2010: Glee

 “Loser is the new winner”


Ryan Murphy‘nin Nip/Tuck ile yıllarca, en basit ifadeyle ahlak-etik çerçevesinde yıkmadık tabu bırakmayışının ardından bunun gelmesini beklemiyorduk. Öyle ki neredeyse hiç bir konuda sınır tanımayan estetik cerrahlar ve karmaşık ilişkilerinden sonra, bir grup lise öğrencisinin hiç de orjinal olmayan problemlerinin ortasında konumlandırılmış bir hikaye pek çok senarist ve yapımcı için cesaret edilebilecek olanın çok ötesinde gibi görünüyor.

Öte yandan Glee‘nin iTunes satışları ve gündemde kendine yer bulma sıklığının bu riske değmediğini söylemek, 2010 yılında herhangi bir fark yaratmadığını iddia etmek kadar zor.


Neden değerli?: Anlattığınız şey ne olursa olsun doğru yöntemi bulduğunuzda dinleyici bulabileceğinizi bir kez daha gösterdiği için.

Neyi değiştirdi?: Tüm zamanların parodiye en uygun karakterleriyle “kendi yaptığı espiriye gülmeyen” tavrını yakalamayı başardı. Hepsi farklı bir klişeden beslenen karakterlerle bile ironi yaptığını söylemek zorunda kalmadan ironi yapılabileceğini kanıtlamış oldu.

2011’de ne alemde?: Glee’nin artan popüleritesiyle beraber diziye dahil olan ünlü isimlerin genel atmosferi zedelediği şeklinde yorumlar yapılıyor olsa da 2011 yılında pek çok ünlü ismi konuk olarak görmeye devam edeceğiz gibi duruyor.
.

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *