TABULA RASA

GARİP DEMİŞKEN: TOM HARDY’NİN RAP MIXTAPE’İ

Günümüzün en çok takip edilen, konuşulan ve beğenilen aktörlerinden biri olan Tom Hardy‘nin 90’ların sonunda kaydedilmiş bir mixtape’i Reddit aracılıyla günyüzüne çıktı. Eddie Too Tall mahlaslı bir DJ ile iş birliği içinde hazırlanan albümdeki bütün şarkı sözleri Tommy No. 1 (a.k.a Tom Hardy) tarafından yazılmış. 90’larda popüler olan geniş aralıkta müzik türlerinden sample’lar içeren kayıtta Tom Hardy’nin sinema kariyerine de göz kırpan “The Godfather”ı da duyacaksınız. Albümün prodüksiyonunun etkileyiciğinin yanı sıra Tom Hardy’nin vokallerinin akıcılığı -en azından çoğu parça için- ve sesinin rap için ne kadar uygun olduğunu görmek de oldukça şaşırtıcı. Falling on Your Arse in 1999‘ı hemen buraya bırakırken dinleyecek en iyi şey olmadığını ama gerçekten sizi de şaşırtacağını düşündüğümüz bir dinlenebilirlikte olduğunu not etmeden geçmeyelim. Keyifli dinlemeler.

+18: CUPCAKKE

Bize Geçelim Mi? Elizabeth Harris, daha çok bildiğimiz ismiyle cupcakKe olarak hayatımıza 2015 yılında Deep Throat ve Vagina isimli single’larıyla girdi. Kendisiyle henüz tanışmadıysanız bile şarkılarının fazlaca cinsel içerikli olduğunu şu an tahmin etmiş olmalısınız. Kariyerinin başından beri çıkardığı iki mixtape ve iki stüdyo albümünün ardından geçtiğimiz haftalarda yayınladığı albümü Ephorize ile ismini çok daha güçlü bir şekilde duyurdu ve büyük bir kitlenin radarına girmeyi başardı.

Evet! Fazla seks içerikli ve bazen bir o kadar da absürd olan şarkıları sadece cinsellik ve şiddet konularına dokunmakla kalmıyor. Öz eleştiri yaptığı inanılmaz gerçekçi sözleriyle dinleyicilerin kendisiyle bağlantı kurabileceği LGBTQ, genç-yetişkin olmanın getirdiği çekingenlik ve ağırlık, romantizm arayışı gibi temalara da bolca değiniyor. İhtiyaçlarını ve isteklerini çekincesizce belirttiği sözleriyle, seksin “kadına yapılan bir şey” olması anlayışından kurtulma yönünde ilerlemeye çalıştığımız şu zamanlarda özellikle değerli bir figür haline geliyor. Bu yüzden binlerce kez evet!

Pişman Mısın? Büyük müzik oluşumlarından tam puan alarak Ephorize ile 2018 yılı cupcakKe için harika başladı. Aynı şekilde devam edeceğini umarken bir yandan da acaba kendisini canlı izleyebilir miyiz diye meraklara düşüyoruz. Özellikle albümün en explicit sözlerine sahip şarkısı Duck Duck Goose’un klibini gördükten sonra, kim bilir konserleri ne kadar absürd geçiyordur diye düşünmemek elde değil. Videoyu şuraya bırakırken iş yerinde açmamanızı ve çocuklarınızı ekran başından almanızı tavsiye ediyoruz.

2018’DE YOLUNU GÖZLEDİKLERİMİZ

Bir yıla daha bol müzik ve yeni albüm umutlarıyla girmiş bulunmaktayız. Bir tarafta bu sene albüm çıkarmasına neredeyse kesin gözüyle bakılan Vampire Weekend, Arctic Monkeys, A Perfect Circle, My Bloody Valentine, Danny Brown ve Ah! Kosmos gibi isimler var; öbür tarafta ise “ha çıktı ha çıkacak” derken albümleri ertelenmekten bir hal olan ya da yıllardır güzel haberlerini beklemekten helak olduğumuz isimler var. Aşağıdaki liste işte tam da bu isimlerden oluşuyor. İlla ki atladıklarımız olmuştur; yorumlarda, mentionlarda buluşalım.

Soruyoruz: Nerede bu müzisyenler?

Sky Ferreira: Böyle bir liste yapma fikri, “Sky Ferreira nerelerde?” diye kendi aramızda konuşurken aklımıza gelmişti. Night Time, My Time yayınlanalı şaka maka neredeyse dört buçuk yıl olmuş. Ferreira’nın ikinci albümü Masochism’i herkes gibi biz de birkaç yıldır nefesimizi tuttuk bekliyoruz ama albüm bir türlü çıkmıyor. Ferreira en son kasım ayında albüm için umutlandıran bir tweet atmıştı, Bir de Fader’a verdiği röportajda Şubat-Mart gibi görsel bir EP yayınlayacağını söylemişti. 2018 sonlanmadan kendisinden yeni bir şeyler duymayı ümit ediyoruz.

Chromatics: “Çıkmak bilmeyen albüm” dendi mi Sky Ferreira ile birlikte akla gelen bir diğer isim de Chromatics. Grup ta 2014’ün sonunda yeni albümleri Dear Tommy’yi duyurmuştu, geçtiğimiz yıllar içinde albümden birkaç single da yayınlanmıştı. Fakat sonra öğrendik ki grubun esas adamı Johnny Jewel, 2015’in sonunda ölümden dönmüş (artık uyuşturucudan mıdır, bilmiyoruz) ardından da albümün bütün kopyalarını imha etmiş. Önceki albümleri Kill for Love’ın on farklı versiyonunu yapan, şarkıları devamlı değiştirip duran ve albümün çıkışını iki sene erteleten biri için pek şaşırtıcı değil tabii. Dear Tommy’nin akıbeti hala belirsiz ama çıktığında bizi hiçbir şekilde hayal kırıklığına uğratmayacağından eminiz.

La Roux: Kendi adını taşıyan ilk albümünü 2009’da, ikinci albümü Trouble in Paradise’ı isa 2014’te yayınlayan La Roux, elini hiç de çabuk tutmayanlardan. Kendisi şu sıralar ne yapıyor, ne ediyor hiçbir fikrimiz yok ve bu seneyi de boş geçirirse şaşırmayacağız, ama özledik valla.

Mutya Keisha Siobhan: Sugababes’in orijinal üçlüsü 2011’de bir araya gelmiş, 2012’de müthiş ilk single’ları Flatline’ı yayınlamışlardı. Kendilerinden uzun bir süredir haber alamıyoruz fakat ilk albümlerinde Blood Orange, William Orbit, Richard X, MNEK gibi isimlerle çalıştıklarını biliyoruz. Albümün ihtimali bile heyecanlandırıyor bizi, umarız ki gün yüzü görür.

Jai Paul: Son yılların belki de en gizemli müzisyeni Jai Paul, BTSTU ve Jasmine single’ları ile ortalığı yakıp yıkmıştı. 2013’te ilk albümünün demosu sızdığında “Bu benim albümüm değil, lütfen satın almayın” dese de albüm yılın en çok konuşulan işlerinden biri olmuş ve pek çok yıl sonu listesinde de kendine yer bulmuştu. Bu yıl içinde kendisinden yeni (ve resmi) bir şeyler duyar mıyız, göreceğiz.

Missy Elliott: Kendisinden yeni bir albüm beklemeyi uzun zaman önce bırakmıştık fakat önce WTF ve Pep Rally, sonra da I’m Better derken kendisi merakımızı hep yukarıda tutmayı başardı. Resmi bir açıklama ve tracklist görmeden inanmayacağız.

Boards of Canada: İkili 2013’te Tomorrow’s Harvest ile yıllar süren sessizliğini bozmuştu. Bu sene yeni bir şeyler yayınlasalar bile öncesinde çok seslerinin çıkacağını sanmıyoruz. Özledik!

FKA Twigs: Bu sene albüm çıkaracağı söylenen isimlerden biri FKA Twigs. Kendisinden herhangi bir açıklama yok şimdilik, ama biz de umutluyuz. Bekleyip göreceğiz.

Ladytron: Son albümleri Gravity the Seducer 2011’de yayınlanmış ve doğrusu pek de ses getirmemişti. Ekip geçtiğimiz günlerde şöyle bir tweet attı, bu sene güzel haberlerini bekliyoruz.

Cassie: RockaByeBaby isimli muazzam mixtape’inin üzerinden beş yıl geçti. Tam da “Cassie yıllardır nerelerde yahu?” derken 2017’nin sonuna doğru iki single yayınladı. Klibi daha dün çıkan Kaytranada destekli Don’t Play It Safe, güzel şeylerin habercisi olmalı.

Jungle: Geçtiğimiz Ekim ayında Harvest Fest’te ülkemize de uğrayan Jungle, ikinci albümlerini güya geçtiğimiz sene yayınlayacaktı. Bir sürpriz olmazsa albümün bu sene yayınlanması bekleniyor. Umarız olmaz.

Trust (TR/ST): O buz gibi soğuk ve karanlık synthpop harikası Joyland’in üzerinden dört sene geçmiş. Geçen sene yayınlanan iki single, bu yıl gelecek bir albümün habercisidir umuyoruz ki.

Robyn: Ah Robyn, seni çok seviyoruz ama sesini bu kadar az duymak bizi üzüyor. Do It Again ve Love Is Free’yi saymazsak son solo albümü Body Talk’un üzerinden neredeyse yedi buçuk yıl geçmiş. Bir iki şarkıya bile razıyız.

Annie: İskandinav popunun bir diğer çok sevdiğimiz ismi Annie’nin de pek sesi soluğu çıkmıyor. Son albümünün üzerinden sekiz, son EP’si Endless Vacation’ın (ki bunu da o kadar sessiz sedasız çıkardı ki) üzerinden de iki yıldan uzun zaman geçti. Yeni bir albüm istesek şımarıklık yapmış olmayız bizce.

John Talabot: Dinledikçe ormanlar içinde koşturup kaybolasımızın geldiği ilk albümü FIN, 2012’nin başlarında yayınlanmıştı. Bu rengarenk albümle elektronik müzik aleminde son yılların en iyi çıkışlarından birini yapan John Talabot’tan yepyeni bir güzellik beklemek hakkımız.

Lily Allen: Kısa süre önce ingiliz rapçi Giggs destekli Trigger Bang’i yayınlayan Lily Allen’dan yıl içinde hip-hop etkileşimli bir albüm gelmesi çok da şaşırtıcı olmaz. Doğrusu çok da umudumuz yok, Sheezus’ı da birkaç şarkı hariç hiç mi hiç beğenmemiştik ama özledik de kendisini.

Gesaffelstein: Sahi bir Gesaffelstein vardı, ne oldu bu adama yahu?

Janelle Monaé: Kendisini çok seviyoruz, oyunculuğuna ve duruşuna da hayranız ama müzik cephesinden haberlerini de özledik. Son albümü The Electric Lady çıkalı dört yıldan uzun zaman olmuş. Kötü bir işe asla elini sürmeyeceğinden eminiz fakat sabırsızlanıyoruz.

MNDR: Amanda Warner’ın muazzam elektro-pop albümü Feed Me Diamonds çıkalı beş yıldan fazla olmuş. Kendisinin adını (feat. MNDR) olarak duymaya alıştık bu aralar, ama yeni bir albüm istesek çok şey istemiş olmayız bizce.

Azealia Banks: Daha dün Instagram’da yeni mixtape’inin Mart ayında yayınlanacağını duyursa da sağı solu hiç mi hiç belli olmadığı için kendimizi umutlandırmıyoruz.

Dum Dum Girls: Uzun zamandır haber alamadığımız bir isim daha. Son albümleri Too True, 2014’te yayınlanmıştı. Bu seneyi boş geçmezler umarız.

Nas: 2012 yazında yayınlanan son albümü Life is Good, en iyi işlerinden biriydi. Kimilerine göre yaşayan en efsanevi rapçi olan Nas’tan yeni bir şeyler duymaya kimse hayır demez.

Kelis: Nas demişken, Kelis de uzun süredir sessiz. Dave Sitek prodüktörlüğünde, Ninja Tune etiketiyle yayınladığı son albümü FOOD’un üzerinden dört sene geçti. Son zamanlarda aşçılığa merak saldığını bildiğimiz Kelis’in artık alternatife de göz kırptığını düşünürsek, kendisinden şöyle Kaytranadalı, Cashmere Catli, Mura Masalı bir albüm duymak müthiş olmaz mıydı?

Bonus:

4 ADIMDA AHMET KAYA’DAN THE SMITHS’E

“Dünya küçük” ya da bilimsel söyleme şekliyle, “dünyadaki her insana en fazla altı adımda ulaşabilirsin” derler. Söyledikleri doğru ya da yanlış ama insanlar arasındaki bağlantıları incelemeyi hep merak etmişizdir. Tabii konu müzik olunca bu bağlantıları takip etmek çok daha eğlenceli bir oyuna dönüşüyor. Biz bu oyunu çok oynuyoruz ve bu sefer 4 adımda Ahmet Kaya’dan The Smiths’e ulaştığımız bu akışa sizi de davet ediyoruz:

Rakı masalarında hep bir ağızdan söylenen şarkıların sahibi, ülkücülerin gizli sevdası Ahmet Kaya ile yola başladık:

Efkarlı masaların vazgeçilmezlerinden olan bu düetin altına Selda Bağcan, Ahmet Kaya ile beraber imzasını atmıştı:

Bu insanlar Selda Bağcan’ı nereden tanıyor da biz dinleyememişiz dememize neden olan en büyük olaylardan biri kendisinin 2016 Primavera Sound’da sahne almasıydı şüphesiz:

Aynı sene aynı festivalde sahne alanlardan biri de hepimizi kederden kedere sürükleyen Radiohead’di:

Ve Radiohead yakın zamanda The Smiths’in buram buram Smiths kokan bu şarkısını coverlamıştı:

SAYGI DURUŞU: FLIGHT OF THE CONCHORDS

Geçtiğimiz günlerde Flight of the Conchords‘un yarısı, özellikle What We Do In The Shadows‘tan ötürü de çok sevdiğimiz Jemaine Clement, FOTC olarak HBO için bir özel bölüm hazırlığında olduklarını açıkladı. Biz de bu vesileyle en sevdiğimiz bölümlerin/şarkıların üzerinden geçerek efsaneleşen dizinin “saf” karakterlerinin geleceğiyle ilgili merak ettiğimiz şeyler üzerine düşünmek istedik.

Hala en azından kendi haklarını savunmalarına bile engel olacak kadar cesaretsizler mi?

Jemaine’in genel olarak kadınlarla yıldızı barıştı mı?

Acaba Murray başka güzel bacaklı sarışınlarla tanıştı mı?

Hala kadınlarla tanışmak amacıyla dışarı çıkıp kendilerini sadece erkeklerin olduğu clublarda buluyorlar mı?

Sonunda çevrelerindeki insanlar ne kadar duygusal olduklarını anladı mı?

Son olarak, gerçekten Fransızca’yı sökmeyi başarabildiler mi?

2017: ST. VINCENT

Neden Değerli?: Nevi şahsına münhasır bir şarkıcı, St. Vincent’ın Pop dünyasına tüm özgünlüğüyle girdiği bir yılı yaşadık. Çıkardığı albüm Masseduction ile bu senenin en iyi işlerinden birini ortaya koydu. İsminden anlaşılacağı üzere “cazibe” kavramı üzerine kurgulanan Masseduction, müzik kısmında ise çok değişik referanslar duyabileceğiniz bir albüm oldu. Yer yer Pink Floyd ya da Beatles duyduğunuza kulaklarınızın inanamayacağı böyle bir pop albümünün altından kalkabilmek zor iş.

Neyi Değiştirdi?: Gelecekte popüler müziğin gideceği yönlerden birini açtığını söylesek abartmış olmayız. Zaten albüm için prodüktörünün Jack Antonoff olduğunu söylersek kafanızda bir şimşek çakabilir.

2018’de Ne Alemde?: Yakın gelecek için konuşursak turnede geçecek bir sene görsek de daha ilerisi için tahmin edilemez oluşu St. Vincent’ı çekici kılan unsurlardan. Sizlerle beraber bekleyip göreceğiz.

2017: GORILLAZ

Neden Değerli?: Damon Albarn’un çizgi karakterlere hayat verdiği projesi Gorillaz, 7 senelik aranın ardından 2017 baharında Humanz’la aramıza dönmüştü. Birçok sanatçının konuk olduğu bu sanal dünya, karşımıza güzelliğini karmakarışıklığından alan bir albüm çıkardı. 2016 ABD başkanlık seçimini eleştiren politik yorumları, konuk sanatçılarla ve kendi müzik kültürüyle harmanlayan Gorillaz, albümü uzun saatler boyunca loop’a almamızı sağlamayı başarmıştı. Hallelujah Money’den beklediğimizi bulamamıştık belki ama albümden beklediğimizden fazlasını aldığımız kesindi:

Neyi Değiştirdi?: Bu kadar çok farklı sanatçı, bu kadar farklı müzik türleri, hem eski albümlerin Gorillaz’ını anımsatan şarkılar hem dönüşmeye başlayan tarzlarının ipuçları nasıl oluyor da aynı albümde olabiliyor hala şaşkınız. Bunun yanında bir müzik projesi olduğu kadar bir çizgi dünya projesi de olan Gorillaz, bu kez bizi neredeyse şarkılarından çok klipleriyle etkisi altına almıştı. Daha uzunca bir süre eşi benzerine rastlanmayacak türden olduklarına dair inancım hala sürüyor.

2018’de Ne Alemde?: Sanıyoruz ki albümden alınan enerjiyle konserler hız kesmeden devam eder. Chicago’da “ Gorillaz Festivali” etkinlik planı yapıldığı da kulağımıza çalınanlar arasındaydı. Ayrıca Jamie Hewlett, 2018’de yeni bir albüm gelebileceğini de açıklamıştı ama buna inanmalı mıyız pek emin değiliz.

2017: EDİS

Neden Değerli? Benim Ol ile başlayarak periyodik olarak önümüze bağımlısı olunacak yeni şarkılar sunduğu, kliplerinden yaptığı işbirliklerine çok güzel işler çıkarıp “başka bir Türkçe Pop mümkün” umudu aşıladığı ve 3 senelik tanışıklığımız sonucu “seküler Türkiye’nin şımarık prensi” haline gelebildiği için çok değerli.

Neyi Değiştirdi? Dans edebilen, hem göze hem kulağa hitap eden Türk popçu açığını kapattı. Sadece 4 single ile, bir albüm çıkarmadan, ne kadar popüler olunabilir gösterdi. Çok Çok’un klibiyle giyiminden klibin düzenlemesine kadar Türkçe pop’un başka sanatçıları taklit etmekten öteye geçip ne kadar kaliteli yapılabileceği konusunda bir umut ışığı oldu. Üstelik twitter’ını kendi kullanıyor oluşuyla sanatçıların dinleyicilerine uzak, soğuk figürler olmadığı bir gerçekliğin mümkün olduğuna inandırdı bizi.

2018’de Ne Alemde? Tarihi henüz belli olmasa da bir albüm geleceğinden emin gibiyiz. Şimdilik hızlıca sağlığına kavuşarak sahnelere geri dönmesini umuyoruz. Bir de bu akşam Bengü ile birlikte Zorlu PSM’de sahne alarak 2017’ye sevenleriyle veda edecek, haberi olmayanlara duyrulur!

2017: TÜRKİYE’DE RAP MÜZİK

Neden Değerli?:  Bir zamanlar arama motorlarına “Türkiye rap” diye yazıldığında karşımıza çıkan tablo TV8 yarışması olsa da, su sıralar “underground” için işler pek tadında ilerliyor. Bu ilerlemenin başlangıcını RedBull bu “underground” isimlere destek vererek yaptı ve devamı başka birçok koldan hızlı bir şekilde geldi. Artık çok sevdiğimiz, takip ettiğimiz ve hatta yıllardır bahsettiğimiz halde ismini gördüğümüz yerlerin sayısı bir elin parmağını geçmediği için üzüldüğümüz isimler ikinci evimiz dediğimiz yerlerde sahne almaya, çok daha profesyonel bir duruşla turlamaya, röportajlar vermeye ve hatta yurt dışına açılmaya başladı.

Bu janranın dinleyicisinin artması ve kendi küçük komünitelerinin dışına taşabilmeleriyle Hiphop is Back, Rap Mahal gibi turneler de büyük kitleler toplayabilmeye başladı bu sene. Doğru afiş, doğru tanıtım, doğru kadro ile herkesin dikkatini çeken müzik türü 2017’de ister istemez rap oldu.

Tabii ki seyirci kitlesindeki bu büyüme bir anda olmadı. Müzikte yakalanan kalite, dinleyici desteğini beraberinde getirdi ve 2017’de 3 kişiden 2’sinin ezbere bildiği Ezhel albümü Müptezhel ile hayatında en son 12 yaşında Türkçe rap dinlemiş olan insanlar bile yakalandı bu akıma.

Zira bu sene rap müzik için bereketli de geçti: Ceza ve Ayben albüm yayınladı. DJ Artz albümü king size oldu. Da Poet, Beat Tape 2 ile benim en çok dinlediğim 2017 çıkışlı şarkılar arasında yerini aldı. Ağaçkakan‘ın tarzını çok net ortaya koyduğu A Nakşvit ve albümün salondaki herkesi hipnotize eden Babylon lansmanı da bu senenin unutulmazlarından oldu.

No:1, Radansa, Gazapizm, Hayki (compilation), Sayedar gibi daha saymak istediğimiz birçok isim var ancak derin sulardan uzak durup, takibinde en ön sırada bekleştiğimiz isimlerle bu seneyi toparlıyorum. (Siz de bu sene bu janradan dinlediğiniz isimleri paylaşmak isterseniz yorum kısmımız hemen aşağıda.)

 

Neyi Değiştirdi?:

  • Basit olarak, Türkçe rap müziğe olan bakış açısı değişti. Aslında rap müziğin tek tarz beat ile var olmadığı daha da gün yüzüne çıktı. Rap müzik konserleri “ergen tayfa” diye betimledikleri kitleden daha geniş topluluklulara açıldı (ve biletler tükendi).
  • Janraların işbirliği her zaman dikkat çekici oldu ve fakat bu noktada Nihil Piraye/Kamufle/Ezhel çalışması ilerleyen tabloda tam vaktinde yerini aldı. Ağaçkakan’ın Kutay Soyocak (Jakuzi) ile çalışması “Herr Neyse” bir diğer akılda yer tutup loop’a doymayan işbirliği oldu.
  • “Ya bu da şarkı mı?” sığ eleştirilerinden ziyade gerçekten üzerine konuşulan, tartışılan bir tür oldu bu sene Türkçe Rap.
  • Diziler de reklamlar da bu yükselişten payını aldı.

2018’de Ne Alemde?:

  • 2017’ye son vuruşu “Schengen yoook, Karaköy’e sen gel Angela Merkel” diyerek Xir yaptı gibi görünüyor, bunun devamının geleceği ayak seslerinden belli .
  • Bir yandan Türkiye çapında devam eden “Rap Mahal” isimli turne ile konserler kaldığı yerden devam edecek gibi görünüyor.
  • Yeni videolara dair beklentilerimiz var zira motivasyonumuzu yüksek tutan önemli bir dinamik olarak görüyorum.
  • Alternatif olanın alternatif kalmasına olan inancımı da 2018’de korumak istiyorum.

 

2017: KELLY LEE OWENS

Neden Değerli?: Önceleri The History of Apple Pie isimli grupta bas gitaristlik yapan, ardından kendi ismiyle birkaç tekli yayınlayan Kelly Lee Owens, bu sene kendi adını taşıyan ilk albümüyle radarımıza takıldı. Owens’ın kendine has estetiğini ortaya koyduğu, türler arasındaki çizgileri muğlaklaştırdığı bu albüm, bizce yılın en heyecan verici çıkış albümü olmasının yanı sıra senenin en iyilerindendi de.

Neyi Değiştirdi?: İlk albümle onca iş arasında dikkat çekmek, farkını göstermek zordur. Owens bu sene bunu layıkıyla başardı. Kalıplara sığmayı reddeden bir albümle çıkageldi. Öyle ki Spotify’ın bile kafası karışmış olsa gerek: Benzer sanatçılar listesinde Visible Cloaks’tan Kaitlyn Aurelia Smith’e, Yaeji’den Forest Swords ve Nite Jewel’a kadar pek çok farklı türden isim bulunuyor. Owens’ın başarısı, S.O ve Evolution gibi özünde bambaşka şarkıları, kendi tarzıyla yoğurup aynı albüm içinde bütünlüklü bir şekilde sunarken bir an olsun tekdüzeleşmemesinde yatıyor. Yılın çok sık aralıklarla baştan sona dinlesek bile asla sıkılmadığımız, her seferinde başka bir şarkısına takıldığımız birkaç albümünden biriydi Owens’ınki.

2018’de Ne Alemde?: Şimdilik biz de bilmiyoruz fakat kendisinin zaman ilerledikçe “underrated” klasmanından kurtulacağına adımız gibi eminiz.

2017: KING KRULE

Neden Değerli?: İngiliz müzisyen Archy Marshall’ın birçok farklı isimle albümler yayımlamasına alışık olsak da en çok onu King Krule olarak biliyoruz. 2010’da yayımlamaya başladığı EP’lerinin ardından olağanüstü bir çıkış gerçekleştirmişti kendisi. 2013 tarihli uzunçaları 6 Feet Beneath The MoonMüzik endüstrisinde yeni bir Morrissey mi doğuyor?” sorularını akıllara getirmişti. King Krule ise hikaye anlatıcılığı ve melankolik sözleri haricinde Morrissey’den çok farklı bir tarzı benimsiyor. Jazz esintilerini post-punk’tan hip-hop’a uzanan geniş bir yelpazeye yayması ile kendisi türünün tek örneği ve yeni neslin en önemli seslerinden biri.

Neyi Değiştirdi?: King Krule adı altında yayımladığı yeni albümü The Ooz ile 2017’nin en iyi işlerinden birini yaptığını söylememize bile gerek yok. Bu albümü duymayan kalmamıştır herhalde. Bu senenin belki de en iyi hip-hop ya da hayır, jazz fusion ya da post-punk albümü olabilir The Ooz. Albümü güzelliği de buradan kaynaklansa gerek. Bu sene yayımlanan hiçbir albüm The Ooz kadar farklı müzik tarzlarının radarından geçerek harika bir iş ortaya koymadı. Belki bir diğer 2017 müzisyeni Perfume Genius, King Krule‘a yaklaşmış olabilir. Ancak Perfume Genius bile birbirine daha yakın ve iç içe geçen müzik tarzlarından yeni albümü No Shape‘i yayımladı. King Krule‘un The Ooz‘u ise çeşitliliği ile kendini ayrıştırıyor.

2018’de Ne Alemde?: Müjde! King Krule 2018’de turnede ve şubat ayında Salon IKSV sahnesinde bu güzel şarkıları bu defa bizim için söyleyecek. Üstelik kendisi iki akşam üst üste sahne alacak. 7 ya da 8 -belki de hem 7 hem 8- Şubat için biletlerinizi bir an önce almanızı tavsiye ederiz.

2017: THE HANDMAID’S TALE

Neden Değerli?: Margaret Atwood’un 1985 yılında yazdığı “Damızlık Kızın Öyküsü” romanının uyarlaması olan The Handmaid’s Tale, gerek anlattığı hikayeyle gerek de sinematografisiyle 2017’nin en dikkat çeken dizilerinden biri oldu. Yer yer araya girip geçmişe ve kadınların sadece doğurganlıklarıyla var olduğu distopik bir geleceğe dayanan güçlü anlatısıyla, toplumsal dönüşüm ve dinamikleri yorumlama ve izleyiciye geçirmedeki başarısıyla ve oyuncu performanslarıyla hepimizin dikkatini çekti ve 8 Emmy adaylığıyla adeta başarısını ispatladı. Henüz izlememiş olanlarımız 2017’nin son fırsatını kaçırmasın diyerek ilk sezon fragmanını şuraya bırakıyorum:

Neyi Değiştirdi?: Son yıllarda özellikle internet üzerinden yayınlanan dizilerin artması film eleştirmenleri arasında sinema kültürü-dizi sektörü tartışmalarını alevlendirmişti. 2017’de bu tartışmalarla beraber sinematografik ögeler taşıyan diziler izlemeye başladık, The Handmaid’s Tale de bu kervana katılan en başarılı dizilerden biriydi. İlk sezonun yayınlanma tarihinin Donald Trump’ın ABD başkanı seçildiği döneme denk gelmesi, The Handmaid’s Tale ile ilgilili “yakın gelecek Amerikası” yorumlarının yapılmasına neden olmuştu. Hakkındaki bu yorumlamalar ve içerdiği distopik ögelerle beraber yeni dönem politik/sosyolojik eleştiri dizilerine de yeni ve yaratıcı bir soluk getirdi.

2018’de Ne Alemde?: İlk gösteriminden itibaren aldığı yorumlarla bizim kadar yapımcıların da dikkatini çeken The Handmaid’s Tale ikinci sezon onayını aldı. Henüz kesin bir yayın tarihi bulunmayan ikinci sezonun 2018’de başlaması planlanıyor.

2017: TAYLOR SWIFT

Neden Değerli? İstesek de istemesek de burada kendisinden biraz bile bahsetmemize gerek kalmayacak kadar geniş bir kitle olarak kendisini tanımak ve hayatımızdaki varlığını kabullenmek zorunda kaldığımız için benzersiz; bununla birlikte 1984 gibi ödüllere, rekorlara doymayan, birçok başarıya imza atmış bir pop albümünün ardından neredeyse onu sollayacak bir albüm olan “reputation”ı yapabildiği için çok değerli.

Neyi Değiştirdi? Neredeyse her yıl kendisinden bolca bahsettik, özellikle iki senede bir Christmas’a doğru yayınladığı albümlerinin de etkisiyle yıl sonlarında, ta ki geçtiğimiz seneye kadar. Kimye ikilisiyle yaşadığı tatsızlıklar sonrası kameralardan ekstra dikkatli bir şekilde kaçmasıyla uzunca bir süre TS detoksu yapmıştık. Bu süreç boyunca bolca da hater kazanmıştı ve yılan emojisiyle Taylor Swift ismi bütünleşmişti. Artık bu kadar kötü bir “reputation”ı düzeltemez, acaba ne yapacak diye merakla beklerken “reputation” ile geri döndü. Gerçekten bu imajı düzeltmedi de, “kötü kız” olarak anılmaya karşı koymaktansa kabullenmeyi tercih etti ve olabilecek en “Taylor Swift” biçimde sıyrılmayı başardı bu işin de içinden. Tabii ki “shade” kraliçesi olarak bu konsepte yeni bir boyut getirip albümle birlikte çıkardığı kitapçık ile herkese laf sokmayı ihmal etmedi. Bununla kalmayıp albüm tanıtımı için UPS ile anlaşıp kargo araçları aracılığıyla yüzünün bütün Amerika tarafından görüldüğünden emin oldu. 1984’te olduğu gibi haftalarca ilk sıralardan inmeyen inanılmaz hitler çıkaramamış olsa da şu ana kadarki en cohesive albümü “reputation”la hater’larının bile saygısını kazandı.

2018’de Ne Alemde? Turne ile önümüzdeki aylarda çokça meşgul olacak gibi görünüyor. Ama artık başarısız bir iş yapmak için fazla büyük bir isim haline geldiği için kesinlikle “reputation” ile ilgili daha da fazla planı olduğunu düşünüyor ve merakla bekliyoruz. Kişisel bir tahmin olarak da ben gardırop seçimlerinin ani ve büyük değişimi sebebiyle hamile olduğunu düşünmeye başladım, yakında haberlerini duyarız…

2017: FIRTINAYT

Neden Değerli?: Ülkemiz gençliği arasında geniş bir hayran kitlesi olan Büyük Ev Ablukada, Full Faça’dan sonra kendini oldukça özletmişti. Fırtınayt’tan uzunca bir zaman önce kendilerini şöyle bir hatırlatmak ve yeni “şekil”lerini duyurmak için zamanında yayınladıkları kendileri kadar tatlı olan şu videoyu tekrar izleyip Büyük Ev Abluka’nın nasıl hem hiç değişmeyip hem  de çok değiştiğine bir kez daha şaşıyoruz:

Neyi Değiştirdi?: Kendi tabirleriyle sürpriz parti tadında yeni Büyük Ev Ablukada şekli. Benim tabirimle ismine yakışır fırtınalıkta bir albüm. Kendi tarzlarını canlı- elektronik denebilecek bir noktaya getirerek hem kendilerinin hem sevenlerinin müzik zevkini tek albümle değiştirdiler sanki.

2018’de Ne Alemde?: Büyük Ev Abluka’da 2018’de konserlerine fırtınayt gibi devam edecek gibi gözüküyor. Yılın ilk aylarındaki konserler özellikle 2018’e hızlı bir başlangıç yapmak isteyenlerimiz için kaçırılmayacak fırsatlar olabilir.

2017: LORDE

Neden Değerli?: Lorde‘u tanımayan yoktur sanıyoruz. 2013 yılında yayımladığı çıkış albümü Pure Heroine ile pop müziğe senelerdir kaybettiği kanı geri kazandırdı. Kendisi henüz daha çok genç olmasına rağmen pop müziğin seyrini değiştirdi ve listeleri haftalarca işgal etti. Öyle ki Lorde‘un pop müziğe getirdiği bu yeni soluk birçok pop sanatçılarını harekete geçirdi ve Lorde tarzı bir pop müzik modasına maruz kaldık. (Bakınız; Taylor Swift, Call it What You Want) Ancak yine de hiçbiri Lorde‘un şarkılarındaki o tadı veremiyor tabii ki.

Neyi Değiştirdi?: 4 senelik bir aradan sonra Lorde‘un ikinci albüm sendromuna takılarak bocaladığını görmek şaşırtmazdı. Ancak Lorde bizi ters köşe yaptı ve bu senenin tartışmasız en iyi albümünü yayımladı. Bir diğer 2017 listemizi onurlandıran müzisyen Jack Antonoff ile harika bir iş birliği yaptı. Green Light senenin en sevilen şarkısı oldu ve Lorde‘un kendine özgü yarattığı pop tınıları böylece başarısını kanıtlamış oldu. Yeni albüm Melodrama‘da yer alan birçok şarkı bu sene içinde en çok sevdiklerimiz arasında yer aldı. Özellikle Sober, The Louvre, Liability, Green Light ve Hard Feelings/Loveless bu senenin pop müziğine yön veren kayıtlar oldu.

2018’de Ne Alemde?: Biliyoruz, sizi üzüyoruz. Ancak Lorde da bir diğer 2018 yılında turneleyecek olan müzisyen. Şu anki turnede Türkiye yok. Ancak iki albümü arasındaki uzun süreyi düşünürsek ümitlerimizi kaybetmemize gerek yok. Bir de kendisinden bir Taylor Swift iş birliği bekliyoruz. Sizce de harika olmaz mıydı?

2017: PRIESTS

Neden Değerli?: Punk müziğin uzun zamandır yakalamaya çalıştığı yeni soluğu bize kazandıran grup oldu Priests. Washington DC’li dörtlü aslında birkaç senedir müzik piyasasında emin adımlarla yükseliyordu. Kendi çabaları ile yayımladıkları iki adet Tape albümleri ve bir de 7 şarkılık bir EP ile Priests çoktan sizin de radarınızdaydı belki de. Diğer punk gruplarından farklı müzik tarzlarını harmanlamaları ile ayrışmayı henüz daha kariyerlerinin başında başardılar ve kendilerini daha uzun bir süre duyacağız gibi duruyor.

Neyi Değiştirdi?: 2017’nin -biraz iddialı olacak belki de ama- en iyi çıkış albümlerinden birini yayımladılar. Nothing Feels Natural 70’lerin California kıyılarının hippie melodileri ile İngiltere’nin melankolik tınılarını bir araya getirdi. Birçok müzik kritiğinden tam not aldılar. Son zamanlarda sene sonu listelerinde kendilerini sık sık görmüş olmanız da çok olası. Nothing Feels Natural gibi hit olma potansiyeli taşıyan kayıtların yanı sıra Appropriate gibi sert punk tınılarının da altından başarı ile kalktılar. Hafif politik sözleri ile yeri geldiğinde korkusuzca Amerikan rüyasını eleştirirken aynı zamanda politik görüşlerinden uzak bir müzikal duruş sergilemeyi de paralelde başardılar. Öyle ki müzik endüstrisinde kendilerinden Savages’dan beri ortaya çıkan en iyi punk müzisyenleri olarak bahsediliyor.

2018’de Ne Alemde?: Her yeni büyük çıkışını yapan müzisyen gibi onlar da tabii ki turne yollarında olacaklar 2018’de. Ancak geçmiş diskografilerine baktığınızda ve çalışkan bir grup olmalarını göz önüne aldığınızda yeni bir albümün olası olduğunu söyleyebiliriz. Ya da en azından umabiliriz…

2017: JULIA MICHAELS

Neden Değerli?: Julia Michaels’ın ismini her ne kadar en çok bu sene duymuş olsak da kendisi son birkaç yıldır pop endüstrisinin gizli yeteneklerinden biri olarak Gwen Stefani’den Britney Spears’a, John Legend’tan Fifth Harmony’ye kadar pek çok isim ve grup için şarkılar yazmaktaydı. Mesela bize Justin Bieber sevdiren şarkı Sorry ve yılın en başarılı pop şarkılarından Bad Liar onun eseriydi. Doğrusu artık kendi ismiyle ün kazanması kaçınılmazdı.

Neyi Değiştirdi?: Julia Michaels, oldukça başarılı bir şarkı yazarı. Ana akım pop’un iyiden iyiye tekdüzeleştiği, sürprizsizleştiği 2017’de kendisinin Nervous System isimli 7 şarkılık EP’si resmen ilaç gibi geldi. Etkilendiği isimler arasında Fiona Apple ve Laura Marling’i sayan Julia Michaels, 90’ların içten ve müziklerinde kişisel deneyime odaklanan singer-songwriter kadınlarının tarzını günümüz pop trendleriyle buluşturuyor şarkılarında. Daha ilk EP’den bu sene listelerde görmeye alışık olduğumuz isimlerden farklı olarak kendine has tarzını oturtmuş gözüküyor Michaels. Bunu en iyi örnekleyen şarkı Issues ile hakkıyla Billboard listesinde 11. sırayı görmeyi başardı. Uh Huh ile yılın en orijinal ve zengin pop hitlerinden birine imza atarak bizi sonraki işleri için daha da heyecanlandırdı. (Klibinin cheesy’liğini görmezden geliyoruz.)

2018’de Ne Alemde?: Julia Michaels yıl boyunca Maroon 5 ile birlikte turluyor olacak. Araya bir albüm olmasa bile bir EP daha sıkıştırmasını umuyoruz. Pop’un kendisi gibi yeni bir soluğa ihtiyacı var çünkü.

2017: PERFUME GENIUS

Neden Değerli?: Perfume Genius -gerçek adıyla Mike Hadrias- dört albümlük kariyerinde duruşu ve şarkıları ile queer müziğin indie sahnesindeki en büyük seslerinden biri oldu. Farklı tarzları harmanlaması ve bu tarzlardan kendi tınılarını yaratması ile kendine ayrı bir yer edindi.

Neyi Değiştirdi?: Yeni albümü No Shape ile bu senenin en başarılı işlerinden birine imza attı. No Shape harika bir albüm olmasının yanı sıra Perfume Genius‘ı benzersiz yapan kendi tarzını en iddialı biçimde ortaya koydu. Hiçbir şarkının diğerine benzemediği ve oldukça farklı tarzlardan ilham alan kayıtları ile ayaklarımızı yerden kesti desek yeridir. Sides şarkısındaki Weyes Blood iş birliği ise bizi bir başka mutlu eden detay oldu.

2018’de Ne Alemde?: Yeni albüm kapsamında turneleyeceği kesin. Kendisi aynı zamanda canlı performanslarının güzelliği ile de oldukça ses getiriyor. Yurtdışında konser kovalayacak olanların kaçırmaması gereken bir isim.