TABULA RASA

WE COULD BE THE SAME VS. SATELLITE

Tarih yazarken 202 ile başlayacağımız yıllar artık çok yakın ama 201 ile görülecek bir küçük hesap var. Evet 2010’un Eurovision’undan bahsediyoruz. Türkiye temsilcisi Manga ve Almanya temsilcisi Lena’nın birincilik için yarıştığı o seneden. Yine 2010’dan az daha geriye gidiyoruz.

2003’te Sertab Erener ile birincilik kazandıktan sonra Athena, Mor ve Ötesi ve Kenan Doğulu gibi isimlerle ilk 10’da kendimize yer bulmaya başlamışız. 2010 senesi için de o zamanlar MTV Avrupa ile Avrupa’nın en iyi grubu gibi ödüllere ulaşmış Manga ile katılma kararı alınıyor. Grup, We Could Be The Same ile içinde bulundukları yarı final grubundan 1. olarak finale yükselmeye hak kazanıyor. Finalde ise Lena’nın Satellite‘ına yeniliyor. İşte bundan sonra günümüze kadar Manga’nın hakkı yendi tartışması devam ediyor. Performansların videoların altında ara ara ateşlenen bu tartışmaya kendi çapımızda bir son getirmeye karar verdik.

Öncelikle bir performanslara tekrar bakalım.

Manga’dan grubun ilk dönemlerindeki Linkin Park esintisinin devam ettiği bir şarkıyla, Gri Power Ranger’ı konuk eden ve gerçekten gaz bir sahne performansı izliyoruz. 2006’daki Lordi’nin Eurovision’u kazanmasının üzerinden çok geçmemiş. Avrupa halkı rock’ın her haline aç. (mı acaba?) İdeal bir birincilik performansı var elimizde.

Gelelim Lena’nın performansına. Basit bir aşk şarkısı sayılabilecek bir şarkı ile katılan Lena, dile dolanan nakaratı ve sempatik bir tavır ile sahnede performansını sergiliyor.

Sonuca gelirsek. O seneyi hatırlayanlar bilir. Lena, Satellite ile büyük farkla birinci olmuştu. Sanırız Eurovision izleyicisi için Manga yeterince ilginç gelmedi ya da Lena çok sempatik geldi. Hatırlarsanız bir sonraki sene farklı bir imajla yarışmaya katılan Lena ancak 10. olabilmişti. Eurovision’u kazanmak için ya sempatik olmalısınız ya da ilginç. Bu bir Eurovision kuralıdır. Şaşması çok nadirdir.

Bu karşılaşmada şahsi görüşüm de Satellite’tan yana. Satellite’ı zaman zaman açıp dinlesem de We Could Be The Same’i sıradan bir Manga şarkısı olarak hafızama atıp bir daha hiç dinlememişim bugüne kadar. Yine de Manga’nın hakkının yenildiğini düşünenler de azınlık değiller. Peki siz ne düşünüyorsunuz?

FMK: LADYTRON – LADYTRON

Ladytron‘un yeni albümünde grup hakkında öğrendiğim bir şey varsa o da çok sinirli oldukları. Zamana meydan okuyan grup, yaklaşık sekiz yıllık bir aradan sonra hiç beklemediğim kadar acımasız bir albümle döndü. Aradan geçen zaman ve dünyada olup bitenler, hepimizi olduğu gibi Ladytron‘u da epey yıpratmış. Düpedüz politik bir albüm değil bu ama mevcut düzene öfkesini çeşitli yollardan kusmaktan çekinmiyor hiç. Yer yer nihilist, ekseriyetle apokaliptik. Sözleri ne kadar agresifse müziği de çoğunlukla bir o kadar gürültülü. Bu sebeple ilk dinlemenizde bir “ne yaşadım ben” hissi, bir baş ağrısı peyda olabilir ve albüme alışmanız zaman alabilir. Grup benim hayli underrated bulduğum son albümleri Gravity the Seducer‘daki havai sound’larını cilalamış, bolca davul eklemiş, araya da ilk albümlerinden sesler katıvermiş. Kendileri de zaten “it’s a good mix of Ladytron” diyorlar albüm için. Eski albümlerindeki o gençlik heyecanından ve kirli imajdan pek eser yok artık, karşımızda çok daha olgun bir Ladytron var fakat kendilerinden alıştığımız ve albüme bana kalırsa nefes aldıran electroclash soslu synthpop şarkıları da yok değil albümde. Öte yandan albüm karanlıklaştığı ve volümü yükselttiği noktalarda çok daha çekici bir hâl aldı benim için. Geneline bakarsak bir-iki falso hariç fazlasıyla beğendiğim bu geri dönüş albümüne bir de şarkı şarkı bakalım isterseniz:

FUCK

The Island, Tower of Glass & Far from Home: İlk şarkı Until the Fire’ın agresifliğinden sonra bana önceki albüm Gravity the Seducer’ın daha yumuşak sound’unu hatırlatan bu üçlü karşılıyor bizi. Doğrusu birbirlerini tamamlıyor gibiler. Ladytron’un bilindik sound’una alışıksanız bu üçlüyü sevmemeniz pek mümkün değil. Bence aralarında en başarılısıysa özellikle kompleks vokal melodisiyle dikkatimi çeken Far from Home.

Figurine: Özümsemesi zaman alan albümün ilk dinlemede akılda kalmaya en müsait şarkısı. Sözlerinin arada kulak tırmalamasını göz ardı ediyorum. 2:30 civarı başlayan break, albümün zirvelerinden biri.

Tomorrow is Another Day: Paper’a verdiği röportajda “direniş olması için önce dibi görmemiz gerek” demiş grubun vokali Marnie. Çoğunluğu dibi görmek konulu şarkılardan oluşan bir albümde tünelin ucundaki hafif ışık gibi bu şarkı. Doğrusu Ladytron’a bu tür şarkılar çok yakışıyor. Özellikle ikinci nakarattaki “I never asked you all the fucking things I wanted to, but tomorrow is another day” yükselişi harika ve albümün agresifliğinden de tam anlamıyla kopuk değil. Outro’su bu kadar “albümü yarına yetiştirmemiz lazım” aceleciliği kokmasa evlenmeyi düşünebilirdim kendisiyle.

MARRY

Until the Fire: Albüm için daha gümbür gümbür bir açılış olamazdı diye tahmin ediyorum. Tüm şarkı boyunca susmayan davullarıyla Ladytron, “aradan geçen 7-8 yılda bazı şeylere çok sinirlendik ve bunu daha ilk şarkıda kafanıza çakmak istiyoruz” mesajı veriyor.

Paper Highways: Grubun ikincil vokalisti Mira Aroyo’nun yazıp seslendirdiği şarkıların bende ayrı bir yeri var. Grubun deneysel ve risk alan tarafını yansıtıyor ve albüm içinde kendilerini çok belli ediyorlar. Velocifero albümündeki Black Cat, en sevdiğim Ladytron şarkısı mesela. Bu albümü de ilk dinlediğimde Aroyo’nun vokalini ilk hangi şarkıda duyacağım diye merakla bekliyordum. Paper Highways ilk dinlediğimde beni şöyle bir sarstı ama dinledikçe albümdeki favorilerimden birine dönüştü. Şarkının nereye gideceğini hiç kestiremiyorsunuz ve albümün kapağına dek sinmiş olan apokaliptik havasını hem müziğiyle hem de sözleriyle buram buram hissettiriyor.

The Animals: Grubun albümde yeni bir hit yaratmaya en çok yaklaştığı şarkı. Neden ilk single olarak seçildiğini albümü dinlediğinizde daha iyi anlıyorsunuz. Ace of Hz’ı hatırlatıyor bana.

Deadzone: Albümün karanlıklaştıkça daha da güzelleştiğinin bir başka kanıtı. Benim açık ara en sevdiğim şarkısı. Özellikle nakaratın ikinci verse’e şak diye bağlanışı ve sonsuza dek sürecekmiş gibi gelen ama lök diye bitiveren kapanışıyla halihazırda cool’luğun kitabını yazmış olan grubun şimdiye dek yaptığı en cool şarkılarından biri.

You’ve Changed: Albümün en basit sözlü ancak en asabi şarkısı. Hipnotize eden back vokaller ve cayır cayır davullarıyla neredeyse şarkının yarısından daha uzun süren outro’su, albümün kusursuzluğa en çok yaklaştığı kısım olabilir.

KILL

Run: The Animals’la biten ilk yarıyı albümün kesinkes daha gürültülü ikinci yarısına bağlamaktan başka bir görevi olmadığını düşünüyorum. Albümün hiç şüphesiz en silik şarkısı.

Horrorscope: Aroyo’nun albümde seslendirdiği diğer şarkı. Zifiri karanlığıyla beni benden alsa da bir türlü alışamadım. Dinlemesi gerçekten biraz fazla zor. Yine de grubun hâlâ bu tarz sularda yüzmekten korkmadığını görmek sevindirici.

The Mountain: Aslında fena şarkı değil ama böyle bir albüm için fazla tekdüze. Albümdeki konumu sebebiyle de arada kaynamaya çok müsait.

SAYGI DURUŞU: SESSİZ VİTRİN

Bu kez saygı duruşumuz İstanbul’un en yaratıcı müzik performanslarından olan Sessiz Vitrin‘e. Üzerinden kaç sene geçtiğini tam hatırlamadığım için birazcık Google yardımı aldım. 2015 senesi diyor, güveniyorum. Tünel meydanda bu performansa uygun hale getirilen binasının önündeyiz. O zamanlar internete girebilen bir telefonum yok ama Ipod Touchım var. Wifi ağlarından Axe’ın bu performans için kurduğu ağa bağlanıyoruz. Vitrin gibi dizayn edilmiş bir odada çalan müzisyenlere bu ağ sayesinde bağlanıyoruz ve onları bu şekilde dinliyoruz. Gerçekten farklı ve teknolojik bir deneyimdi o zamanlar için.

Bu performanslar dahilinde Sapan ve Ars Longa dinlediğimi hatırlıyorum. Yüzyüzeyken Konuşuruz’u orada dinleyip dinlemediğimi de tam hatırlamıyorum.

Şöyle de bir videosunu bulduk. Onu da bırakayım da orada olanların gözleri yaşarsın. Orada olamayanlar da kaderine küssün.

İSİMLERİ ÜZERİNE ÇOK DÜŞÜNÜLMÜŞ TÜRKÇE ŞARKILAR

Pazar günündeyiz. Üzerimize kar yağmış. İşi olanlara kolaylık dileyip bilgisayarlarını kucaklarına almış ya da telefonlarını yüzlerine düşürmek üzere olanlara sesleniyoruz. Sadece bu şarkıların isimlerine bakarak bile size baş ağrısı verebiliriz. Uyarmadı demeyin. En sonuna da bir Spotify listesi bıraktık ki kenardan sizin ne dinlediklerinize bakanlar varsa onlara da baş ağrısı verebilirsiniz.

Haydi başlayalım.

1) Sensiz Meyve Soyar mıyım?

Türkiye’de tam anlamadığımız bir şekilde bir meyve soyma romantizmi var. Bengü de hiç düşünmeden bunu şarkı ismine taşımış. Keşke biraz daha düşünseymiş.

2) Hello Papi, Hello Mama

Müziğiyle ve sözleriyle bir baş yapıt. İsmiyle de göz dolduruyor.

3) Ben Kaymaklı Pastayım

Aman Alex Turner görmesin.

4) Ananın Hayrına Ver

Yorumsuz.

5) bitanem deme bitanem

Diyeceği varsa bile demez artık insan.

6) McDandik

Ragga Oktay bugünleri görmüş ama bu isim olmuş mu?

7) Sana Değil Kardeşine

Call Me Maybe’nin twistinden önce bizim daha iyi bir twistimiz vardı.

8) Parti Kur Oy Vereyim

Siyasi hayatımıza yeni bir soluk getiren şarkı.

9) On Beş Kişiye Saldırdım

Karakterinden belli. Senin ağzın ne söylüyor?

10) Silk Beni

Finalimiz de bu şarkıyla yapıyoruz. Üzerine çok düşünüldüğü belli olan bu isimle sizlere veda ediyoruz.

Bu da listemiz;

5 MUHTEMEL NEDEN: HAYALİ GİTAR ÇALAN İNSANLARIN KAYBOLUŞU

5 muhtemel neden; yaşadığımız şeylere, başımızdan geçenlere, unutulan kavramlara, dünyada olup biten olaylara kendimizce bir isyanımız. Yaptığımız sorguların, üstünde düşünmeye harcadığımız saatlerin ürünü. Bundan sonra bazı bize sorulan veya sorulmayan; bize düşen ya da düşmeyen konulara 5 muhtemel neden’imizle dahil olacağız. Bu sefer de kendimize hayali gitar çalan insanların kayboluşunu dert edindik. Buyurun;

(daha&helliip;)

WEEZER NEDEN “MEME” OLMAK İÇİN BU KADAR UĞRAŞIYOR?

Her yere rahat rahat “Meme” yazıp “Mim” olarak okuduğumuz 2010’ların sonlarına hoş geldiniz. 1. seviye meme’ler için Weezer ile size önderlik edeceğiz. Daha yüksek seviyeler için hepinizin giriş izni ne yazık ki yok. Ne diyelim 1. seviye de iyidir iyi.

2017 yılına geri döndük. Dünyadaşımız bir arkadaş Weezer’dan Africa by Toto isimli(meme dünyasında böyle anılır.) şarkıyı yeniden yorumlaması için istekte bulunuyor. Başta dalga konusu olan bu istek arkasına interneti alarak 2018’in Mayıs ayında gerçek oluyor.

Bu çıkışla Weezer meme dünyasını keşfediyor, internet ise Weezer’ı. Kendilerini 9 sene sonra Bilboard Hot 100‘a sokan bir şarkıya sahip oluyorlar.

Sanırız işte burada Weezer’ın gözleri parlıyor ve meme dünyasına balıklama atlıyorlar. Bu sene çıkardıkları Weezer (Teal Album) ile meme dünyasına mal olmuş 10 şarkıyı coverlıyorlar. Bu albümde hangi şarkılar yok ki. Take On Me, Sweet Dreams (Are Made of This), Happy Together.

Take On Me’ye de Stranger Things‘in Mike’ı Finn Wolfhard ile video çekmişler ki duble meme olma çabası.

Tabii dediğimiz bir şey yok. İnternette yer edinmenin en kolay yolu meme olmak. Kendilerini çok sevdiğimiz için de lafımız yok. Siz çalın biz dinleyelim Weezer. Yalnız şöyle bir şarkı daha yaparsanız çok seviniriz.

FREE FRIDAY THE 3RD (OZDELİCE)

Free Friday’in en sevdiğiniz içerik olduğunu biliyorum. Yine aklıma ne geldiyse düzeltmeden yazdığım köşemde bu sefer aklıma en çok işsizliğim geldi, okuyacak olduğunuz için teşekkürler!

(daha&helliip;)

5 MUHTEMEL NEDEN: KHRUANGBIN KONSERİNE GİTMİYORUM

5 muhtemel neden; yaşadığımız şeylere, başımızdan geçenlere, unutulan kavramlara, dünyada olup biten olaylara kendimizce bir isyanımız. Yaptığımız sorguların, üstünde düşünmeye harcadığımız saatlerin ürünü. Bundan sonra bazı bize sorulan veya sorulmayan; bize düşen ya da düşmeyen konulara 5 muhtemel neden’imizle dahil olacağız.Bu sefer de Khruangbin konserine gitmeyenleri dert edindik. Buyurun;

(daha&helliip;)

ROBYN VE AĞZINDAN DÜŞMEYEN F.CK KELİMESİ

Et tırnaktan ayrılmaz diyen İbrahim Erkal’a selam vererek Röyksopp dinlerken kaçınılmaz bir şekilde Robyn‘e geldim. Peki nasıl? Röyksopp’ün 2014 yılında bu son albümüz olacak diyerek çıkardıkları The Inevitable End‘ten (ki şimdiye kadar sözlerini de tuttular. LCD Soundsystem gibi ya bu son deyip film falan çekip 2 sene sonra geri dönmediler.) Rong ile geldim. Albümdeki Robyn içeren 2 şarkıdan biri olan Rong’ta Robyn’e “what the fuck is wrong with you” dedirtip durmuşlar. İşte tam o anda aklıma geldi. Robyn’in ne kadar fuck kelimesini kullandığı şarkısı var. Kendisi İsveçli olduğundan mıdır nedir pek de güzel duygusuz söylüyor kelimeyi. Pek bir yakışıyor. Bol bol “fuck” duyacağınız bir Robyn yazısına hoş geldiniz.

Öncelikle girişte bahsettiğimiz şarkıyla açalım. 2 dakika 33 saniye süren şarkıda tam 23 kere (bizzat saydık) fuck diyen bir Robyn.

Gelelim başka bir şarkıya. Bu şarkıda Robyn’e Snoop Dogg eşlik ediyor. Fuck’lar havada uçuşuyor. Çok da şaşırtıcı değil.

Başlıktan duyacağımız fuck kelimeleri kendini belli ediyor zaten. Şarkıda şikayetçi olduğu her şeyden biz de şikayetçiyiz o ayrı.

Yazıyı yazdıkça fark ettik ki Robyn, Röyksopp ile takıldığı zamanlarda ağzından fuck’ı düşürmüyormuş ama son albümde birlikte çalışmadıkları için (albümün kötülüğünden de belli oluyor. Şaka şaka ama çok da değil.) Honey‘de bir kez bile fuck duyamamışız.

O zaman İbrahim Erkal ile aranızdan ayrılıyoruz.

 

BİR KRAL MİDAS HİKAYESİ: SEAN PAUL

Kral Midas’ı bilirsiniz. Hani elini attığını altına çeviren. Sanırız günümüz müzik sektörüne reenkarne olmuş ve Sean Paul olarak aramıza geri dönmüş. Kariyeri yüksekten uçmuş isimlerin erken dönemlerinde bu adamın parmağı var. Belki şans belki yetenek ama her zaman doğru yerde ve doğru zamanda bulunmayı becermiş. Gelin şöyle örneklere bakalım.

(daha&helliip;)

2018: YIL SONU ANKETİ

2018’i kaparken geçen sene yaptığımız gibi bu sene de Türkiye’den takip ettiğimiz müzisyenlere, müzik yazarlarına ve müzik ekseninde üreten, çalışan isimlere çok değerli fikirlerini sormak istedik. Çoğunluğu müzik üzerine olan yaklaşık 40 soruluk bir anketle 2018’in bir özetini çıkardık ve katılımcılarımızdan yanıtlamalarını rica ettik. Vakit ayırıp bizimle görüşlerini paylaştıkları için Affet Robot, Barış Demirel, Burcu Tatlıses, Elz and the Cult‘ın Elz’i, İdil Meşe, Tan Tunçağ, Salon İKSV’nin direktörü Deniz Kuzuoğlu, Year Zero’nun genel yayın yönetmeni Büşra Erkara, müzik fotoğrafçısı Burak Çıngı, In The Void’un kurucusu Sibel Engingök ve Akşam gazetesi kültür-sanat, gezi yazarı ve fotoğrafçı Uygar Taylan‘a çok teşekkürler!

Arşivlik değer taşıyan bu müthiş keyifli anketi aşağıda paylaşıyor ve herkese bol müzikli ve yeni keşiflerle dolu bir 2019 yılı diliyoruz.

Affet Robot: Dinamik, heyecanlı, tatmin edici.

Barış Demirel: Güzeldi. Bir yandan günlük, hayatta kalma standartlarını gerçekleştirirken bir yandan üretimde ve başkalarıyla iletişimde, etkileşimde olduğum eğlenceli bir yıl oldu. Tabii yer yer kaygılı, yer yer öfkeli. Günahıyla sevabıyla öğreniyoruz, tembelliğin de bir sınırı var…

Burak Çıngı: Aşırı sıcak, aşırı soğuk, aşırı ıslak. Küresel ısınma ve iklim değişikliğini ciddiye almamız şart artık.

Burcu Tatlıses: İlk yarısı fırtına öncesi sessizliğinde sakinmiş gibi salınarak, ikinci yarısı fırtınanın yarattığı dalgalar üzerinde Ponyo gibi uçarcasına yol alarak.

Büşra Erkara: 2018 magazin tabiriyle “değişimlerin yılı” oldu. New York’tan İstanbul’a dönmem, Zero İstanbul’un enkarnesi Year Zero dergiyi çıkarmaya başlamamız ve bir parçası olarak çalıştığım, 2019’da açılacak çağdaş ve modern sanat müzesi OMM’un şekillenmeye başlamasıyla, “oldukça hareketli”ydi.

Deniz Kuzuoğlu: Salon için çok uzun süredir istediğim isimleri programa alabildiğim bir sene oldu 2018. King Gizzard & The Lizard Wizard, King Krule, Sylvan Esso, Cigarettes After Sex ve daha bir çok isim. Gezgin Salon’u devam ettirmek ve büyütmek en heyecanlı olduğum projeydi. Kurların yükselişi ile yılın son çeyreği zorlu bir dönemdi ama genele baktığımda oldukça başarılı bir sene geçirdik hem Salon hem de İKSV olarak.

Kişisel olarak bol seyahatli, konserli ve festivalli bir sene geçirdiğim için de çok mutluyum.

Elz and the Cult: Kafa karışıklığıyla geçti. Hala kafam çok karışık.

İdil Meşe: Ilk yarisi super, ikinci yarisi zordu. Ancak hep muzik doluydu. Bu sene Mehmet Aslan’la, 90bpm ile, Lemurian ve Carlita ile teklilerim cikti. Rain Lab ile ilk kisacalarim ve bir teklim cikti. Turkiye’de, Amerika’da ve Avrupa’da hem akustik performansimla, hem de Rain Lab ile, dinleyicilerime ulastim. Amerika’da ilk defa festivallerde caldim. Benim icin onemliydi. Oceanvs Orientalis ile ilk kisacalarimiz General Tales of Ordinary Madness’in plagi cikti.

Mehmet Aslan’la da plagimiz basildi. Ve The Roots’un produktorlerinden Ray Angry ile 2019 senesinde cikacak pek keyifli bir sarki yazdim. Senenin sonuna dogru Ilhan Ersahin ve Dave Harrington’la guzel bir konserde sahne aldim. New York Universitesi’nde yaptigim Muzik Isletmesi yuksek lisansinda bir bucuk seneyi devirdim. Yogun bir seneydi.

Sibel Engingök: Hiç olmadığı kadar öğretici ve güçlendirici bir sene oldu.

Tan Tunçağ: Çok verimli geçti. Portecho sonrası yeni projem Cava Grande’nin ilk albümü “Worm Universe” çıktı.

Uygar Taylan: Hareketli, yerimde durmadığım bir yıl oldu. Çok hızlı geçti…

Affet Robot: John Grant – Love is Magic
The Soft Moon – Criminal
MGMT – Little Dark Age
The Holydrug Couple – Hyper Super Mega
John Maus – Addendum

Barış Demirel: Çok isim var, çok güzel albümler var. Çok çalışılmış, üzerine çok düşünülmüş işler… Ama zaten yılın albümleri listelerinde çoğu var. Ben biraz mevzuya romantik yaklaşacağım. Bazılarında çaldığım proje ya da arkadaşlarımın olması kaideyi bozmaz herhalde…

Yerli: Gözyaşı Çetesi – Karar, Gökhan Türkmen – Synthesia (EP), Skata – İlk (EP), Ediz Hafızoğlu – Nazdrave 13, Palmiyeler – Akdeniz, Tabii ki; Ati ve Aşk Üçgeni – Gecenin Karanlığında, Cem Özel – Aşk Ölmez, Mr. Zula – Rompeneau

Yabancı: Ambrose Akinmusire – Origami Harvest, Jacob Collier – Djesse, R+R=NOW – Colligically Speaking

Burak Çıngı: Kali Uchis – Isolation
Shame – Songs of Praise
Janelle Monae – Dirty Computer
Blood Orange – Negro Swan
Troye Sivan – Bloom
Kacey Musgraves – Golden Hour
Greta Van Fleet – Anthem of the Peaceful Army
The 1975 – A Brief Enquiry
6lack – East Atlanta Love Letter
Christine and the Queen – Chris

Burcu Tatlıses: Albüm albüm değil de şarkılar yakalayıp dinliyorum daha çok. Ama yerli kategoride Mabel Matiz – Maya albümü güzel ve incelikli bir iş bence.

Büşra Erkara: Cardi B – Invasion of Privacy
Jlin – Autobiography
The Internet – Hive Mind
Kali Uchis – Isolation
Blood Orange – Negro Swan

Deniz Kuzuoğlu: Hot Snakes – Jericho Sirens
Rolling Blackouts Coastal Fever – Hope Downs
Idles – Joy as an Act of Resistance
Shame – Songs of Praise
U.S. Girls – In a Poem Unlimited
Sons of Kemet – Your Queen is a Reptile
Khruangbin – Con Todo El Mundo
Superorganism – Superorganism
Julia Holter – Aviary
Nils Frahm – All Melody
Barış Demirel / Barıştık Mı – Fail Play
Brek – TV Juice
Hedonutopia – Yakamoz Sandalı
Elz and the Cult – Psychodrama
Gaye Su Akyol – İstikrarlı Hayal Hakikattir

Elz and the Cult: Bu sene çok fazla yeni albüm dinleme fırsatım olmadı, eskilere sıkışıp kaldım çoğu zaman olduğu gibi. Ama dinleyebildiğim 2018 çıkışlarından önde ‘Protomartyr – Consolation’, ‘Boy Harsher – Lesser Man’ ve ‘Picture Plane – Degenerate’ geliyor. Yerli sahneden de ‘Bewithced As Dark – A Tribute to Hitake’ ve ‘Project Youth – Social Dumb’ etkileyiciydi.

İdil Meşe: Islandman – Rest in Peace
In Hoodies – Coo Coo
Glasxs – Mavi Toz Ormanda
Cardi B – Invasion of Privacy
Kozmik Yikim – Ruhunu Bize Sat
Tugce Senogul – Golgelerine
Kamufle – Beni Gormeden Olme
Ahmet Ali Arslan – Gunasigi
Palmiyeler – Akdeniz
Gozyasi Cetesi – Karar

Ama dogrusu 2017’de cikmasina ragmen tum sene Buyuk Ev Ablukada – Firtinayt dinledim.

Sibel Engingök: Vril – Anima Mundi (Giegling)
Perko – NV Auto
wAgAwAgA – B-Sides and Mixers 07- 09
Oneohtrix Point Never – Love in the Time of Lexapro (Warp)
Afrodeutsche – Break Before Make (Skam Records)
Anthony Naples – Take Me With You
Destroy Earth – Nature of Love
Strider – Ironiea
Blank Zero – Blue Days
Sırma Altuğ – Homecoming (Finest Ego)
Varteres Durise – Famadihana (M4NM)
Osilator – oktobr2018
Age Reform – Degenerate (Tektosag)
Badmash – Mixtape 1 & 2 (Badmash)
Jtamul – Teselli (Transferans)
Elz and The Cult – PSYCHODRAMA (Ampirik Records)
9VSS – Reality Guide (Table Records)
Abstract Sense – REALM (Mevzu Records)
Holy Similaun – En To Pan

Tan Tunçağ: Yabancı: Nils Frahm – All Melody, Yerli: Cem Özel – Aşk Ölmez

Uygar Taylan: Nils Frahm – All Melody
Jon Hopkins – Singularity
Khruangbin – Con Todo El Mundo
The Blaze – Dancehall
Beach House – 7

Affet Robot: Porches – Now the Water
John Grant – The Common Snipe
John Hopkins – Neon Pattern Drum
GENTS – Smoke Machine
James Holden – Black Pool Late Eighties

Barış Demirel: Jacob Collier – With the love in my heart
Cem Özel – Kuş Gibi

Burak Çıngı: Favori albümlerimdeki tüm şarkıların yanı sıra,
Lana Del Rey – Mariner’s Apartment Complex
Ariana Grande – Thank U, Next
Nicki Minaj – Chun Li
Charli XcX / Troye Sivan – 1999
Kendrick Lamar / SZA – All the Stars
Robyn – Human Being
The Carters – Apeshit
Sophie – Immaterial
Shawn Mendes – In My Blood
Childish Gambino – This is America

Burcu Tatlıses: LP – Other People
Benjamin Clementine – London

Büşra Erkara: Yves Tumor – Honesty
Robyn – Because It’s In The Music
Mariah Carey – Caution
Empress Of – Standard
Jamila Woods – HEAVN

Deniz Kuzuoğlu: Childish Gambino – This Is America
Superorganism – Everybody Wants to Be Famous
U.S. Girls – Velvet 4 Sale
IDLES – Never Fight A Man With A Perm
Khruangbin – Maria También
Sons of Kemet – My Queen is Harriet Tubman
Thom Yorke – Suspirium
boygenius – Me & My Dog
Young Fathers – In My View
The Limiñanas – Istanbul is Sleepy (feat. Anton Newcombe)

Elz and the Cult: Bir favorim yok sanırım. Ama ‘The Prodigy – We Live Forever’ bana çok sevdiğim old-school The Prodigy matemağini ve hissini tekrar yaşattığı için çokça dinledim. ‘ADULT. – Perversions of Humankind’ ve ‘Boy Harsher – Modulations’ parçalarını da çok dinledim.

İdil Meşe: Ilhan Ersahin Istanbul Sessions – Jupiter Window
Tank and the Bangas – Boxes
Simge Pinar – Biz Hep Ayni
Ichısan – Megla
Oceanvs Orientalis – Dance of Swords
Tommy Genesis – Tommy
Glitch Cake – A Ghost in the Machine

Sibel Engingök: Ceren İdil – Sessiz Sakin
jtamul & Robogeisha – uykucu
Boëthius – A Man Who Fears Time More Than God
3pillie – kasetbreakz
Haossaa – Yalnızların Yalnızı
Overmono – Daisy Chain
Molly – Fire
Aleksandir – Yamaha
Saint Aegean Heart – Chryskylodon 
Pessimist – SPRLTZM
Wilsondub – Cave
notthere – no self to be
Bruce – Aeon
RedRice – she can’t die
Okay Vivian – moments
Ruff Cherry – Carousel
Martyn – voids two
djrum – waters rising
Umut Çetin – Cosi
Objekt – lost & found
Eliza – Wasn’t Looking
Available Tensions – Wes

Tan Tunçağ: Nada – Hep Merak Ederim.

Uygar Taylan: Beach Fossils – Down the Line
Affet Robot – 18-80
Khruangbin – August10
Hoops – Sun’s Out
Jon Hopkins – Emerald Rush
Black Marble – Frisk

Affet Robot: MGMT – Little Dark Age

Barış Demirel: F it up – Louis Cole (Live Sesh)  [Tibet’e selam olsun buradan]

Burak Çıngı: Ariana Grande – Thank U, Next / Childish Gambino – This is America

Deniz Kuzuoğlu: Childish Gambino – This Is America

Elz and the Cult:The Soft Moon – Like A Father’ beni bayağı etkiledi. Çok beğendiğim birkaç estetik oyunu çok güzel birleştiren bir müzik videosu.

İdil Meşe: Childish Gambino – This is America

Ponza – Gold and Round

Stars Like Dust – Not Nice

Ozoyo – Plantarium

Sibel Engingök: hayırsız ada – nazaman

Tan Tunçağ: The Blaze – Queens

Uygar Taylan: The Blaze – Territory

Jon Hopkins – Emerald Rush

Affet Robot: The Soft Moon

Barış Demirel: R+R=NOW – İstanbul Caz Festivali (Şu ana kadar izlediğim en iyi 5 konserden biridir kesin)

Burak Çıngı: Janelle Monae

Burcu Tatlıses: Tam da sesine ve şarkılarına en vurulduğum zamanlarda Zorlu’da konser veren LP’yi canlı dinlemek müthişti.

Deniz Kuzuoğlu: Tek bir konser söyleyemem. Salon’daki King Gizzard & The Lizard Wizard konserleri ve İstanbul Caz Festivali kapsamındaki Nick Cave & the Bad Seeds konserinin yerleri benim için çok ayrı. Kendi çalıştığım işler dışında bu sene unutamadıklarım:

David Byrne – Roskilde Festival
Four Tet – Village Underground
Nils Frahm – Barbican
Thom Yorke – Sonar Barcelona
Robert Smith and Friends present Cureation 25 – Meltdown Festival

Bir de bu sene dünya gözüyle Southbank Center’da New Words projesi ile Bill Murray’i kanlı canlı sahnede görmek inanılmazdı

Elz and the Cult: Zorlu PSM’de izlediğim Massive Attack ve The Oh Sees bayağı etkileyiciydi. Aynı zamanda The Soft Moon’un Salon İKSV performansı da öyleydi.

İdil Meşe: Tum Cappadox Festivali.

New York’ta Nai Palm konseri.

Sibel Engingök: GAS // Sonar İstanbul

Jon Hopkins

Fluctuosa

Tan Tunçağ: Weval – Babylon konseri

Uygar Taylan: Jon Hopkins – Zorlu PSM (Sonar)

Affet Robot: Shame – Songs of Praise

Burak Çıngı: Shame – Songs of Praise

Büşra Erkara: Spotify’ın karşıma çıkardığı Omar Apollo’nun “Stereo” albümü (ipucu: Omar’ın yatak odasından çıkan zamansız, sakin bir pop.)

Deniz Kuzuoğlu: Tirzah – Devotion
Superorganism – Superorganism
Shame – Songs of Praise

Elz and the Cult: Flasher – Constant Image sanırım.

İdil Meşe: Stars like Dust – Voyager 1

Tan Tunçağ: The Blaze – Dancehall

Uygar Taylan: The Blaze – Dancehall

Barış Demirel: Gözyaşı Çetesi, Ikaru (albüm yapacaklar mı bilmiyorum), Ozan Sarohan

Burcu Tatlıses: Kendi müziğini yapan, şarkı yazan söyleyen fakat kalabalık ve kirlilik arasında hak ettiğince görünür ve bilinir olamayan tüm müzik emekçileri için sayamayacakları kadar çok dinleyicili bir yıl olmasını diliyorum. Taze bir albümle yılı kapatırken en çok beni dinleyin diye içimden haykırmıyorum dersem yalan olur : )

Büşra Erkara: Elektronik müzik ikilisi osilat0r ve Eylül ayında Tekstosag etiketiyle ikinci albümü “Degenerate”i çıkaran Age Reform.

Deniz Kuzuoğlu: Barış Demirel / Barıştık Mı, Brek, Hedonutopia, Islandman, Elz & The Cult, Onat Önol, The Kites

Elz and the Cult: Ne kadar yeni olmasa da herkesin daha yüksek dozajlarda Bewitched As Dark dinlemelerini, keşfetmemişlerin keşfetmesini isterim. Jtamul, osilat0r ve Varteres Durise de aşırı iyi çıkışlar yaptılar bu sene bence. Çok etkileyiciydi.

İdil Meşe: Ahmet Ali Arslan

Sibel Engingök: Bu soruya spesifik bir isim vermek zor çünkü gerçekten pek çok değerli isim var. Okay Vivian, Fluctuosa, Ceren İdil ilk aklıma gelenlerden.

Tan Tunçağ: Evet, Nada.

Uygar Taylan: Affet Robot, BREK.

Affet Robot: Önceki bi’ kaç sene gibi zihin açıcı işlerin ortaya çıktığı bir sene.

Barış Demirel: İnsanlar kendi müziklerini yaptıkça, albüm çıkarıp konser verdikçe, duyurdukça diyeyim işte… etkiledikleri diğer insanların kendi müziklerini yapabilmelerine cesaret oluyorlar. Aralarında nitelikli iş çıkaran da var çıkaramayan da… bazen birbirine aşırı benzeyen bir sürü müzik, duruş, isim vb çıkıyor. Yine de ülkenin ve dünyanın şu anki ahvalinde tutunduğumuz şeylerin bir şekilde karşılığını alabilmek (nedir? kime göre, neye göre) ya da sürdürebilmeyi sürdürebilmek umut verici. Ya da yurtdışında şahane turneler yapıp albüm çıkaran isimleri görmek de muhteşem. Şevklendiriyor.

Festivaller yapılıyor ama geneli aynı tekelde, aynı gruplarla, aynı vizyonla ilerleyen festivaller. atıyorum antalya’da da aynı, izmir’de de. yıllardır süren nadir ve değerli festivallerimiz de var, ufak çaplı festivaller de…Bir şekilde devamlılığı sağlanmaya ve geliştirmeye yönelik oldukça ne kadar güzel! İstanbul caz festivali gerçekten geniş kapsamlı konseptiyle, yenilikçi yaklaşımıyla merak uyandıran işler çıkarıyor her sene (yani en azından benim hissiyatım böyle)

Hangi sektörde olursa olsun herkes yaptığı, ürettiği işte kar etmek, kıvırmak ister. mümkünse hep beraber faydalı olalım, faydalanalım. mümkün mü? (hee he)

Burcu Tatlıses: Çok sayıda festival yapıldı bu yıl, festival sahnelerinin çok önemli olduğunu düşünüyorum bizler için. Her ne kadar kendini tekrar eden bir line up yapısı olsa da zaman zaman, bu anlamda daha destekleyici olunduğu sürece çok güzel konserler ve müzisyenler, yepyeni insanlarla buluşmanın heyecanını tadabilecek.

Deniz Kuzuoğlu: Hip hop’ın yükselişini artık herkes biliyor ve görüyor. Ama sadece tek bir genre değil, birçok farklı tarzda yeni ismin hem çok başarılı kayıtlar hem de bir o kadar iyi ve özenli canlı performanslarla yerli sahneyi beslediğini görmeye başladık son bir iki senedir. Doluluk oranlarından da seyircinin bu emeklerini karşılıksız bırakmadığını aynı şekilde görebiliyoruz artık.

Elz and the Cult: Takip ettiğim, dinlediğim şeyler, katıldığım etkinlikler üzerinde çok seçiciyim. Genelde etkinlikleri, insanları gitmeden önce araştırıp, dinleyip, eleyip ona göre katılım gerçekleştirme yanlısıyım. Genel olarak Türkiye sahnesi için ne denilir, nasıldı bilmiyorum bu yüzden. Benim içinde kendimi bulundurduğum komün, yerler ve etkinlikler için ise çok ilham verici olduğunu söyleyebilirim kesinlikle. İnanılmaz bir yaratıcılık ve üreten bir komün var. Kendini besleyen.

İdil Meşe: Rengarenkti.

Sibel Engingök: Dünya üzerinde yapılan herhangi bir sanat türü bir kişiyi bile etkiliyorsa, ortaya çıkan bütün bu eylemler er ya da geç değer görür diye düşünmekteyim. Türkiye’de evet bu süreç biraz uzun sürüyor ama artık bu kafa yapısını kitlelere mal etmek yerine bireysel olarak çoğu insan burada harika şeyler gerçekleştiğinin ve gerçekleşmeye devam edeceğinin farkında. Sürekli olarak “birlik” kelimesinin içini doldurmaya çalışıyoruz ve hep geçmişe takılarak aslında kelimenin anlamını yok yere boşaltıyoruz. Bu sene müzik sahnesi adına gerçekten mutluluk vericiydi. Bir sürü oluşumlar doğdu. Tüm hafta boyunca, hafta içi hafta sonu fark etmeden, gidebileceğiniz pek çok etkinlik mutlaka var. Bu enerjinin değerini bilen mekanların sayısı az da olsa en azından arttı. Bu farkındalığı artırabileceğimize inanıyorum, sadece yapmaya devam ederek ve kendimize güvenerek. Umuyorum hep bu şekilde kalıcılığını koruyarak ve çeşitlenerek devam edecek.

Tan Tunçağ: Bu senenin konser etkinlikleri adına gerçekten İstanbul tarihinde en verimli yıllardan biri olduğunu düşünüyorum.

Uygar Taylan: Popüler isimlerin dışında uluslararası müzik piyasasını sıkı takip eden yaratıcı gruplar çıkıyor. Bu isimlerin birçoğunu  Salon İKSV sahnesinden takip etmek mümkün.

Barış Demirel: Ben (he he he)

Burak Çıngı: Nakhane ‘nin You Will Not Die albümü. Yonaka’nin EP leri.

Büşra Erkara: Molly Burch’ün ikinci albümü, “First Flower”. Sadece gitar ve Burch’ün sesinin çıplaklığı çok hoş.

Deniz Kuzuoğlu: Our Girl’in debut albümü Stranger Today

İdil Meşe: Ahmet Ali Arslan – Gunasigi (album)

Tan Tunçağ: Cut Copy’nin “Haiku From Zero” albümü

Uygar Taylan: Wild Nothing – Indigo

Burak Çıngı: Quavo’nun albümü.

Deniz Kuzuoğlu: Abartılanlar yerine gözden kaçanları bulmaya ve dinlemeye zaman harcamayı yeğliyorum.

İdil Meşe: Taylor Swift – Reputation

Tan Tunçağ: Ed Sheeran – Perfect

Uygar Taylan: Mabel Matiz

Barış Demirel: Cengiz Coşkuner’in hayranıyım. Özellikle “Umutsuz Aşk” eserinin. Utanılacak bi tarafı da yok, çok güzel parça bence. Ama bana göre süt, onlara göre çikolata.. Bugün burun kıvırdığın yarın hip de olabiliyor. hayat işte…

Burak Çıngı: Donald Trump.

Büşra Erkara: Tuğçe Kandemir – Yanlış. Janra olarak arabesk trap, takside keşfettim.

Deniz Kuzuoğlu: Ortaya çıkan iş kaliteli ise ve dinlemekten zevk alıyorsam guilty pleasure demek çok doğru gelmiyor ama normalde takip etmediğim ve uzak kaldığım bir isim olduğundan Ariana Grande – Thank U, Next diyebilirim.

İdil Meşe: Tabii ki Cardi B.

Tan Tunçağ: Benimki çok fena: Nicki Minaj – Krippy Kush. Bu senin parçası değil ama ben yeni keşfettim.

Uygar Taylan: Tove Lo – disco tits (çok iyi parça)

Affet Robot: Evet, Depeche Mode – Black Celebration

Barış Demirel: Bulutsuzluk Özlemi – Güneşimden Kaç (Albümden özellikle “Karanlık Soğuk”)

Burak Çıngı: Youtube da canli bir performansini izledikten sonra tekrar taktiğim Lana Del Rey – Blue Jeans

Burcu Tatlıses: Evet. Rufus Wainwright – Across the Universe (Beatles cover).

Büşra Erkara: Bu sene kendimi Roisin Murphy’nin “Ruby Blue” albümünü tekrar tekrar dinlerken buldum.

Deniz Kuzuoğlu: Her zaman oluyor, bu sene çok fazla Bauhaus dinledim.

Bir de David Byrne’ü canlı izledikten sonra yaklaşık bir iki hafta boyunca sadece onu dinledim diyebiliriz.

Elz and the Cult: Bu sene hep olduğu gibi eskilere çok takılı kaldım. Ama ‘Depeche Mode – Some Great Reward’, ‘Nina Hagen – Nunsexmonkrock’, ‘Siouxsie and the Banshees – Tinderbox’ ve özellikle ‘Space Art – Trip in the Center Head’ albümlerinin suyunu çıkardım sanırım.

İdil Meşe: Tum sene Fatoumata Diawara’nin Fatou albumunu dinledim.

Sibel Engingök: Soundgarden – Tighter & Tighter, Ishome – Ken Tavr, Demis Roussos – Forever And Ever, Erykah Badu – Other Side of The Game

Tan Tunçağ: Evet. Pulp – His’N’Hers (1994)

Uygar Taylan: Boards of Canada’nın tüm albümleri ve tabi ki Pink Floyd – Dark Side of The Moon

Barış Demirel: Var da eşi dostu küstürmeyelim…

Burak Çıngı: Pale Waves – My Mind Makes maalesef beklediğim gibi çıkmadı. Mariah Carey’nin Caution albümünün çok iyi olmayacağını düşünüyordum ve sevinerek yanıldığımı belirtiyorum.

Deniz Kuzuoğlu: Vasat çıkmasını beklemiyordum zaten ama Neneh Cherry’nin hiç beklemediğim bir anda bu kadar güçlü bir albümle dönmesine çok sevindim bu sene.

Elz and the Cult: Genel olarak hiçbir şeyden beklentim yok o yüzden ne şaşırdım ne de hayal kırıklığına uğradım : (

İdil Meşe: Alt J – Reduxor. Vasat çıktı.

Tan Tunçağ: Jungle – For Ever. Muhteşem bir ilk albümden sonra bu albüm biraz tekrar ve ortalama kaldı. Beklentilerim çok yüksekti.

Affet Robot: Trio America – Cuando Voy por la Calle

Barış Demirel: Yazın az halay çekmedik. Koma Baran – Grani

Burak Çıngı: Kali’nin albümündeki Nuestra Planeta.

Deniz Kuzuoğlu: Yaeji – One More

Kikagaku Moyo – Nazo Nazo

Elz and the Cult: Rus rock gruplarını çok seviyorum ve sürekli dinliyorum nedense Rock janrı ve Rusça bir dil olarak bende çok güzel şeyler uyandırıyor, garip bir bütünlük hissettiriyor.

İdil Meşe: Fatoumata Diawara – Sowa

Sibel Engingök: Fabrizio de Andre – Rimini

Tan Tunçağ: Rebeka – Biale Kwiaty (Polonyaca)

Uygar Taylan: David Shaw and The Beat – Sentiment Acide (Jennifer Cardini Remix)

Burak Çıngı: Bu sene beğenerek dinlediğim bütün şarkıların bir tarafından Ariana Grande çıkıyor dolayısıyla evet.

Büşra Erkara: * mırıldanmaya başlar* one taught me love, one taught me patience 🎵

Deniz Kuzuoğlu: Evet.

İdil Meşe: Hayir.

Tan Tunçağ: Hayır.

Barış Demirel: Olmuş “bence”

Burak Çıngı: Açıkçası geri dönüş promosyonunun Missing You ile yapılması yanıltıcı oldu bana göre. Bence hiçbir yere gitmeyen bir parça. Albümün geri kalanı ise kaliteli. Honey ile kurtardılar bence.

Büşra Erkara: Gerçekten muhteşem oldu.

Bu arada “Human Being”i dinlerken siz de post-apokaliptik ve soğuk bir dünyada son kalan insanlardan biriymişsiniz gibi hissediyor musunuz? Ayrıca 2018’de aşkın ne olduğunu en iyi anlatan şarkı olabilir.

Deniz Kuzuoğlu: Kesinlikle, çok iyi bir albümle geri döndü. Sanırım asıl bu albüm için ters köşe diyebilirim.

Elz and the Cult: Muhteşem oldu, yaşasın Robyn.

İdil Meşe: Dinlemiyorum.

Tan Tunçağ: Meh.

Uygar Taylan: Honey güzel parça ama çok abartmamak lazım.

Burak Çıngı: Sadece Pusha T ve NAS’in albümlerini dinledim. Pusha iyi NAS feci idi.

Deniz Kuzuoğlu: Kids See Ghosts.

Elz and the Cult: My Beautiful Dark Twisted Fantasy ilk dinlediğimde ve albüm kısa filmini izlediğimde beni çok etkilemişti. Hala modern müzik dünyası için çok önemli bir albüm olduğunu düşünüyorum.

İdil Meşe: Pek fan’i degilim.

Tan Tunçağ: Hiçbiri.

Uygar Taylan: Kanye West dinlemiyorum.

Affet Robot: Önceki albümlerine kıyasla, daha oturaklı ve olgun bir tavra sahip.

Burak Çıngı: Oturmuş bir grubun risk almasının satışları açısından önemli kayıp – kazanç getireceğini düşünmüyorum ama üzerinde düşünerek farklı bir urun sürmeleri müziği sanat olarak düşündüren olaylardan biri bence.

Deniz Kuzuoğlu: Bu albüme de ters köşe diyebiliriz, birçok insan için öyle oldu çünkü. Bir AM devamı bekleyenler için hazmı zor ama bence senenin en iyilerinden.

Elz and the Cult: Dinlemedim.

İdil Meşe: Ne yapsalar iyi.

Tan Tunçağ: Eski albümlerindeki indie-rock tadı yerine daha çok (Alex Turner’in diğer projesi olan) Last Shadow Puppets’daki gibi vintage/nostaljik bir sound’a yönelmişler. Cav cav gitarlar yerini vibrafonlara ve antik piyanolara bırakmış. Bir yandan çok sevdim, diğer yandan da eski albümlerindeki gibi bir hit parça yok. Daha çok bütününü dinlemesi zevkli bir albüm.

Uygar Taylan: Baya beğenildi son albüm.

Affet Robot: Fazlasıyla doyurucu.

Burak Çıngı: Dinlemedim bile.

Deniz Kuzuoğlu: Oracular Spectacular’dan sonraki en iyi albümleri.

Elz and the Cult: Dinlemedim.

İdil Meşe: Dogrusu bilmiyorum.

Tan Tunçağ: 2013’deki çıkardıkları MGMT isimli albümlerine nazaran daha “dinlemesi kolay” bir albüm kesinlikle. Seviyoruz.

Uygar Taylan: Synth-pop albümler her zaman kabulümüzdür, MGMT’nin zaten her türlü gideri var.

Burak Çıngı: Singlelar sürüldüklerinde açıkçası hepsi ilgimi çekmedi ama albüm olarak bence yılın en iyilerinden.

Deniz Kuzuoğlu: Toplamda 2-3 kere dinledim, sanırım ben ilgisini çekmeyenlerdenim.

Elz and the Cult: 1975 hiç dinlemedim : (

İdil Meşe: Benlik degil.

Tan Tunçağ: Dinlemedim. Dinleyeyim mi?

Barış Demirel: Düzenleme olarak fark eden hiçbir şey yok. Sound olarak da bende hiç etki yaratmadı. “Weezer Toto yorumu yapmış” diye bir yükseldiğim, merak ettiğim sonra hayal kırıklığına dönüşen bir hadise oldu.

Burak Çıngı: Thank U, next.

Burcu Tatlıses: Cover bunun neresinde, anlayamadım.

Deniz Kuzuoğlu: Gerekli mi, tabii ki değil ama bence eğlenmişler.

Elz and the Cult: Dinlemedim…

İdil Meşe: Sarkiya yeni bir sey katmamislar.

Tan Tunçağ: Meh.

Uygar Taylan: Cover yapmak şarkının aynısını çalmak demek değil diye düşünüyorum. Orijinali çok daha iyi.

Affet Robot: Black Car.

Burak Çıngı: Beach House’in her şarkısı ayni şarkı değil mi zaten?

Deniz Kuzuoğlu: Dive.

Elz and the Cult: Dinlemedim.

İdil Meşe: Black Car

Tan Tunçağ: Dinlemedim.

Uygar Taylan: Black Car.

Burak Çıngı: Washing Machine Heart.

Deniz Kuzuoğlu: Washing Machine Heart

Elz and the Cult: Dinlemedim.

İdil Meşe: Nobody.

Tan Tunçağ: Dinlemedim.

Burak Çıngı: İkisi de bu yıl favori albümlerimin içinde ama Kali.

Deniz Kuzuoğlu: Kali Uchis – Isolation

Elz and the Cult: Janelle Moae – Dirty Computer. Bence iki proje karşılaştırılamaz bile.

İdil Meşe: Janelle Monae – Dirty Computer

Tan Tunçağ: Dinlemedim.

Uygar Taylan: Janelle Monae diyebiliriz ama genel olarak çok ilgilendiğim bir müzik değil.

Affet Robot: Nicolas Jaar – Against All Logic

Deniz Kuzuoğlu: DJ Koze – Knock Knock

Elz and the Cult: İkisi de değil.

İdil Meşe: Nicolas Jaar – Against All Logic

Tan Tunçağ: Nicolas Jaar – Against All Logic

Uygar Taylan: İkisi arasında tercih yapmak zor, aynı janrının çok farklı isimleri.

Affet Robot: Snail Mail – Lush

Burak Çıngı: Soccer Mommy

Deniz Kuzuoğlu: Snail Mail – Lush

Elz and the Cult: Snail Mail – Lush

İdil Meşe: Soccer Mommy – Clean

Tan Tunçağ: Dinlemedim.

Affet Robot: IDLES – Joy As An Act of Resistance

Burak Çıngı: Shame.

Deniz Kuzuoğlu: İkisi de.

Elz and the Cult: Dinlemedim

İdil Meşe: Bilmiyorum.

Tan Tunçağ: Dinlemedim.

Burak Çıngı: In my feelings.

Deniz Kuzuoğlu: In My Feelings

Elz and the Cult: Dinlemedim

İdil Meşe: Basima bir sey gelmeyecekse, Drake en sevmedigim muzisyenlerden biri.

Tan Tunçağ: Dinledemim.

Burak Çıngı: Earl Sweatshirt u daha dinlemeye fırsatım olmadı.

Deniz Kuzuoğlu: Earl Sweatshirt – Some Rap Songs

Elz and the Cult: Dinlemedim

İdil Meşe: Earl Sweatshirt – Some Rap Songs

Tan Tunçağ: Dimlededim.

Affet Robot: Yves Tumor – Safe In The Hands Of Love

Deniz Kuzuoğlu: Aisha Devi – DNA Feelings

Elz and the Cult: Dinlemedim

Sibel Engingök: Yves Tumor.

Tan Tunçağ: Dnlmmdm…

Burak Çıngı: Edis’in gardırobu daha mı iyi sanki?

Burcu Tatlıses: Yıldız Tilbe – Yalnız Çiçek

Deniz Kuzuoğlu: İkisini de adam akıllı oturup dinlemedim hiç.

Elz and the Cult: İki şarkıyı da dinlemedim ama Aleyna Tilki.

İdil Meşe: Hicbiri.

Tan Tunçağ: Aleyna Tilki – Yalnız Çiçek

Uygar Taylan: Aleyna Tilki’nin Edis’ten daha büyük bir isim olduğunu düşünüyorum.

Affet Robot: Bohemian Rhapsody

Burak Çıngı: A Star is Born.

Burcu Tatlıses: Henüz Bohemian Rhapsody’i izleyemedim ama Queen bu. Hikayenin öznesi çok büyük, şimdiden yanıtım belli.

Deniz Kuzuoğlu: Hala iki filmi de izleyemedim.

Elz and the Cult: İki filmi de izleme fırsatım olmadı.

İdil Meşe: Ikisini de henuz izleyemedim.

Tan Tunçağ: Bohemian Rhapsody.

Uygar Taylan: Tabiki Bohemian Rhapsody…

Barış Demirel: Sezyum.

Burak Çıngı: Geoff Barrow

Burcu Tatlıses: Pek eğlenceli müzisyenler takip etmiyorum sanırım : )

Deniz Kuzuoğlu: Twitter kullanmıyorum.

Elz and the Cult: Allie X.

İdil Meşe: Twitter kullanmiyorum.

Sibel Engingök: Brian Eno.

Tan Tunçağ: Twitter’la aram çok iyi değil ama Instagram’da Christian Löffler’in fotoğraflarını çok beğeniyorum.

Uygar Taylan: Twitter kullanmıyorum.

Barış Demirel: Şokopop. Bir de son zamanlarda “90’lar – dünyadan futbol” temalı hesaplara çok sardım.

en çok takıldığım hesapların başında saymaya utanacağım envai çeşit, salya akıtmalık çöp hesap var.

Burak Çıngı: _Burakcingi_ dan sonra eklenebilecek KJApa, justsul, magnumphotos.

Deniz Kuzuoğlu: https://www.instagram.com/jenniferfinchphoto/

Elz and the Cult: BasicDisarm

İdil Meşe: Var boyle tipler.

Tan Tunçağ:avazavazdergi” : D

Uygar Taylan: Uygar Taylan : )

Burak Çıngı: Azealia kendini sabote etmesini çok seven bir şahıs olduğu için eminim ki edebileceği herkesle kavga edecektir yine. Benimle etmesin yeter, çünkü I won’t not fuck you the fuck up.

Deniz Kuzuoğlu: Hiç ilgimi çekmiyor.

İdil Meşe: Adele

Tan Tunçağ: Bana ne.

Uygar Taylan: Hiçbir fikrim yok.

Burak Çıngı: Johnny Jewel bu sene çok çalıştı ama Chromatics single / ep devam eder bence. Sky Ferreira artık çıkar.

Deniz Kuzuoğlu: Umarım, özellikle Chromatics

Elz and the Cult: Lütfen artık Sky Ferreira yeni albüm çıkarsın. Bir iki demosunu dinleme fırsatı tanıdı takipçilerine ama gelmiyor, gelemedi.

İdil Meşe: Bilmiyorum.

Tan Tunçağ: Sky Ferreira’yı bilmiyorum ama Chromatics’den şüpheliyim. 2017’de Johnny Jewel solo albüm çıkarmıştı, solo mu devam edecek acaba?

Affet Robot: Radar Live

Barış Demirel: Barışarock

Burcu Tatlıses: Woodstock!

Deniz Kuzuoğlu: One Love

Elz and the Cult: Rock’n Coke ve Radar Live : (

İdil Meşe: Efes Pilsen Blues Festivali

Tan Tunçağ: Tabii ki Rock’n Coke.

Uygar Taylan: One Love Festival

Affet Robot: Kontrolsüz, sınırsız ve eğlenceli.

Burak Çıngı: Liam Gallagher’i Liam Gallagher kadar iyi oynayan oyuncu yok diyorum.

Deniz Kuzuoğlu: Liam, her zamanki Liam işte.

İdil Meşe: Liam Gallagher kendi kendinin karikatürü gibi.

Tan Tunçağ: Ben genelde sosyal medyada herhangi bir konuyla ilgili bir fikir belirtmekten kaçınıyorum. Paylaşan ünlü biri de olsa başka grupları ve müzisyenleri küçümseyen tweetlere hele hiç bayılmıyorum. Liam’ı da takip etmiyorum zaten.

Uygar Taylan: Gallagher kardeşler biraz baydı ya…

Burak Çıngı: İlgi göstermeyin, 10-15 seneye susar.

Deniz Kuzuoğlu: Bu sene öyle açıklamalarda bulundu ki, bu tweet sanırım en normallerinden biri.

Elz and the Cult: Ben.

İdil Meşe: Bence tamamen biraksa iyi olur. Tum kotu aliskanliklariyla birlikte. Amerikan politikasi dahil.

Tan Tunçağ: Sure.

Uygar Taylan: Kanye West sonuçta.

Affet Robot: Hayır.

Barış Demirel: O nedir bilmem

Burak Çıngı: Hayır.

Burcu Tatlıses: Hayır.

Büşra Erkara: Hayır.

Deniz Kuzuoğlu: Hayır.

Elz and the Cult: İndirmedim

İdil Meşe: Hayir

Tan Tunçağ: Hayır.

Uygar Taylan: Hayır

Affet Robot: Hayır ama daha zorlayıcı olanlara baktım.

Barış Demirel: Hayır ama bir parti videosu vardı da olay olmuştu, onu izlemiştim.

Burak Çıngı: Kimdir bilmiyorum ama soruyu okuyunca bakmak zorunda kaldım.

Burcu Tatlıses: Birden çok kez.

Büşra Erkara: Evet, ben baktığımda Miami’de yoga yapıyordu.

Deniz Kuzuoğlu: Hayır.

Elz and the Cult: Bakmadım ama gördüm, gönderildi.

İdil Meşe: Hayir

Tan Tunçağ: Hayır.

Uygar Taylan: Çok sıkıcı bir kadın bence.

Barış Demirel: Kadıköy’de, Mecra. Çok mekan gezip dolaşmam. eğer çıkarsam genelde Karga’ya ve Dunia’ya giderim yıllardır. Nayah da güzel olmuş. Bir de Moda Sahnesi her şeyiyle candır.

Deniz Kuzuoğlu: Sezon boyunca Salon çevresinden pek ayrılamadığım için en çok Nan Şişhane’de vakit geçiriyorum. Karşıya geçince de Bina’da. En çok gittiğim ve keyif aldığım bir diğer iki mekan Kontra Record Store ve Minoa Bookstore & Cafe. İkisinde de saatlerimi geçiriyorum.

İdil Meşe: Babylon

Tan Tunçağ: Zorlu Center.

Uygar Taylan: Kundura Fabrikası’ndaki partiler güzel oluyor.

Affet Robot: Gençliğime üzüldüm.

Barış Demirel: Tatilin ilk günüydü. Feribotta dünyayı kurtarıyorduk. Şaka şaka. Feribottaydık tost yiyordum. Dünyayı başkaları kurtarıyordu.

Burak Çıngı: Macera filmi izlermiş gibi internette sürekli XE sayfalarını yeniledim.

Burcu Tatlıses: Bütün yastıklarımın altına baktım, kıyıya köşeye sakladığım dolarım var mı diye, yokmuş. Bu durumda haliyle kumpanyayı uzaktan seyrettim. Hikaye bilindik olsa da oyuncular hep değişiyor ya, yeni bir heyecan yaratmıyor değil.

Büşra Erkara: Ofisteydim, ertesi gün düğünü olan arkadaşımın altınını daha önce almadığım için başımı taşlara vuruyordum.

Deniz Kuzuoğlu: Tabi ki, Salon bütçesi!

Elz and the Cult: Şimdi bu iş nasıl olacak?

İdil Meşe: Avrupa’daydim. Euro da tavana vurmustu. Normalde 4 konser verip donecektim. Irili ufakli bir suru konser koydum bunu gorunce.

Tan Tunçağ: Dans.

Uygar Taylan: Annem ve arkadaşlarımla uzun uzun telefonda konuştuk.

Affet Robot: Ağlamadım.

Barış Demirel: İzlemedim

Burak Çıngı: İzledim. Oyunculuğundan doyuma ulaşamadığım bir film olduğu için ne üzülesim ne ağlayasım geldi.

Burcu Tatlıses: Ne yazık ki gözden kaçırmışım ama yanıtlarımı size gönderir göndermez izleyeceğim. Trailer itibariyle hissiyatım, fena bir film. Ağlarsam haber ederim.

Deniz Kuzuoğlu: Evet, Sufjan da ateşe odun attı sağ olsun.

Elz and the Cult: İzledim ama ağlamadım.

İdil Meşe: Hayir.

Tan Tunçağ: Ağlamışem.

Uygar Taylan: Duygulandım ama ağlatmadı.

Affet Robot: The Ballad of Buster Scruggs, Phantom Thread.

Burak Çıngı: Pose. The Connors. Westworld 2. Sezon, Glow 2. Sezon, Riverdale 3. sezon. Seneler sonra ilk defa başarılı bir American Horror Story  bu sene gerçekleşti bence.

Snopluk yapmadan söyleyeyim, film olarak Infinity War 10 senenin hesabını çok iyi veren bir film oldu bence. Annihilation, First Reformed, Roma, Love Simon.

Burcu Tatlıses: Bu sene çıkmadı ama ben yeni keşfettim. Peaky Blinders’ı çok çok sevdim, yeni sezonunu bekliyorum heyecanla.

Büşra Erkara: Netflix orjinalleri Queer Eye ve Big Mouth.

Film olarak en çok muhteşem sinematografi ve oyunculuklarıyla I, Tonya ve Phantom Thread aklımda kaldı.

Deniz Kuzuoğlu: Dizi olarak: Succession, Maniac, Barry, Atlanta, Wild Wild Country

Film: Phantom Thread, Roma, BlacKkKlansman, Isla of Dogs, I, Tonya

Elz and the Cult: Bu sene nedense güncel olan şeylerle çok kötü koptum ve sanırım bu sene içerisinde üretilmiş bir şeyi söyleyemem. Gaspar Noe’nin Climax’ini izledim ama tam olarak beğendim diyemem ona.

İdil Meşe: Isle of Dogs

Tan Tunçağ: The Americans, Sharp Objects, Killing Eve, The Handmaid’s Tale, The Looming Tower

Roma, A Quiet Place, Annihilation, First Man

Uygar Taylan: Netflix – DARK, Bohemian Rhapsody, Suspiria, ROMA

Barış Demirel: Efe Demiral

Burak Çıngı: Lana Del Rey – Norman Fucking Rockwell. Umarım ocak ayında çıkar çok beklemek zorunda kalmam.

Rina Sawayama‘nin albümü.

Deniz Kuzuoğlu: Tool
Thom Yorke’un solo abümü.
Run The Jewels 4
Toro y Moi

Elz and the Cult: Housing Crash’in yeni çıkacak olan çalışmaları için çok heyecanlıyım.

İdil Meşe: Kanto Records’dan cikacak her album.

Uygar Taylan: Chemical Brothers – No Geography

Affet Robot: Verimlilik, kuralsızlık ve aynı zamanda tutarlılık/istikrar diliyorum.

Barış Demirel: Barış. Kendimde ve dışarıda. Zor tabii

Burak Çıngı: Güç, şöhret, para 😉

Burcu Tatlıses: Özgürlük.

Deniz Kuzuoğlu: Huzur ve bol müzik, konser, festival

Elz and the Cult: 2018’in özeti kafa karıştırıcı olmasıydı 2019 umarım daha çok kafamı karıştırır. Kaosun içinde çok daha rahat çalışıp ilham alıyorum. Bir de umarım 2019’da yılın trendleri ve neler olup bittiğiyle daha takipte olan biri olurum. Neler oluyor neler bitiyor bir dönüp bakmak lazım 2018 düşündürücü olmuş biraz.

İdil Meşe: Daha fazla muzik ve yeni diyarlar.

Sibel Engingök: Sevgi, anlayış, barış.

Tan Tunçağ: Tutarlılık.

Uygar Taylan: Seyahat edip güzel konserler izlemek.

Deniz Kuzuoğlu:

Tan Tunçağ: Kendi hazırladığım “Mera’s Dream”. Daha çok elektronik müzik odaklı bir playlist:

Uygar Taylan:

2018: YILIN EN İYİ CAZ ALBÜMLERİ

Bu listede senenin en iyi albümlerinden öte cazın evrilip yeni yollar açtığı albümleri derledim. Çok fazla albüme haksızlık ettiğimi biliyorum ama bu sene hem benim hem de biraz daha genç kitlenin dinlemekten sıkılmadığını bildiğim albümleri seçmeye çalıştım.  Aşağıdaki albümlerin hepsi, farklı müzik dallarının son hallerini bünyesine katıp bir şeyler yaratmayı seçmiş. Bu yüzden hepsinin sound’u daha genç ve yaptıkları müzik tarzı daha tanıdık. Tüketilirken keyif vereceğine emin olduğum, hem benim hem de onlarca kritiğin kefil olduğu bir derleme ortaya çıktı. Mainstream’in dışında, yeni şeyler arayan müzikseverlere hepsini tek tek öneriyorum. Her albümden 2 şarkının olduğu bir playlist’i de aşağıya bıraktım:

(daha&helliip;)

2018: ŞARKI HASADI

İşte, bir senenin daha sonuna geldik ve geleneği bozmayıp yine şarkı hasadımızla buradayız. Beyoncé’nin Coachella’yı BeyChella yapması haricinde nadir güzel gelişmelerin olduğu bir seneyi kapatıyor olsak da 2019 için ümitliyiz. The Strokes’un albüm yayımladığı, Azealia Banks’in kimseyle kavga etmediği ve Kanye West’in saçma bir açıklama yapmadığı bir 2019 yılı diliyoruz herkese! (daha&helliip;)

2018’DE YOLUNU GÖZLEDİKLERİMİZ NE ALEMDEYDİ?

Bu senenin başında “2018’de Yolunu Gözlediklerimiz” başlıklı bir yazı yayınlamış ve bu yıl güzel haberlerini beklediğimiz isimleri yazmıştık. O listedeki isimlerden kimler bizi sevindirmiş, kimler bu seneyi de pas geçmiş, bir bakalım. (daha&helliip;)

#TBT: ATOMS FOR PEACE

Thom Yorke dünkü konseri esnasında Flea, Nigel Godrich ve Joey Waronker’ı sahneye davet ederek, 2009 yılında başlattığı süper grup Atoms For Peace’i bir araya getirdi. Performansa hemen buradan ulaşabilirsiniz:

Biz de bu vesileyle Atoms For Peace’in 2013’te yayınlanan ilk ve tek albümü AMOK’ı anmak istedik. Albümün 44 dakikalık romantik ama karanlık dünyasını bir kez daha keşfederken acaba bu sürpriz “reunion” yeni bir projenin habercisi mi diye düşünmeden de edemiyoruz.

İNCELEME: BOHEMIAN RHAPSODY

Biliyorum, biliyorum. Bir müzik blog’unda film incelemesinin ne işi olduğunu bir sorguladınız. Ancak bu herhangi bir film değil, dünyanın gelmiş geçmiş en sıra dışı ve unutulmayan grubunu anlatan bir hikaye. “Müzik nereye dokunursa” diyerekten çarşamba akşamı filmin ön gösterimi için kendimizi Zorlu PSM‘e attık, 8 senelik bekleyişe bir son verdik.

(daha&helliip;)

ASTROSOUNDS: 06.11.18

Astrosounds nedir? Burcunun haftalık seyrinin müzikle süslenmiş hali. Müzik dinlemek için başka bir yol, yeni bir opsiyon, en temizinden yepyeni bir bahane. Üstelik bu hafta en sevdiğimiz astrologlar Astro Poets‘in şiirsel burç yorumları ve yeni albümü şerefine Robyn şarkıları sizlerle.

Her adımından önce yıldızları kontrol edenlere, bu iç karartıcı günde biraz keyfimiz yerine gelsin diye, afiyetle.

KOÇ

BOĞA

İKİZLER

YENGEÇ

ASLAN

BAŞAK

TERAZİ

AKREP

YAY

OĞLAK

KOVA

BALIK

4 ADIMDA MISSY ELLIOTT’TAN ALEYNA TİLKİ’YE

“Dünya küçük” ya da bilimsel söyleme şekliyle, “dünyadaki her insana en fazla altı adımda ulaşabilirsin” derler. Söyledikleri doğru ya da yanlış ama insanlar arasındaki bağlantıları incelemeyi hep merak etmişizdir. Tabii konu müzik olunca bu bağlantıları takip etmek çok daha eğlenceli bir oyuna dönüşüyor. Biz bu oyunu çok oynuyoruz ve bu sefer dört adımda Missy Elliott’tan Aleyna Tilki’ye ulaştığımız bu akışa sizi de davet ediyoruz.

Missy Elliott’ı başlangıç noktamıza koyalım bakalım. Work It’i sevmeyenimiz yoktur herhalde.

Missy Elliott denince Work It’te de olduğu gibi akla ilk gelen isim Timbaland oluyor. Peki Timbaland’ın sonsuzluğa uzanan iş birlikleri arasında M.I.A.’in de yer aldığını biliyor muydunuz?

E konu M.I.A. olunca Diplo’ya da değinmeden olmaz. İkilinin fazlasıyla uzun bir geçmişi var ama biz fazla uzağa gitmeyelim.

Milli gurur kaynağımız Aleyna Tilki’nin Diplo ile yapacağı şarkıyı merak etmiyorum diyen yalan söylüyordur.

 

Bu gönderiyi Instagram’da gör

 

Amerika’da iki aşamalı projemizin ilkini hazırlamaya başladık 🎉 @diplo Welcome to the partyyy🎉 @diplo 😈 🇹🇷 🌍 🇺🇸

Aleyna Tilki (@aleynatilkiofficial)’in paylaştığı bir gönderi ()