Cemre Coşkun

PRÖMİYER: THE SHANGHAI RESTORATION PROJECT – SOFT DIAMOND

The Shanghai Restoration Project, Brooklynli iki müzisyen Dave Liang ve Sun Yunfan’ın 1930’ların Şangay caz sahnesinden esinlenerek başlattığı bir elektronik müzik duo’su. İkili önümüzdeki ay yayınlayacağı yeni albüm Flashbacks in a Crystal Ball öncesi son single’ını ilk kez burada paylaşıyor. Birçok insanın hayatı boyunca bir noktada tecrübe ettiği aydınlanma anlarına odaklanmayı hedefleyen albümün bu parçasında bir çocuğun ilk kez aile problemleriye baş etmek zorunda kalışı işleniyor. Retro futuristik tınılarla dolu parçayı dinlemek için şöyle buyurun:

 

PRÖMİYER: KASPER BJØRKE – WATER (FEAT. TOBY ERNEST)

Bir önceki albümü “The Fifty Eleven Project” Guardian tarafından senenin en iyi 5 ambient albümünden biri seçilen Kasper Bjørke bu sene yeni bir EP ile geri dönüyor: Nothing Gold Can Stay (Part A). 25 Ekim’de tamamını dinleyebileceğimiz EP’den ilk single’ı Water ise bugün ilk kez burada. Keyifli dinlemeler!

Fotoğraf sanatçısı Dennis Morton tarafından çekilen ve “kalıplaşmış maskülinite”ye meydan okumayı amaçlayan klipte ünlü Danimarkalı model Morten Palm oynuyor.

25 Ekim’de yayınlanacak albüme buradan ulaşabilirsiniz.

RÖPORTAJ: TRENTEMØLLER

Yeni albüm öncesi Trentemøller ile konuştuk ve ortaya baba olmaktan, kliplerini nasıl kendisi çekmeye başladığından, remixlerden, son zamanlarda dinlediği gruplardan ve daha bir sürü şeyden bahsettiği dopdolu bir röportaj çıktı. Yarın yayınlanacak olan yeni albüm “Obverse”e hazırlanmak için şöyle buyurun:

Merhaba! Nasılsın?

Oldukça iyiyim, teşekkürler!

Albümün yayınlanmasına çok az bir süre kaldı, günlerini nasıl geçiriyorsun? Hala üzerinde çalışılacak bir şeyler var mı?

Son birkaç aydır doğru düzgün uyuyamadım ama albümle hiçbir ilgisi yok, tam bir ay önce baba oldum. O yüzden sürekli ailemle birlikteyim, normal albüm öncesi dönemlerinden farklı geçiyor bu kez. Uykusuzluğa rağmen, harika bir deneyim!

Albümün yapım süreci nasıldı? Çıkan sonuçtan memnun musun, dinleyicilerini neler bekliyor?

Her zaman çıkan sonuçtan memnun olduğumu söyleyebilirim, çünkü sonuçta o benim en yeni bebeğim gibi oluyor. Bu albüm biraz diğerlerinden farklı. Öncelikle tabii yazma sürecinin tam ortasında baba olacağımı öğrenmemin de etkisi var ama bunun yanında ilk yıllarında oğlumun ve kız arkadaşımın yanında olmak istiyorum bu yüzden bu albümü canlı çalmamaya karar verdim ve bu benim için çok özgürleştirici oldu. Canlı performansa uygun olmayacak kadar deneysel bir albüm oldu, mesela bir sürü farklı synthlerle birlikte 17 farklı gitar loop’u içeren parça var. Ayrıca şarkılar da yine konserde çalınmayacak kadar uzun. Bu durum müziğimle çalışma şeklimi tamamen değiştirdi ve bence bu albümde bütün yaratıcılığımı sergileyebilidim. Bunun yanında yakın zamanda stüdyomu yeniledim ve bu albümde yeni aletlerimi keşfetme fırsatım da oldu.

Bu kez yeni singlelarının videolarını kendin çektin, bu fikir nasıl ortaya çıktı?

Aslında bu fikir yine albümü yazarken çıktı. Sadece geçen ay yayınlanan single Try A Little’ın videosunu ben çekmedim, albümden klibini kendim çekmediğim tek şarkı bu. Çünkü bu şarkı albümdeki diğer şarkıların arasında biraz kendini belli ediyor, bu yüzden görsellerinin de farklı olmasını istedim. Ama diğer videoları kendim çektim. Müziğime sade, siyah-beyaz görüntülerin eşlik etmesini istedim ve bunları kendim çekmeye karar verdim, çünkü bence müzik videoları müziğin kendisinin önüne geçmemeli. Iphoneuma görüntüyü daha smooth yapmasını sağlayan ek bir araç aldım ve bütün klipleri böyle çektim. Doğayı çok seviyorum, o yüzden kız arkadaşımla İsveç’e gitmiştik ve doğanın içinde küçük bir kulübede kalmıştık, o sırada bizi çevreleyen ormanda çektim bu görüntüleri.

Bugüne kadar birçok müzisyenin çalışmalarını remixledin, bu süreç nasıl ilerliyor? Müzisyenler mi sana bir teklifle geliyor ve o şekilde mi ilerliyor?

Artık remix pek yapmıyorum, remix yaparak geçireceğim zamanı kendi müziğim üzerinde çalışarak geçirmek daha verimli oluyor. Ama tabii hala bir müzisyen isterse değerlendiriyorum. Aslında hiç bu süreci benim başlattığım olmadı, her zaman müzisyenler bana bu teklifle gelir. Benim için müzisyenin kim olduğu, ne kadar ünlü olduğu da çok fark etmiyor, eğer müzikleriyle bir bağlantı kurabildiysem. Gençliğimde dinlediğim çok ünlü şarkıları remixlemek de eğlenceliydi ama genelde daha bilinmeyen, underground şeyleri remixlemekten daha çok zevk alıyorum.

Daha önce film ve diziler için beste yapmıştın. Bir soundtrack yapmakla albüm yapma süreci senin için ne kadar farklı?

Başkası için çok da fazla müzik yapmadım. Çünkü biriyle çalışmak biraz zor ve kısıtlayıcı. Mutlu etmen gereken çok insan oluyor. Bence sonunda güzel bir deneyim oluyor ama karşılıklı bir sürü taviz vermek gerekiyor. Tabii kendi şarkılarım dizilerde, filmlerde sıkça kullanılıyor ve bu güzel bir şey, hem müziğimi belki daha farklı kitleler duymuş oluyor hem de ekstra bir şey yapmadan para kazanmak gayet iyi.

Son zamanlarda neler dinliyorsun?

Çok fazla şey dinliyorum yeni, eski ve farklı coğrafyalardan. Son zamanlarda çok dinlediğim gruplardan biri Drahla, Capture Tracks isimli bir kayıt şirketinden. Çok hoş vokalleri ve eski zamanlardan havalı bir rock grubu gibi bir hissiyatı var ama yine de “fresh” sesler duyabiliyorsunuz. Dinlediğim bir başka grup ise Exploded View. Daha çok experimental şeyler dinliyorum yani şu aralar, %100 elektronik müzik dinlediğimi söyleyemem.

İstanbul’a daha önce gelmiştin, deneyimin nasıldı?

Sanırım son gelişimde DJ’lik yapıyordum, artık o şekilde turlamıyorum. Daha önce bir kere de bir festivalde çalmıştık sanırım. İstanbul gerçekten çok sevdiğim bir şehir, doğu ve batının birleşimini tam olarak görebildiğim bir yer. Türk müziğini de çok seviyorum, özellikler 80’lerden psychedelic-rock gruplarını.

Eklemek istediğin bir şey var mı?

Bu kez turneye çıkmıyorum ama bir sonraki albümümü çok daha kısa sürede çıkarıp telafi edecek yoğunlukta bir turneye çıkacağım, İstanbul da rotamda olacak kesinlikle!

RÖPORTAJ: BALTHAZAR

Takipçilerimiz nasıl Balthazar hayranı olduğumuzu bilir. Hem grubu, hem üyelerinin solo projelerini pek çok kez canlı dinlemiş, önceki albümlere incelemeler yazmış ve son 7 aydır da Fever albümünü dinlemeyi bırakamamıştık. Grubun 27 Eylül’deki Zorlu PSM konserini fırsat bilip öncesinde Maarten Devoldere ile konuşma fırsatı bulduk. En yeni albümleri Fever, Maarten ve Jinte’nin solo projeleri ve gelecek planları hakkında sorularımızı sorduk ve dopdolu cevaplar aldık. Buyurun:

Merhaba! Nasılsınız?

Çok teşekkürler, yoğun bir şekilde Fever turnesine devam ediyoruz.

Fever albümünü yayınlamanızın üzerinden 7 ay gibi bir süre geçti. Bu süreçte takipçilerinizin geri dönüşleri nasıl oldu, beklediğiniz gibi miydi?

Dinleyicilerin tepkisini kestirmek hiçbir zaman kolay olmuyor, o yüzden pek bir şey beklememeye çalışmıştık. Albümün beğenilip beğenilmeyeceği konusu her zaman çok büyük bir muamma, öğrenmenin tek yolu albümü yayınlamak. Neyse ki, albüm çıkar çıkmaz bu kadar güzel karşılanması bizi çok mutlu etti.

Bütün albümleriniz birbirinden çok farklı, hem müzikal anlamda hem de dinleyiciye yaşattığı hissiyat anlamında. Bu yüzden merak ediyorum, sizin için yeni bir albüm yapma süreci nasıl ilerliyor?

Son albüm ve bir önceki arasında epeyce uzun bir süre geçti. Son albümün farklı olması bununla bağlantılı diye düşünüyorum. Ama bunun bir tarifi yok tabii ki, sadece zamanla yaşlanıyor ve yeni müzikler, yeni ilhamlar keşfettikçe zevklerimizin değişiyor oluşuyla ilgili bir durum. Yani bu bilinçli olarak yaptığımız bir şey değil, her albüm o anda hayatta bulunduğumuz noktanın bir ürünü diyebilirim.

Çok başarılı solo projeleriniz de var. Bu Balthazar’ın müziğini nasıl etkiliyor?

Solo çalışmalarımız birçok şekilde Balthazar’a katkı sağlıyor ama bence en önemlisi egomuzu tatmin etmemizi sağlıyor ve böyle şeylerin grubun iyiliğinin önüne geçmesini engelliyor. Bir başka etkisi de şöyle ki, solo çalıştığımız zaman yalnız olduğumuz için yeni çalışma yöntemleri bulmamız gerekiyor, bir sürü yeni şey öğreniyoruz ve tabii ki bütün bunları gruba da taşımış oluyoruz sonrasında. Bence son albümümüzde J. Bernardt ve Warhaus etkilerini hissetmek de fazlasıyla mümkün.

Balthazar için Jinte ile bir şarkı yazmak ile tek başınıza şarkı yazmanın ne gibi farkları, artıları, eksileri var?

Yalnız şarkı yazmak bence daha özel ve bireysel bir süreç, bu süreçte kendi içinde çok daha derinlere inmek gerekiyor. Ama grup olarak yazınca aranızdaki bağlantıyı güçlendirmeye çalışıyor ve bu bağlantıya yönelik yazıyor oluyorsun. Bu albümde de daha dışa dönük olmaya çalıştık. Diğer albümlere kıyasla daha mutlu, sanki bir kutlama gibi bir havası var. Birbiriyle iyi anlaşan bir grup insanı bir odaya toplarsın ve bir enerji oluşur ya, bu albümün çıkış noktası bu enerji.

Grubun iki lead vokalinin olması durumu nasıl işliyor, birlikte yazdığınız bir şarkının ana vokallerini kimin yapacağına nasıl karar veriyorsunuz?

Genelde kim o şarkıya dair ilk fikri bulduysa o ana vokalleri yapıyor oluyor. Şarkı sözlerini %100 birlikte yazmıyoruz, birbirimize yardımcı oluyoruz ama genelde her şarkının bir tane ana yazarı oluyor. Çünkü çoğu zaman birbirimizden farklı süreçlerden geçiyor oluyoruz. Mesela, Jinte bir ayrılık şarkısı yazıyorsa ve ben de o sırada yeni biriyle tanışmışsam, gerçekten o hissiyatta bir şey yazmam mümkün değil. Yani çoğu zaman şarkının büyük çoğunluğunu yazan kişi, şarkıyı söyleyen kişi oluyor diyebilirim.

Jasper Maekelberg’i de birkaç şarkınızda co-producer olarak görüyoruz, turnenizin bir kısmında da Faces on TV size eşlik etmişti. Bu iş birliği nasıl başladı?

Jasper’ı çok uzun süredir tanıyoruz ve yakın bir arkadaşımız. Daha önce de benimle Warhaus’un albümü için çalışmıştı. Yeni sesler üretmek konusunda ve tekniksel anlamda bizden çok daha iyi ve inanılmaz yetenekli biri. Bununla birlikte albümün yapımcısı olacak kişinin yakınımız ve güvendiğimiz biri olmasını istedik. Bizi tam olarak anlayacağını düşündüğümüz biriyle çalışırsak daha çok kontrolümüz olur ve tam olarak istediğimiz sound’u daha verimli bir şekilde yakalayabiliriz diye düşündük. Jasper da bunun için mükemmel isimdi. Beatles’ın George Martin’i, Radiohead’in Nigel Goldrich’i gibi bizim de Jasper’ımız var.

Geçtiğimiz sene boyunca turne dolayısıyla fazlasıyla yoğundunuz. Bu süreçte yeni bir şeyler üzerinde çalışma fırsatı bulabildiniz mi? Önümüzdeki sene içinde Balthazar’dan ya da solo projelerinizden yeni bir şeyler duyacak mıyız?

Evet tabii, şu an yeni albüm üzerinde çalışıyoruz, yazmaya başladık bile.

İstanbul’a daha önce birkaç kez gelmiştiniz. Önceki deneyimleriniz nasıldı?

Ben Warhaus olarak iki konser vermiştim ve Balthazar ile de iki kez geldik sanırım. Çok sevdik, harika bir şehir. Çok büyük ve enerji dolu. Belçika müzik sahnesinin İstanbul’da bu kadar popüler olması da çok ilgi çekici bir durum; Tamino, Oscar and the Wolf hep çok yakın arkadaşlarımız mesela. İstanbul ve Belçika arasında böyle bir bağlantı olması çok hoş.

Konser için nasıl hazırlanalım, dinleyicileriniz için tavsiyeleriniz var mı?

Son albümümüzü henüz dinlemediyseniz mutlaka dinleyin ya da hafızanızı tazeleyin. Şu ana kadarki en iyi albümümüz ve konserde Fever’dan bir sürü şarkı çalacağız. Eski albümlerden de çalacağız tabii ki ama Fever ağırlıklı olacak. Konserde görüşmek üzere!

Teşekkürler!

PRÖMİYER: BLAUE BLUME – LOVABLE

Danimarka alternatif art pop sahnesinin gelecek vadeden grubu Blaue Blume yeni şarkısı Lovable‘ı ilk kez burada görücüye sunuyor. Genç grubun bir sonraki albümü hakkında ipucu veren şarkı vokallerin sahibi Jonas Schmidt‘in sözleriyle “olaylara dışarıdan bakmak ve ne kadar yanlış anlaşıldığını görebilmek” teması üzerine yazılmış. Video ise Danimarkalı sanatçı MayaSB tarafından hazırlanmış. İskandinav havasını ilk saniyesinden hissettiren melodiler ve melankolik ama heyecanlı vokallerle uyum yakaladığı şarkıyı ve klibini hemen buradan dinleyebilirsiniz:

Yeni singleları kaçırmamak için grubu farklı mecralardan takip etmek isteyenleri şöyle alalım.

ORADAYIZ: PRIMAVERA SOUND 2019

Önümüzdeki birkaç gün boyunca Instagram hesabımızda, her sene line up’ını merakla beklediğimiz Avrupa’nın en büyük festivallerinden Primavera Sound’dan paylaşım yapıyor olacağız. Performans zamanları çakışan sanatçılardan karar veremediklerimiz için Instagram’dan anket yapıyoruz, storylerimizde görmek istediğiniz isme oy vermeyi unutmayın!

Anketlerimiz sonuçlandığında izleyeceğimiz tam programı açıklayacağız, takipte kalın!

PRÖMİYER: BRUNETTO FEAT. BEAROID – HUMANITY

İspanya electronica sahnesinin yükselen isimlerinden, müzik yazarı ve DJ Brunetto, 2018’in mart ayında Bearoid ile birlikte yayınladığı Humanity single’ının videosunu ilk kez burada paylaşıyor.

Sinematik tınılara ve futuristik bir sounda doyacağınız gibi, parçada sanatçının imzası olan derin ve atmosferik sesler duyacağınız katmanlar eşlik ediyor. Şarkı için çekilen klipte umut vaat eden dansçı Luis Munoz’u izlerken Navarra’daki Bardenas Reales Doğa Parkı’ndan kesitler görme fırsatı buluyoruz.

Bearoid ve Brunetto’nun bir sonraki single, albüm, soundtrack çalışmasını kaçırmak istemeyenler kendilerini aşağıdaki linklerden bulabilir.


https://brunetto.bandcamp.com/
https://www.facebook.com/Brunettomusic/
https://www.facebook.com/iambearoid/

HOME

#TBT: ATOMS FOR PEACE

Thom Yorke dünkü konseri esnasında Flea, Nigel Godrich ve Joey Waronker’ı sahneye davet ederek, 2009 yılında başlattığı süper grup Atoms For Peace’i bir araya getirdi. Performansa hemen buradan ulaşabilirsiniz:

Biz de bu vesileyle Atoms For Peace’in 2013’te yayınlanan ilk ve tek albümü AMOK’ı anmak istedik. Albümün 44 dakikalık romantik ama karanlık dünyasını bir kez daha keşfederken acaba bu sürpriz “reunion” yeni bir projenin habercisi mi diye düşünmeden de edemiyoruz.

RÖPORTAJ: TSAR B

Kendisiyle henüz tanışmamış olanlar için, Tsar B, gerçek ismiyle Justine Bourgeus, 24 yaşında Belçikalı bir müzisyen. Küçük yaşlardan beri aldığı müzik eğitiminin verdiği hakimiyetin yanı sıra, artistik bakış açısının kattığı sofistikelikle, yazdığı ve produce ettiği müzikler benzersiz bir harman niteliğinde. Daha kariyerinin bu kadar başındayken Banks ve FKA Twigs gibi isimlerle karşılaştırılan sanatçının belki de çok daha fazlası olmak için potansiyeli var; hatta biraz daha ileriye gidip Björk‘ün tahtına aday olduğunu iddia eden yayınlara rastlamanız da mümkün.
İlk single’ı Escalate‘den beri radarımızda olan yetenekli müzisyen Ekim ayında yayınlanan albümü The Games I Played‘in turnesi kapsamında İstanbul’da. Karanlık tınıları, tehditkar keman atakları ve dinlediğiniz an kulağınıza yapışacak beatleriyle Tsar B, Cuma akşamı Salon‘da olacak, konser öncesi hazırlık yapmak isteyenleri hemen şöyle alalım:

Nasılsın? Turne nasıl gidiyor?

Çok iyiyim! Buraya etrafı görmek, şehri biraz tanımak için birkaç gün önce gelmek istedim. Şu an çok daha heyecanlıyım Cuma günkü performansımız için.


Çıkış albümünün yayınlanmasının üzerinden çok da uzun bir süre geçmiş sayılmaz ama şu ana kadar aldığın geri dönüşler nasıldı? Sence amaçladığına ya da beklediğine ulaşabildin mi?

Çok hoşuma giden bir sürü inceleme yazıldı albüm hakkında ve harika şeyler duyuyorum her gün. Albümü dinleyip kendilerine nasıl hissettirdiğine dair mesajlar atan takipçilerime ve destek olan herkese minnettarım. Bir yandan da müziğimin hala underground ve daha “niş” tarafta olduğunu düşünüyorum,  “niş” sanatçı olmayı istiyorum da zaten. Sık sık yeni dinlemeye başlayan insanlardan çok güzel mesajlar alıyorum, hala yavaş yavaş keşfediliyor bence ve insanların müziğimin gerçekten yüksek kalitede olduğunu düşünüyor olması çok mutlu ediyor beni.

Hazır artistik yönünden bahsetmeye başlamışken, görsellik de senin için çok ön planda. Müziğin ve kullandığın görsel materyaller arasındaki ilişki hakkında ne söyleyebilirsin, müziğini şekillendiren temel şeylerden biri görsellik diyebilir miyiz?

Bence bir şeyin görünüşü ve çıkardığı ses birbirine çok sıkı bir şekilde bağlı. Mesela ben müzik yaparken hep onu görsel bir bağlam içinde hayal ederim. Yani evet bence kesinlikle müziğim ve beraberindeki görsel ögeler birbiriyle çok kuvvetli bir şekilde bağlı. Bununla birlikte kesinlikle şarkılarım için çok daha fazla klip çekmek istiyorum, şu sıralar bu konudaki planlamaları yapıyorum. Benim için bu çok önemli, bence müziğim oldukça renkli ve her şarkının insanları bu yönde hayal kurmaya iten, kendine ait bir tonu var. Bu yüzden dinleyicilerime müziği tamamlayacak olan görselleri de sağlamalıyım.

Diğer projelerinde ya da sonraki albümünde aynı doğrultuda mı gideceksin yoksa bu sadece belli bir çerçeveye sahip bir proje miydi? İleride seni bambaşka bir şey yaparken görme ihtimalimiz var mı?

Bir sanatçı olarak kendimi sık sık yenilemek istiyorum. Bir sonraki albümüm de bir parça farklı olacak. Tabii ki o “Tsar B vibe”ının hissedileceği şeyler olacak produce eden ve şarkıları söyleyen kişi ben olduğum için, ama her yeni projede mutlaka yeni bir şey bulabiliyor olacak dinleyicilerim. Dediğim gibi hep yeni hisler yeni duygular uyandırmak istediğim için bu “vibe”ı koruyarak biraz doğrultu değiştireceğim. Gidip de metal yapacak halim yok ama tabii ki. (Gülüyor)


Björk, Banks, FKA Twigs gibi isimlere benzetildiğini duyuyorum, bu yorumlara katılıyor musun? Sana asıl ilham veren isimler kimler?

Benzetenleri anlayabiliyorum çünkü ben de bu isimler gibi organik seslerin ve modern elektronik beatlerin karışımı olarak tanımlayabileceğim bir sound üreten bir kadın producer’ım. Björk gerçekten benim için bir idol ve gerçekten bir sürü insana müzik yapmak için ilham olan biri. Benim için de bir ilham kaynağı olduğunu söyleyebilirim. Bunun dışında ilham aldığım şeyler kesinlikle benim yaptığım müziğe hiç benzemiyor. Mesela çok küçük yaşlardan beri klasik müzik dinliyorum, daha yerel ve kültürel müzikler bulup dinlemeyi çok seviyorum, 15 yaşından beri Jeff Buckley’den çok etkileniyorum, aynı şekilde Jeff Buckley’nin etkilendiği bir isim olan Nusrat Fateh Ali Kahn da benim için önemli bir ilham kaynağı.


Albümünde Sylvie Kreusch’la iş birliği yaptığınız bir şarkı var, bu birliktelik nasıl ortaya çıktı, nasıl beraber bir şarkı yapmaya karar verdiniz?

Sylvie ile çok yakın arkadaşız. Bir gün takılıyorduk, sanırım birinin doğum günüydü, herkes pankek gibi bir şey yiyordu. O sıralar üzerinde çalıştığım bir şarkı vardı ve beraber üzerinde çalışmaya devam etmeye başladık. Yarım saat gibi bir süre içerisinde neredeyse son halini aldı. Çok tesadüfi ve doğal bir şekilde gelişti her şey. Bir arkadaşla bir şey yapmak gerçekten eğlenceli. Sylvie gerçekten çok yetenekli biri o yüzden onunla yeni bir şey yaratmak hiç zor değil.

Birazcık klişe bir soru biliyorum ama Tsar B isminin hikayesi ne? B kim?

“B” ben oluyorum, ikinci ismimden geliyor: Bourgeus. Tsar bence çok güzel bir kelime çünkü biraz agresif ama aynı zamanda romantik ve bence ben de öyleyim. Rus İmparatoru anlamına gelen güçlü ve sert bir isim ama B de eklenince tekrar biraz yumuşuyor. Çocukken hep farklı kültürlere ait masallara ilgiliydim, sanırım bu isim benim çok eskilerden kalan bu ilgime dayanıyor biraz.


Muhtemelen performanstan performansa değişiyordur ama albümünden şu sıralar canlı olarak icra etmeyi en çok sevdiğin şarkı hangisi?

“Flesh & Bones”u çalmak şu an oldukça keyifli. Singlelardan biri değil ama bence çok yoğun bir parça. Grup üyeleriyle birlikte her performansta bir şeyleri değiştirip yeni şeyler katmaya başladık ve şu an karanlık bir havası olan underground tekno gibi bir tarza dönüştü.

Birkaç gündür İstanbul’da olduğunu söylemiştin zamanın nasıl geçiyor, buraya ilk gelişin mi?

Evet, buraya ilk kez geliyor olmam çok saçma biliyorum ama önceden seyahat etmek benim için oldukça zordu. 18 yaşından itibaren farklı gruplarda çalmaya başladım o yüzden pek esnek bir programım yoktu. Şimdi çok daha kolay ve bence İstanbul’u sık sık ziyaret ediyor olacağım. Gerçekten inanılmaz bir şehir. Sanırım ekonomik ve siyasal olarak en iyi zamanları değil şu sıralar ama korkulacak ya da programını değiştirmeye sebep olacak bir durum olduğunu düşünmüyorum. Etraftan şu sıralar burada festival düzenlemenin ya da bir şeyler yaratmanın biraz zorlaştığını duyuyorum ama üstesinden gelmeye çabalamaktan başka bir seçenek de yok aslında, değil mi?


Buradayken yeni müzikler keşfetme fırsatın oldu mu?

Evet bir sürü plakçı ziyaret etme fırsatım oldu, Kontraplak ismi kalmış aklımda mesela. Birkaç tane Uğur Bayar plağı aldım bir sonraki ilham kaynağımın onlar olacağına inanıyorum.


Konsere hazırlanmak için bize biraz ipucu olarak en sevdiğin konser kitlesini tarif eder misin ?

Konser anında günlük yaşantısını düşünmeyen dinleyicileri seviyorum; her şeyi akışına bırakıp o an, tam orada hep birlikte bir şeyler paylaşıyor olduğumuzu hissetmek hoşuma gidiyor. Dans etmek ya da hareket etmek önemli değil, sadece orada olun ve bu deneyimden keyif alın.

Konserin ayrıntıları için şöyle geçebilir, etkinlik sayfasına buradan ve biletlere de şuradan ulaşabilirsiniz.

PRÖMİYER: BEATLOVE – TRAIN

Sevilla merkezli Electro-pop ikilisi BeatLove, yeni single’ını Türkiye’de ilk kez dinleyicilerin beğenisine sunuyor.

2016 yılında yayınladıkları EP “Save” ile minimalist bir tarz yakalayan ikili BeatLove, bu kez daha daha güçlü ve geniş spektrumda bir sound hedeflediklerini belirttikleri yeni projelerini dinleyicileriyle buluşturmaya hazırlanıyor. Dört şarkıdan oluşacak yeni EP’leri Gorilla‘nın ikinci parçası Train de güçlü basları ve house’a kayan tınılarıyla bu çabalarının başarıyla sonuçlandığını kanıtlar nitelikte. Geçtiğimiz haftalarda, İspanya’nın prestijli müzik ödüllerinden biri olan Villa de Bilbao‘ya layık görülen grubun gelecek işlerini takip etmekte fayda var, hiç zaman kaybetmeden buyurun yeni şarkıları Train ve eşlik eden etkileyici klibiyle buradan başlayın:

BeatLove’ın yeni EP’si Gorilla, 23 Kasım’da bütün müzik platformlarından dinlenebiliyor olacak.

ASTROSOUNDS: 29.10.2018

Astrosounds nedir? Burcunun haftalık seyrinin müzikle süslenmiş hali. Müzik dinlemek için başka bir yol, yeni bir opsiyon, en temizinden yepyeni bir bahane. Üstelik bu kez çok sevdiğimiz twitter hesaplarından Astro Poets‘in haftalık tweetleri ilhamımız.

Her adımından önce yıldızları kontrol edenlere, Cumhuriyetimizin 95. yılı şerefine, afiyetle.

KOÇ

BOĞA

İKİZLER

YENGEÇ

ASLAN

BAŞAK

TERAZİ

AKREP

YAY

OĞLAK

KOVA

BALIK

ASTROSOUNDS: 08.10.18

Astrosounds nedir? Burcunun haftalık seyrinin müzikle süslenmiş hali. Müzik dinlemek için başka bir yol, yeni bir opsiyon, en temizinden yepyeni bir bahane. Her adımından önce yıldızları kontrol edenlere, üstelik bu kez Carly Rae Jepsen bonusuyla, afiyetle.

Koç

Bu hafta dinlenmek için küçük bir kaçamak yapma fırsatın olabilir. Ama dikkat et tatili fazla abartırsan ek işlerini yetiştirmeye vakit kalmayabilir.

Boğa

Bu hafta biraz yalnız kalmak ve kendinle zaman geçirmek isteyebilirsin. Uzun süredir ertelediğin diyete, spora başlamak gibi sağlığınla ilgili planları sonunda gerçekleştirmek için doğru zaman!

İkizler

Partnerinle veya arkadaşınla stresli bir durum içinde olabilirsiniz. Fakat iletişime açık olursan büyük bir engeli aşacaksınız ve sonucu iki taraf için de olumlu olacak.

Yengeç

İşin ile ilgili gelişmelerin yoğunlukta olacağı bir hafta seni bekliyor. Önemli kararlar vermen gerekebilir ama özel hayatını geri planda bırakıp işine yoğunlaşırsan en doğrusunu seçeceğine şüphe yok.

Aslan

Finansal anlamda olumlu gelişmeler yaşayacaksın, verdiğini unuttuğun bir borç sonunda geri ödenebilir. Uzun süredir almayı planladığınız o şeyi alıp kendini şımartmak için uygun bir zaman.

Başak

Önemli insanlarla görüşebilir ve bir teklif alabilirsin. Bu hafta senin için çok sürprizli geçecek. Umarız hepsi olumlu sonuçlar doğurur.

Terazi

Beklenmedik bir seyahat söz konusu olabilir. Bu yolculuk sana yeni kararlar almak için düşünme zamanı tanıyacak, ama çok düşünüp girilmemesi gereken konuları da pek kurcalama.

Akrep

Bu hafta yaratıcı yanının maksimum performans gösterdiği bir zaman olacak. Uzun süredir başlayamadığın ya da yaratıcı anlamda düğümlendiğin o projeyi bu hafta tamamlayacak gücü bulacaksın ve bunun verdiği enerjiyle harika bir hafta sonu geçireceksin!

Yay

Sosyal ilişkilerin için zorlu bir süreç olabilir. Özellikle hayatındaki özel kişi hakkında, uzun vadede senin için olumlu bir sonuç doğuracak değişiklikler yaşanacak, hang in there!

Oğlak

İlişkinde halihazırda varolan problemler tekrar gün yüzüne çıkacak ya da crushından bir haber alacaksın. Ya batacaksınız ya çıkacaksınız. Her durumda canını sıkma, arkadaşlarının desteğiyle her şeyin üstesinden geleceksin.

Kova

Toksik bir iletişim içindesin ama içinden çıkmaya de niyetin yok gibi. Bu konuda seni sıkan bir durum yaşayacaksın. Sana çok zarar vereceği bir noktayı gelmeden önce bunu aşman için gözlerini açacak bu olay.

Balık

Seni biraz kıran olaylar yaşadın son zamanlarda ama bu hafta daha iyi olma yolunda büyük adımlar atacaksın. Zamanla aşılamayacak hiçbir şey yok unutma, bu durumu da atlatacak kadar güçlüsün.

(OFF THE RECORD): VOL. LXV

1. Uzun süredir aklıma takılan bir soru vardı: Kanye West hala severek dinleniyor mu? Zira kendim insan olarak hiçbir zaman fan’ı değildim ama hala dinliyorum. Sonunda twitter aracılığıyla bu merakımı cevaplandırdım. Sonuçlar beni şaşırttı, nefret edenlerin sevenlerden çok olmasını beklerdim. Ne yapıyorsan yapmaya devam et Kanye, görünüşe göre yeteneğin iğrenç bir insan oluşunu görmezden gelmemize yetiyor.

2. Dün Banksy’nin ünlü “Girl with Balloon” tablosunun açık arttırmayla 1 milyon dolardan yüksek bir fiyata satılmasını takiben kendi kendisini yok edişine şahit olduk. Çok ileride bile bahsedilecek şeylere zamanında şahit oluyor olmak beni heyecanlandırıyor:

3. İşe giderken otobüste, işten dönünce evde, hafta sonu dinlenirken, kısacası bir an bile gözümüzü ayıramadığımız Netflix’in, fragmanlarınından sonra heyecanla beklediğimiz yeni dizisi Maniac bu hafta yayınlandı. Henüz binge etmediyseniz bu hafta 10 bölümü tüketip Emma Stone’a biraz daha aşık olabilirsiniz.

4. Rashida Jones ve Ezra Koenig in birkaç ay önce bir bebeklerinin olduğu haberini aldık. Henüz bir fotoğrafı bile olmamasına rağmen bu bebeği çok seviyor oluşum bir kez daha fangirl’lük konseptini sorgulatıyor bana.

5. Yılın en sevdiğimiz zamanlarından ve etkinliklerinden biri Filmekimi sonunda başladı. A Star is Born ile festivali açtık, siz ne ile açmayı düşünüyorsunuz?

6. Geçtiğimiz hafta dönemimizin en parlak popçularından Charli XCX ve bu sene başarılı işbirliklerine imza atan Troye Sivan yeni şarkıları 1999’u paylaştı, bunu bütün hafta looplarız.

YENİ VİDEO: AH! KOSMOS – WIDE (FEAT. ÖZGÜR YILMAZ)

Yeni projelerini her zaman merakla beklediğimiz isimlerden Ah! Kosmos, 5 Ekim’de yayınlanacak olan yeni albümü Beautiful Swamp‘tan ilk single’ı “Wide”ı paylaşmıştı. Özgür Yılmaz‘ın gitarda eşlik ettiği parçanın, bu kez de Harun Güler‘in yönettiği videosu yayında. Henüz dinlememiş ve izlememiş olanlar için videoyu aşağıya bırakıyoruz, buyurun:

İlk saniyesinden itibaren kalp atışlarımızı hızlandıracak kadar kendini içine çeken ve gittikçe yükselen temposuyla bu şarkı bizi albüm hakkında daha fazla heyecanladırdı ve yeni albüm acaba böyle bol gitarlı mı olacak gibi sorularla baş başa bıraktı. Merakla 5 Ekim’i beklerken Ah! Kosmos ile geçmişte yaptığımız röportajları buradan ve şuradan okuyabilirsiniz.

RÖPORTAJ: RHYE

2015’te, Woman’ın yayınlanmasından iki sene sonra, canlı izlemek için heyecanla beklediğimiz Rhye ilk kez Salon’da sahne almış ve hala hatırladığımız bir performansa imza atmıştı. Bu performanstan önce kendisiyle konuşma fırsatımız olmuştu, şuradan okuyabilirsiniz.

Photo Credit: Ali Güler

Rhye bu kez ikinci albümü Blood‘ın turnesi kapsamında Salon’da iki gün üst üste sahne alacak. Bu vesileyle kendisiyle son konuşmamızdan beri hayatında neler değişmiş sormak istedik; Mike Milosh’un güncel müzik dünyasıyla ilgili fikirlerini, ilk sevgilisinin Türk olduğunu, bir sonraki Rhye kaydının ne zaman çıkacağını ve kendisine dair daha bir sürü ilginç ayrıntıyı öğrendiğimiz kısa bir telefon görüşmesi gerçekleştirdik. Kendisini bir kez daha izlemek için bizim kadar sabırsızlananlar; 8 Eylül’de gerçekleşecek olan performans için biletler tükenmiş olsa da 9 Eylül’de kendisini canlı izlemek için hala şansınız var. Buyurun röportaja:

Merhaba! Nasılsın? Her şey yolunda mı, turne nasıl gidiyor?

Her şey harika. Bu sene çok fazla konser verdik o yüzden genel olarak oldukça meşgulüz. Ama bir bakıma bu harika bir şey tabii. Çok başarılı performanslar izleyip bir sürü yer gördük.

Üç sene kadar önce bir röportaj daha yapmıştık, o zaman bir sorumuza albüm yaparken insanların ne düşüneceği hakkında kafa yormadığını söylemiştin. Ama şimdi, Blood için, insanların büyük beklentileri olduğunu biliyordun. Bu durum yaratım sürecini etkiledi mi herhangi bir şekilde?

Hayır aslında, insanların ne düşüneceğini çok takınca kötü kararlar vermeye başlandığını düşünüyorum. Bence müzik yaparken bulunduğun noktanın sana iyi hissettirmesi ve sadece şarkıya odaklanmış olman gerekiyor. İnsanların ne düşündüğü önemsiz demek istemiyorum ama insanları memnun etme yoluna girmek de bir müzisyen için çok tehlikeli.

Woman yayınlanalı 5 seneden fazla bir zaman geçti, niçin bu süreç bu kadar uzundu? Bu beş sene senin için nasıl geçti, hayatında olanlar müziğini nasıl etkiledi?

Gerçekten çok şey değişti. Albümü çıkarabilmek için bir kayıt şirketi almak zorunda kaldım, bunun için de bir sürü bürokratik işlerle uğraşmak zorunda kaldım, boşandım ve sonrasında da Genevieve ile tanışıp ona aşık oldum. Blood’ın kapağındaki de o. Hayatım baştan aşağı değişti diyebilirim!

Yakın zamanda bir EP yayınlamayı planladığınızı duydum, doğru mu bu?

Evet, bir Rhye EP’si üzerinde çalışıyorum, aslında her an bir şey üzerinde çalışıyorum diyebilirim. Asla duramıyorum çünkü gerçekten müzik yapmak, yeni fikirler üretmek çok hoşuma giden bir şey. Benim için günlük yaşam bu.

Woman’ı 5 yıl boyunca yüzlerce mekanda pek çok kez çaldın, Blood için turne planın nasıl, yine bu şekilde uzun bir süre canlı dinleme fırsatı bulacak mıyız?

Açıkçası neler olacağını hep birlikte göreceğiz. Güzel yerlerde çalma fırsatları sunulmaya devam ettikçe turlarız diye düşünüyorum, yolculuk yapmayı ve gitme şansı bulduğum bütün bu harika şehirlerde konser vermeyi çok seviyorum. Yani insanlar albümü çalmamızı istediği sürece turlayacağız. Yakında yeni şeyler de yayınlayacağımız için bir süre daha yolda olacağız diye düşünüyorum, önümüzdeki sene için halihazırda planlanmış bir sürü konser var.

Eminim konserden konsere değişiyordur ama son zamanlarda canlı olarak çalmayı en çok sevdiğin şarkı hangisi?

En çok şunu çalmayı seviyorum demek biraz zor, çünkü bütün şarkıların olayı farklı. Canlı bir performans esnasında bazen insanları dans ettirecek, eğlendirecek bir şey çalmak istersin ama bazen de insanları neredeyse ağlatacak bir şeyler çalmak istersin. İşte ben tam bu şekilde insanı bir yerden bir yer götüren, dinamik performansları seviyorum, yani her şarkının bir amacı var performansın içinde. Zaten sadece çalmaktan hoşlandığım şarkıları çalıyorum diye de cevaplayabilirim bu soruyu.

Yakın zamanda keşfettiğin, sevdiğin ve önerebileceğin müzisyenler ya da gruplar var mı?

Son zamanlarda çoğu müzik beni biraz hayal kırıklığına uğratıyor. Aklımı alacak güzellikte bir müzik dinlemiyorum uzun zamandır.

Çoğu müzisyenden aynı şeyi duyuyoruz…

Evet, aslında dinlediğin şeyleri yeterince etkileyici bulmamak da insanı müzik yapmaya iten sebeplerden. Tabii hala güzel müzik yaptığını düşündüğüm müzisyenler de var, mesela Black Coffee’nin son albümüne bayılıyorum, BadBadNotGood da sevdiğim gruplardan. Ama dediğim gibi hala beni çok etkileyecek, ilham verecek bir şeye denk gelmeyi bekliyorum.

Son olarak İstanbul’a daha önce gelmiştin, önceki deneyimlerin nasıldı? Bu seferki ziyaretin için planların var mı?

2010’de Türkiye’de bir ay kadar kaldım, arabayla ülkenin farklı yerlerini dolaştım. Arkeolojik kazılar yapan birilerini tanıyordum, biraz onlarla zaman geçirdim. Geçen sene bir festivalde çaldık Göreme’de. İstanbul’da da iki kez çalmıştık. Burası benim için özel bir yer çünkü ilk sevgilim Türk’tü ve İstanbul hakkında çok şey öğrendim ondan. Türkiye’ye de hep bir merakım ve ilgim var çünkü Kanada’da da belli bir Türk popülasyonu var. Tabii, muhtemelen en ilgi çekici bulduğum şey Türk yemekleri diyebilirim. Dolaşırken bir restorana girip bir şeyler denemeyi çok seviyorum.

(OFF THE RECORD): VOL. LXIV

1. Geçtiğimiz hafta Azealia Banks, Elon Musk‘ın evinde olduğuna ve işbirliği yaptıkları şarkıyı tamamlamak üzere Grimes‘ı beklediğine dair bir InstaStory attı ve olaylar gelişti. Azealia’nın açıklamalarına şu flood’dan ulaşabilirsiniz:

Bu küçük sinir dışavurumunun üzerine bugün Elon Musk “Evet, evimden çıkan birini gördüm ama emin değilim Azealia Banks’ti herhalde” minvalinde bir açıklama yaptı. Evinin, içinde birkaç ayrı malikane barındıran bir saray olduğunu tahmin ettiğimiz için karşılaşmamaları çok anlaşılır bir durum.

Grimes ise hala sessizliğini koruyor fakat Musk ve Banks’i instagramda takipten çıkarmış durumda. Bu olay nereye bağlanacak gelecek günlerde göreceğiz.


2. Parks & Rec ile birlikte iyice hayranı olduğumuz Aubrey Plaza ve Flight of the Conchords‘un yarısı Jemaine Clement’in buluştuğu film “An Evening With Beverly Luff Linn“in fragmanını izlediniz mi?

3. Eddie Vedder seven romantik rock’çılar buralarda mı? Bu sene büyük festivallerde ismini gördüğümüz ve her performansını yeni bir cover’la renklendiren Pearl Jam dün Chicago’daydı, bu kez de David Bowie coverladı. Buyurun:

4. High Fidelity, About a Boy gibi filmlerin uyarlandığı hikayelerin yazarı Nick Hornby‘nin bir hikayesi daha sinemaya uyarlanıyor: Juliet, Naked. Ethan Hawke‘u başrolde göreceğimiz filmin bu hafta yayınlanan soundtrack’i harika görünüyor:

5. Winona Ryder’ın Entertainment Weekly‘ye yaptığı son açıklamaya göre, oyuncu Dracula’daki partneri Keanu Reeves’le -filmdeki nikah sahnesinde gerçek bir rahibin oynamış olmasından ötürü- gerçekten evlenmiş olabileceklerini iddia ediyor. Bizce ikili gerçekten çok yakışırdı:

6. Lady Gaga‘nın çıkış albümü The Fame bugün 10 yaşına girdi. Zaman ne kadar hızlı geçiyor diye düşünmemeye çalışarak 10 yıldır etkileyiciği hiç azalmayan albümü baştan sona dinliyoruz:

Bir de story‘de size bir sorumuz var!

Photo Credit: Ariana Grande – God Is A Woman

(OFF THE RECORD): VOL. LXIII

1. Bugün çığır açan pop şarkılarından biri “…Baby One More Time” tam 20 yaşına girdi. Fun fact: Şarkının çarpıcı sözü, yazarlarından biri olan ve her fırsatta ne kadar sevdiğimizi belirttiğimiz Max Martin‘in “hit me” kalıbının “ara beni” anlamında kullanıldığını sanması sonucu ortaya çıkmış.

2. Haftanın en beklenen yenilerinden biri Nicki Minaj‘ın Queen‘iydi. Barbie Dreams‘de bütün rap dünyasına bir güzel giydirirken içinizi yağlarının eriyeceğini garanti edebiliriz. Üzerine bir de bu eleştirilerin hedefi olanlardan tebrik tweetleri görmek ayrıca keyifli:

3. Uzun ısrarlar sonucu Weezer‘ın Toto‘nun zamansız hit’i Africa‘yı coverladığının haberini vermiştik. Buna karşılık olarak Toto da bir Weezer şarkısı coverlayacağını duyurmuştu. Toto’nun yorumuyla Hash Pipe bu hafta itibariyle yayında, bakalım bu da Africa’nın cover’ı kadar sevilecek mi:

4. Çok gecikmeli bir şekilde bu hafta Queer Eye‘a sarmış bulunuyoruz. Bu sırada Antoni‘nin The National ve The Strokes sevgisi de gözümüzden kaçmadı tabii ki. (Evet, Antoni’ye biraz daha aşık olundu…)

5. İlki 2008’de çıkan ABBA‘nın müziklerini harika bir hikayeyle birleştiren ikonik müzikal film Mamma Mia‘nın devam filmi Mamma Mia! Here We Go Again vizyondaki üçüncü haftasına girdi, izlediniz mi? İzleyen ve izlemeyenler için soundtrackini hemen şöyle bırakalım, biz bütün hafta dinliyor olacağız:

Photo Credit: Aphex Twin – T69 Collapse