Threesome: Community (II)

Kadim dostum Community

“İnsan olsaydı nasıl biri olurdu?” sorusu hayatıma Cem Berk sayesinde giren ve kendi kendime sormaktan en çok keyif aldığım sorulardan biri. Community hakkında yazmaya karar verdiğim günden beri, bazı şeyleri kafamda daha net toparlamak adına aynı soruyu sorup duruyorum ve verdiğim cevaplar beni bambaşka bir sonuca götürüyor: Community bir insan olsaydı, en yakın arkadaşım olurdu. Nedenlerim var, benzerlerinin başkalarında da mevcut olduğundan eminim.

.

Community, arkadaşım olurdu çünkü benimle konuşuyor. Diğer pek çok dizi gibi hedeflediği insanları, beni değil; hedeflediği insanlara, bana anlatıyor. Büyük bir kalabalağın nerd sandığı (nerd değiliz) görece yeni bir jenerasyonu anlıyor; benim güldüğüm şeylere, benimle birlikte gülüyor.
Community, arkadaşım olurdu çünkü ne istediğimi biliyor. Ben dahil çevremdeki her şey sürekli değişirken; daha yeni, daha hızlı ve daha fazlanın korkutucu cazibesi karşısında kontrolü kaybettiğimi hissettiğim an tutunacak bir şeye ihtiyaç duyduğumu/duyacağımı görüyor. Tam bu sebepten, onca değişken arasında arkadaşlığı her zaman bir “sabit” olarak koyuyor. Sanırım bunun çok “cheesy” olduğunun farkında ama hiçbir zaman yüksek sesle söylemeyecek.
Community, arkadaşım olurdu çünkü asla politik doğrucu olmaya çalışmıyor. Bütün ırkçı ve seksist haliyle, gerçekten komik Pierce anları yaratmaktan ya da Britta’da can bulan yapmacık aktivizmin havalı olmaktan ne kadar uzak olduğunu bağırmaktan çekinmiyor. Ve bunu, katıksız muhalefet için değil, gerçekten anlam veremediği için yapıyor.
Community arkadaşım olurdu çünkü devamlı olarak, yalnızca saçmalıyor olmak için saçmalıyor. Bütün bir bölümü 8-bit çekmek, kampüsü “tarumar” eden yastık savaşları, paintball’un asla yalnızca bir oyun olmadığını gösteren özel bölümler ve parodilerle 5 dakika sonra ne söyleneceğinin hiç belli olmadığı muhabbetleri hatırlatıyor. Saatlerdir takılıyoruz ve henüz sıkılmaya yaklaşmadık bile.
.
.

Community, arkadaşım olurdu çünkü bütün bunları yaparken biriktirdiğim her şeye dokunuyor. İletişiminin en önemli parçalarından birini oluşturan referanslarla, aramızda adeta yıllardır tanışıyormuşuzcasına özel bir dil yaratıyor.

Hepsi bir yana, Community, bütün bunlarla beni yalnızca kendisine değil, izleyicilerinden oluşan “o” topluluğa bağlıyor. Bizim gibi algılıyor, bizim gibi düşünüyor, bizim gibi cevaplıyor ve her geçen gün “biz”i anlatan en güçlü referans olmaya bir adım daha yaklaşıyor.
.

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *