hiçbir akademinin veremeyeceği kadar hazır şöhrete kondu. Akıllara zarar bir kalabalığa verdiği Seul konseri de rekor kırdı demiş miydik?

Kendi coşkusundan ötürü PSY’ı duyamayan seyirci topluluğu

2013’te Ne Alemde?: Havadislerin ışık hızıyla yayıldığı zamanımızda 21 Aralık 2012 Dünya’nın Sonu isimli kıyamet senaryosunda Yecüc ve Mecüc‘ün en son sürümü olarak yer buldu. Doğudan yükseleceğine ve kalabalığın gücüne sahip olacağına inanılan bu kıyamet alametine, tüm zamanların en çok izlenen videosunun yaratıcısı unvanı ile bir hayli oturan PSY, 2013 yılına sağ salim çıkarsak bizi ne ile karşılayacak çok merak ediyoruz. Kendisi şimdiden Gangnam gibi bir hite sahip olamayacağını kabullenmiş durumda. Bir yandan da yıllardır müzikle uğraştığını ve sadece Gangnam Style ile tanınmak istemediğini anlatmaya çalışıyor. ‘Ben o klipteki adamım’ derken yüzünün aldığı ifade, PSY‘ın 2013’te belki de kendi isteği ile ortalarda dolaşmayacağının habercisi.