Oradaydık: Rock’n Coke 2011

Haftasonu Rock’n Coke’taydık!

 

Senelerden 2011, günlerden 16-17 Temmuz, yer Hezarfen Havaalanı. Hava sıcak ve kuru, etraf samanlık ve toz içinde ama hiç önemli değil çünkü Rock’n Coke var! 

İki senelik aranın ardından kavuştuğumuz Rock’n Coke, Hezarfen’de dört sahnede birbirinden iyi gruplar, etkinliklerle dolu çeşitli çadırlar, yemekler, eğlenceler, kamp alanı ile 45 bin festivalcinin gönlünü şenlendirdi.
Avaz Avaz ahalisi olarak biz de oradaydık tabii. Gittik, gördük, eğlendik, beğendik, ve fotoğraflarla ve videolarla geri geldik. 
Konserler üzerine konuşmadan önce biraz organizasyondan bahsedelim. Cuma akşamı kamp alanına gittiğimizde pek sevinçli, pek temiz ve pek sorunsuz bir akşam geçirdik. Dahası 90’lar ruhunun hakim olduğu bir partinin içinde bulduk kendimizi. Yemek çadırları da epey genişletilmiş, çok çeşit vardı, her şey çok hızlıydı. Yemek konusunda sorun yaşayana rastlamadım. Asıl bomba da suyun 75 kuruş olmasıydı. Tuvaletlerden bahsetmek istemiyoruz, zira festivale giden herkesin hafızasından silmek istediğini biliyoruz. Onun dışında festival alanının her yerinde sponsorların standları ve bu standlarda farklı farklı oyunlar vardı. Bir de dört sahne olduğunu da hesaba katacak olursak festival alanında sıkılmak pek mümkün değildi diyebiliriz rahatlıkla, tabii sıcaktan bayılmadığınız sürece… İnanın, böyle bir sıcak ile çok az karşılaşmışsınızdır. Her sabah kamp alanı sabahın 8’inde, güneşi görmeye başladığı anda çığlık atarak uyandı ve o saatten sonra festival alanın her noktasında erimeye başladı, o derece fenaydı.
Bu kadar yeter, haydi sahnelerde neler olmuş, onlara bakalım.  
Ana Sahne
Önce ana sahnenin Türk gruplarından bahsedelim. Yerli gruplar açısından ilk gün ikinci güne göre daha iyi görünüyordu: Çilekeş, Kurban ve Duman‘a karşılık Gripin ve Athena. Bu gruplardan Çilekeş ve Gripin en az ilgiyi gören gruplar oldu. Çilekeş zaten ilk albümlerinde yakaladıklarını bir daha yakalayamamıştı, o yüzden bir kopuklu oldu diye tahmin ediyoruz. Gripin içinse şunu söyleyebiliriz: Rock’n Coke’a giden kalabalık için ‘fazla pop’ kaldılar. Ama yine de yayılılarla çıktıkları sahnede epey başarılı olduklarını vurgulamak lazım. 
Kurban her zamankinden daha enerjik göründü bize. Nedeni muhtemelen Deniz Yılmaz’ın gitar çalmıyor ve sahneyi dört dönüyor oluşuydu. Gelelim asıl iki iyi performansa: Duman kadrosu karşımıza epeyce yaşlanmış ama daha az gözaltı torbasıyla ve yılların getirdiği tecrübeyle çıktı ve harika bir performans sergiledi. Seyirciler de zaten istisnasız bütün şarkılara eşlik etti. 
Athena, her zamanki gibi, kendilerinden bekleneni yaptı ve en eğlenceli performansı gerçekleştirdi. Yalnız sahnede ara ara fazla sessizleşiyorlar gibiydi ama olsun, onu da sıcaktan bayılmakta olmalarına verelim. Güneş de tam o saatte ana sahneyi kavuruyordu ve zaten sürekli “Hortum nerede, hortumu versenize bize!” diye isyanlardaydı grup üyeleri de. 

Yabancı gruplara The Kooks ile başlayalım. The Kooks sever topluluk olarak o kadar erken saatte çıkmalarından dolayı biraz rahatsızdık başta ama sahnede
 her türlü bu şahane performansa tanık olmak bile yetti. Sahnede, saf İngiliz Indie rahatlığını, beyfendiliği ve cool’luğu vardı ve biz de ayıla bayıla izledik.
Skunk Anansie pazar sürprizi misali en aktif grubuydu ana sahnenin. Skin enerjisi ve samimiyeti ile konser boyunca seyirciyle nasıl iletişim kurulmalı konusunda adeta canlı bir ders verdi. Skin’in yaptığı işten zevk aldığını belli eden gözlerindeki ışık seyircilerden de karşılığını buldu. Sahnede basmadık yer bırakmayan Skin, sahnenin ötesine geçip seyircilerin arasına dalmayı da ihmal etmedi.
 
Motörhead‘den bahselim biraz da. Bizce bu yılın en uygun olmayan headliner’ıydı Motörhead. Muhtemelen bu yüzden olacak bizce epey tatsızdı performansları. Gerçi etrafımızda hayali gitar ve davullarıyla eğlenen çok sayıda insan vardı. Onlara bakarak başarılı bir iş çıkardıklarını söyleyebiliriz. 
Gelelim Limp Bizkit‘e… Ne demeli ki? Limp Bizkit‘in ortamı tam bir parti havasına sokmasıyla eller havada dans edenlerin, pogo yapanları, kafa sallayanarın birbirine karıştığı bir alana şahit olduk. Arada “yanlışlıkla” başka ünlü şarkılardan kupleler çalmaları, kendi şarkıları, Fred Durst‘ün güzel kızları omzunuza alın deyişleri… Çok eğlendik ama çok! 
 
Britpop’un ön sıralarda bayrak taşıyan ekibine yani sıra Travis‘e gelince bir grup Avaz Avaz üyesi Mogwai’ya koşarken bir kısmımız da ana sahnede kaldı. Travis konser boyunca en bilinen şarkılarını söyledi ve tam anlamıyla festival izleyicisinin neşesine neşe kattı. Why Does It Always Rain On Me‘ye hep bir ağızdan eşlik eden çılgın kalabalığı da es geçmemek gerekiyor.
 
 
Ana sahneye yakışan kapanış Moby ile gerçekleşti. Aslında Moby’nin son saatlere kalmış olması kamp yapmış festival boyunca epey azıtmış olan bizleri öncelikle mutsuz etse de Why Does My Heart Feel So Bad?, Extreme Ways ve Lift Me Up gibi Moby klasiklerini kulaklarımız işitince holayıp zıplamaya kaldığımız yerden devam ettik. Moby yeni albümden şarkılar çalmak yerine eskileri tercih etti. Bu da festival kalabalığının bütün şarkılara eşlik etmesini epey kolaylaştırdı tabii.
 
Alternatif Sahneler
Rock’n Coke 2011’in en güzel tarafı üç alternatif sahnesiydi demek geliyor içimizden: Vodafone Freezone Sahnesi, Coca Cola Zero Sahnesi ve Şehir Sahnesi o kadar güzel dağıtılmıştı ki festival alanına, hiçbir sahnenin sesi diğerlerine karışmıyordu.
Bizce alternatif sahnelerin en iyi performans sergileyenleri She Past Away, Kül, Electrelane, Tunng, FM Belfast, Beach House, Black Lips, Mogwai idi.
 
Kül, kendileriyle ilk defa tanışanların bile takdirini kazanacak kadar iyi bir performans sergiledi. Seslerini duyurabiliyor olmanın verdiği coşkuyla olabildiğince yüksek bağırdıklar. 
 
Electralane sahnede kelimenin tam anlamıyla çılgın attı. Grubun performansı bittiğinde “Saçma derecede iyiydiler!” cümlesine sağda solda şahit olsak da kaçırılmaması gerekilen bu gruba gereken ilginin gösterilmediğini izleyici sayısından anlamak da zor olmadı. Zira Electrelane‘in performansına bir daha şahit olmak kısmet olur mu, bunu şu an bilemiyoruz ama şiddetle istiyoruz. 
 
 
Tunng‘a tek kelimeyle bayıldık! Albüm kayıtlarında yavaş tempoda müzik yapıyor gibi görünen grup, sahnede o kadar eğlenceli bir şekilde sundular ki şarkılarını, yerimizde duramadık. Bunda Mike Lindsay‘in aşırı derecede tatlı olmasının da payı yok değil. 
 
Beach House‘a gelince derin bir ah çekiyoruz. Teen Dream‘den bol bol şarkı çalan ekip sahnede uzun kalmasa da kaldığı dakikalarda hitap ettiği kalabalığı öylesine mest etti ki yakın gelecekte tekrar kendilerini bu topraklarda görebiliriz. Indoor bir grup olmasına karşın Beach House’un açık havada bu kadar güzel bir performans sergilemiş olması da kendilerine bayılmamızdaki bir başka husus.
 
FM Belfast, İzlanda’nın bağrından kopup gelen idiotlar tripleriyle dinleyicilerle harika bir şekilde iletişime geçtiler ve Vodafone Freezone sahnesindekileri hop oturtup hop kaldırtarak eğlendirmeyi başardılar. Müzikal açıdan alakaları yok belki ama Rock’n Coke 2011’in en deli performanslarının bir diğerinin sahibi de kuşkusuz Black Lips‘ti. En çok grubun bütün elemanlarının vokal yapıyor olmasına şaşırdık. Onun dışında beklediğimiz gibi sahnede epey azdılar ve dinleyenleri de azdırdılar.
Rock’n Coke 2011’de en büyük aksaklık Mogwai konserinde yaşandı. Black Lips ortalığı yıkmış olabilir diye düşünüyoruz, çünkü Mogwai teknik aksaklıklar nedeniyle 35 dakika geç çıktılar. Travis ve Moby ile çakışıyor olmaları da en büyük sorundu derken bir de bu hiç hoş olmadı aslında. Ama bu durum en çok Beach House konserinden koşarak gelenlere yaradı. Daha çok son albümlerinden çalan grupla kendimizden geçtik. Batcat ile kapanış yaptıklarında Mogwai’yı neden bu kadar sevdiğimizi bir kez daha anladık.
 
 
Rock’n Coke bu sene beklenenin de ötesinde çok başarılıydı. Devamını diliyor, darısı diğer festivallerin başına da gelsin istiyoruz. 

 

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *