Threesome: Gülse Birsel (II)

“Vücudun bir gideri var ama suratın da bir gidesi var!”   

Gülse Birsel kendiyle dalga geçiyor.

Yeni dizisi Yalan Dünya‘nın çokça yerinde kendisi üzerinden komiklikler yapıyor. Bedenini, hareketlerini dizinin malzemesi haline getiriyor. Bunu daha önceki projelerinde de yapmıştı.

“Kadında ne özgüven var arkadaş, yüzünün çirkin olduğunu bile söylüyor!”
“Bu tür espriler yapabilmek böylesine bir zekanın başarısı olabilir ancak!”

Oysa asıl başarılı olduğu noktayı kaçırıyoruz.

Gülse Birsel’de projeler değişiyor ama formül neredeyse hiç değişmiyor: Orta sınıf bir aile, orta sınıf değerlerle, orta düzeyde hedefleriyle günlerini geçiriyor. Karşısında ise çatışmakta olduğu bir başka grup: Ama çatışma yine orta sınıf kaygılar barındırıyor. Kimse marjinal değişimlerin peşinde değil, kaldı ki karakterlerin hiçbiri birbirinden uzakta da değil. Herkes hep birlikte mutlu mutlu yaşamaya devam ediyor.

Yalan Dünya‘nın da Avrupa Yakası‘nın da temel kaygısı kendini toplum içinde barındırmaya devam ettirmeye çalışan, az çok parası olan, gayet eğitimli, kendini “normal” olarak tanımlayabilecek kesimin kendini dizide izleyebilmesi. O yüzden etnik farklılıklar da “kabul edilebilir” ölçüde, karakterler arası çatışmalar da “katlanılabilir” ölçüde… Dizideki romantik hikaye bile o kadar ortalama ki, Beyaz oynuyor!

İnsan bir komedi yazarından daha ne ister? Olacak O Kadar değil ki bu sonuna kadar mesaj kaygılı olsun. Bununla beraber Gülse Birsel’in yaptığı da bir tür mesaj içeriyor, bunu iyi okumak lazım. Gülse Birsel orta sınıf değerlerle çiziyor hikayelerin çerçevesini ve orta sınıfı anladığı kadar bu kesimin dışında sayılabilecek grubu da gayet iyi tanıyor; nelerden hoşlanıyorlar, nerelerde hassaslaşıyorlar, ne zaman nefret ediyorlar hep biliyor bunları ve buralara bulaşmadan, kalemini kirletmeden, ölçülü hikayeler kurguluyor.

Bizse Gülse Birsel kendiyle ve kendi dünyasındakilerle dalga geçiyor sanıyoruz.

Hayır, Gülse Birsel bizimle dalga geçiyor!

Bu durumun farkında olun. Buna kızmayın, boşuna alınganlık yapmayın, aksine birileri bizi doğru düzgün gözlemleyip, doğru düzgün analiz edip, bizi bize doğru düzgün bir şekilde anlatıyor diye sevinin. Biraz Gülse Birsel’i örnek alın, kendinizle dalga geçin.

.

Leave a Comment

Your email address will not be published. Required fields are marked *